CGTN / Mustafa Hyder Sayed

G7 liderleri salgın, salgın sonrası ekonomik toparlanma ve Çin’in yükselişinden oluşan bir arka planda İngiltere’nin Cornwall kentinde toplandı. Biden’ın “Avrupa seyahatim Amerika’nın dünya demokrasilerini harekete geçirmesi ile ilgili” başlıklı serbest kürsü yazısı, yurt dışına yaptığı ilk ziyaret öncesinde 5 Haziran’da Washington Post’ta yayınlandı. Biden yazısında Çin ve Çin’e karşı durmaktan birden çok kez bahsetti ve ABD’nin ortaklıkları ile ittifaklarını seferber etmek ve yeniden güçlendirmekten ayrıca “güçlü bir konum” ile liderlik etmekten bahsetti.

Ancak G7’nin sorunu, tam da kendi yapısı; kapsayıcı olmaktan çok dışlayıcı, Çin ve diğer yükselen ekonomiler gibi dünyanın en büyük ekonomilerini temsil etmemesi ve bir zamanlar dünyaya askeri (ve ekonomik güçlü) egemen olan Beyaz ırktan, Katolik bir geleneksel seçkinler kulübü olması.

Giderek daha çok bu hale gelen G7 aynı zamanda yeni ortaya çıkan dünya düzeninin değişen gerçeklerini kabul etmek istemeyen bir ülkeler topluluğu gibi görünüyor. Ekonomik güç ve yeniliğin düzenli biçimde Batı’dan Doğu’ya kaydığı ve statüko seçkinlerinin neye mal olursa olsun 50 yıl önceki statülerini sürdürmek istedikleri bir düzen.

G7 toplantısının kilit hedeflerinden biri -kategorik olarak Kuşak ve Yol İnisiyatifi’nin alternatifi olduğu belirtilen- başlatmak istediği Temiz Yeşil Girişim (CGI) idi. CGI neden ümitsiz bir girişimdir? 2013’te başlatılan Kuşak ve Yol İnisiyatifi kapsayıcı, karşılıklı anlayışa dayanan, yatırım temelli ve siyaset dışı bir girişimdir. Şimdiye kadar Doğu Avrupa, Asya’nın bütün bölgeleri ve Afrika’dan 140 ülke Kuşak Yol İnisiyatifi çerçevesinde Çin ile iş birliği yapmak için mutabakat zabıtları imzaladı. Bunun tersine, sadece (G7’nin temsil ettiği) Kuzey Amerika ve Batı Avrupa’nın çoğu gönüllü olarak Çin tarafından katılmak için davet edilmelerine rağmen Kuşak Yol İnisiyatifi’nin dışında kaldı.

Beklenebileceği üzere G7, Çin’le mücadele etmek, kontrol altına almak ve Kuşak Yol İnisiyatifi’ni hedef almak için bir koalisyon olarak kullanılacak, bu da Çin’in nüfuzunu artıracak ve ülkelere geleneksel Bretton Woods kurumları dışında alternatif finans kaynakları sağlayacaktır.

YENİ BİR “SOĞUK SAVAŞ”

Biden G7 ziyareti için yola çıkarken, yazısında “güçlü bir konumdan” liderlik etmenin yanı sıra, kural temelli bir düzenden bahsetti ancak anlatısında eksik olan şey, ahlaki bir liderlik yapmaktır. Aynı şekilde, aynı G7 ülkeleri topluluğu “demokrasi” ve “demokratik değerleri” kendi siyasi amaçları için kullanıyor. Örneğin, Irak’ın kitli imha silahlarına sahip olduğu gerekçesiyle Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve çoğunluğu G7 içinde olan müttefikleri tarafından, Birleşmiş Milletler’in (BM) karşı çıkmasına rağmen işgali yasa dışı ve uluslararası yasaların ihlaliydi.

Aslında, o zamanın ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Condoleezza Rice, daha sonra yazdığı kitapta, Irak’ta hiçbir kitle imha silahı bulunmadığını kabul etti. Bu tür dış politika eylemleri içeren bir tarihe sahiplerken, hangi kural temelli düzen ve demokrasiden bahsediyoruz?

G7 toplantıları sırasında sözde “Uygur Mahkemesi”nin düzenlendiğini, bunun için Dünya Uygur Kongresi Başkanı Dolkun İsa’nın İngiltere’den Cornwall’a gittiği de belirtilmeye değer. “Uygur Mahkemesi” herhangi bir yasal konuma veya bir devletin desteğine sahip değilken, “Xinjiang kartı”nı açma niyeti açıkça görülüyor. İster Temiz Yeşil Girişim ister “Uygur Mahkemesi” yoluyla olsun Çin’i kontrol etmek için koordineli ve düzenli bir çabanın sürdürüldüğü açık ve G7 liderlerinin toplantısındaki sabit noktalardan biri, tamamıyla Çin’i hedef almak.

G7 en gerçek anlamıyla Küresel Kuzey denilen şeyi temsil ediyor. Dünyanın önde gelen ekonomileri (Çin hariç) G7’nin parçası ve gelişmekte olan ülkelerin gelişmesine katkıda bulunma sorumlulukları var. Salgın yoksulluğu artırdı ve Dünya Bankası’nın Ekim 2020 tarihli basın açıklamasına göre, 150 milyon insan daha “aşırı yoksullara eklenebilir ve 10 “yeni yoksuldan” 8’i orta gelirli ülkelerde olacak.

G7’nin “yeni bir Soğuk Savaş” başlatmak yerine kendi ülkelerinde görülen “aşı milliyetçiliği” sorununu ele almak için iş birliği yapması, aşıya ulaşma konusunda gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki eşitsizliği gidermek adına birleşik bir çaba göstermesi, iklim değişikliği ile mücadele, gelecek salgınları önceden önlemek için araştırma ile geliştirme ve BM ile Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) gibi çokuluslu kuruluşları ve çok taraflılığı güçlendirmek için Çin’in iş birliğini sağlamaya çalışmaları gerekir.