CGTN / Jeffrey D. Sachs

Yirmiler Grubu (G20) çok taraflılığın sütunu haline geldi. Dünyada birçok üst düzey işten konuşma ortamı olmasına rağmen, G20 aktif olarak küresel diyaloğu, tartışmayı ve en önemlisi ekonomik sorunların çözümünü destekleyen en iyi türü temsil ediyor. Neyse ki en büyük sınırlamasına -Afrika nüfusunun yüzde 96’sını dışarıda bırakıyor– Afrika Birliği’ni (AU) dâhil ederek kolayca çare bulunabilir.

Elbette, İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemin başından bu yana çok taraflılık esasında Birleşmiş Milletler (BM) sistemi aracılığıyla çalıştı. 193 üye ülke ile BM, uluslararası hukuku oluşturmak ve uygulamak için müstesna, zorunlu bir toplantı yeri sunuyor. Her ne kadar BM, sık sık ABD ve diğer büyük güçlerin tek taraflı yaklaşımıyla zarar görse bile küresel olarak hayatta kalmak için gerekli olmaya devam ediyor.

Yılda yaklaşık 3 milyar dolar olan çok az çekirdek bütçesi belki de olması gerekenin onda biri kadar ve kronik olarak eksik finanse ediliyor. BM halen barışa, insan haklarına ve sürdürülebilir kalkınmaya muazzam ve gerekli katkılarda bulunmayı başarabiliyor. Ancak G20 de kritik bir rolü yerine getirmeye başladı. Dünyanın en büyük 20 ekonomisini temsil ederek, daha esnek ve daha hızlı biçimde sorun çözmeye olanak sağlıyor. BM üyelerinin her birine bir konu üzerinde konuşması için 10 dakika verdiği zaman konuşmaların süresi 32 saati buluyor, G20 masanın etrafında yer aldığı zaman bu süre üç saati aşıyor. Ve G20’nin kararları uluslararası hukukun gücüne sahip olmasa bile, iklim değişikliği ile kalkınma finansmanı gibi ilgili BM süreçlerini destekler ve destekleyebilir.

Diğer bir grup ise 1975 yılında dünyanın en büyük gelirine sahip ekonomilerini bir araya getirmek için oluşturulan G7’dir. 1998 yılında sekiz gelişmekte olan ülkeleri kapsaması için grubun büyüklüğünü iki katına çıkarmayı (o zamana kadar Rusya’nın dâhil olmasıyla G8’e dönüşmüştü) tavsiye ettim. Bir G16’nın, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında, “dünyaya dayatmaya değil, yenilenmiş ve dürüst bir diyalog için parametreler oluşturmaya çalışacağını” savundum.

Kısa süre sonra G20 bu rolü oynamak için yaratıldı. G20 ilk olarak maliye bakanlarının toplanmasıyla 1999 yılında ortaya çıktı ve daha sonra 2008 yılındaki finansal krize yanıt olarak devlet ve hükümet başkanlarının toplantısına dönüştü. O zamandan bu yana G7 giderek temsili olmayan bir hale ve nihai eylemde yetersiz duruma geldi.

İTALYA BAŞKANLIĞINI KALICI BİR MİRAS BIRAKMAK İÇİN KULLANABİLİR

Mevcut G20, 19 ulusal hükümet ve Avrupa Birliği’nden (AB) oluşuyor. (Fransa, Almanya ve İtalya AB’de G20 üyesi oldukları için gerçekte iki kez temsil ediliyorlar.) AB’nin gruba dâhil olması ustaca bir önlemdi. Çünkü AB, 27 üye devletin arasında ekonomi politikalarını koordine ettiğinden, AB’nin yürütme kolu Avrupa Komisyonu, küresel kaygıya yol açan ekonomik konularda blok adına makul bir biçimde konuşabilir.

Ayrıca, G20 süreci de AB’nin iç koordinasyon çabalarını güçlendirerek, sonuçta 27 üyenin yararına olur. Bu yüzden G20, sadece 20 liderin masada bulunduğu 43 ülkeyi (27 üyeli AB ile AB üyesi olmayan 16 ülke) temsil ediyor. Bu 43 ülke BM üyesi devletlerin sadece yüzde 22’sini, bununla birlikte dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 63’ünü ve gayri safi dünya üretiminin yüzde 87’sini oluşturuyor. G20 masasında temsil edilen 43 ülke diğer 150 BM üyesi ülkeleri adına konuşmasa bile, küresel sorunları tartışmak için sağlam bir temele sahip olmada dünya halkları ve ekonomik faaliyetlerinin yeterli bir kısmını oluşturuyorlar.

Ancak Afrika’nın neredeyse tamamını dışarıda bırakan grup, Afrika ve dünyanın düşük gelirli ülkelerini büyük ölçüde yetersiz temsil ediyor. Afrika Birliği’nin 55 ülkesi (BM üyelerinin dörtte birinden fazlası) 1,4 milyar insana (küresel toplamın yüzde 17,5’ine) ve piyasa odaklı döviz kurunda 2,6 trilyon dolara ev sahipliği yapıyor. Toplam olarak, Afrika şu anda kabaca Çin veya Hindistan ile aynı nüfusa ve ülke sıralamasında –Fransa’nın hemen arkasında ve İtalya’nın önünde– sekizinci sırada yer alacak bir ekonomiye sahip. Afrika’nın, dünya nüfusu ve üretiminde payı gelecek yıllarda artacaktır.

G20’nin tek Afrikalı üyesi Güney Afrika, dünyanın 39. en büyük ekonomisi ve G20 üyeleri arasında ise en küçük ekonomidir. Nijerya ve Mısır’ın Gayri Safi Yurt İçi Hasılası (GSYİH) gerçekte Güney Afrika’dan büyüktür, ancak onlar dünyanın en büyük 20 ekonomisi arasında değiller. Sonuç olarak Güney Afrika dışındaki Afrika liderleri G20’ye sadece gözlemci olarak davet edildiler. Afrika’nın çok sınırlı temsil edilmesi, Afrika’nın sadece G20 zirvelerinde değil, aynı zamanda yıl boyunca yapılan bakanlar ve teknik düzeydeki toplantılarda da önemli küresel ekonomik konular üzerindeki G20 tartışmalarına katkısını sert biçimde sınırlandırıyor.

G20’nin etkinliğinin anahtarı, müzakerelerde ve karar almada hız ile esnekliğe olanak sağlamak için masadaki yeterli sayıda mütevazı liderle beraber küresel nüfus ve ekonominin çok yüksek ve temsili kapsamını başarmasıdır. Afrika Birliği’ni dâhil etmek her iki kriteri de yerine getirecektir; masaya sadece bir sandalye eklenerek büyük ölçüde artan temsil. Grup, bir yuvarlak masa tartışmasına sadece 10 dakika eklenmesiyle aniden 54 daha fazla ülkeyi, 1,3 milyar daha fazla insanı ve 2,3 trilyon dolar daha fazla üretimi temsil edecekti. Dahası, Afrika Birliği’nin genişletilmiş bir G21’e kabul edilmesi, Afrika içinde, AB’nin G20’ye katılımının Avrupa içinde sahip olduğu aynı canlandırıcı etkiye sahip olacaktır: 55 Afrika ülkesi arasında siyasi koordinasyonu ve uyumu güçlendirecektir.

Bu yıl birden çok acil sorunla birlikte G20, Afrika Birliği’nin acil üyeliğinden büyük ölçüde faydalanacaktır. Temel öncelikler, daha fazla Covid-19 ölümünü ve yeni varyantların yayılmasını önlemek için evrensel aşı kapsamının başarılmasını, salgının yol açtığı uzun vadeli ekonomik zararı azaltmak için yeni önlemlerin alınmasını ve bir iklim felaketinden kaçınmak için bütün ülkelerin ve bölgelerin yüzyılın ortasına kadar karbonsuzlaştırma taahhütlerini güvenceye almalarını kapsıyor.

G20 bu kadar önemli bir alan olduğu için, diğer aday üyeler de şüphesiz G20’nin kapısını çalacaktır. Grup, daha küçük, daha çevik bir üyeliğin çıkarlarına karşı daha geniş temsilin çıkarlarını dengelemek zorunda kalacak. Afrika Birliği söz konusu olduğunda seçim açıktır. Yeni bir G21 o zaman diğer adaylara benzer bölgesel delegasyonlar aracılığıyla temsil edilmeyi araştırmalarını söyleyebilir. Örneğin, bu on Güneydoğu Asya ülkesindeki 661 milyon insan için ASEAN veya Latin Amerika’daki benzer gruplar gibi.

Bu yıl G20, İtalya Başbakanı Mario Draghi’nin son derece becerikli ellerinde bulunuyor. İtalya, başkanlığını kalıcı bir miras bırakmak için kullanabilir. Afrika Birliği’ni ekim ayı sonunda Roma’da yapılacak zirveye katılmaya davet ederek, daha müreffeh, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir dünyanın inşa edilmesine önemli katkıda bulunabilir.