Fransa’da Emmanuel Macron cumhurbaşkanlığı seçimini kazandı. Ülke şimdi haziran ayındaki parlamento seçimine hazırlanıyor. “Pirus zaferi” değerlendirmesi yapan Siyaset Bilimci Onur Sinan Güzaltan, parlamento seçimlerinde muhalefetin yükseliş çizgisini sürdürerek başbakanlık koltuğunu alabileceğini değerlendiriyor.

Fransa’da cumhurbaşkanlığı seçiminde Avrupa Birliği (AB) ve NATO karşıtı söylemleriyle bilinen adayların yükselişi Batı’da tedirginlikle karşılandı. Macron yüzde 58’le kazansa da, gözlemciler bunu kesin bir zafer olarak görmeme eğiliminde. Kutuplaşma ve kırılganlığın artması, sosyal ve ekonomik sorunların derinleşmesi, AB ve NATO ile ilişkiler Fransa’da seçim sathında yapılan başlıca tartışmalar. Moskova RUDN Üniversitesinde doktora çalışmalarını yürüten Siyaset Bilimci Onur Sinan Güzaltan’a göre kesin olan şey, Fransız toplumunun kurulu düzene itirazının seçim sonuçlarıyla tescil edilmesi…

“FRANSA’DA ÇİFT BAŞLILIK OLASILIĞI”

Onur Sinan Güzaltan’a göre “Son 20 yılda sağ oyların artması, Fransız halkının seçim sistemine güveninin erimesi, ekonomik bunalım, Batı’nın içindeki çatlaklar” nedeniyle Macron, Pirus zaferi kazandı.

CRI Türk’te Mehmet Kıvanç’ın hazırlayıp sunduğu Manşet programına katılan Güzaltan, “Macron’un önünde karanlık bir tablo var,” dedi ve şöyle devam etti:

“Macron siyasi bir geleneği temsil eden lider değil. Macron’un zayıflığının altında bu yatıyor. Macron, ne Komünist Parti’nin ne Fransız merkez sağının ne merkez solunun adayı. Macron, uluslararası sermayenin dayattığı bir adaydı.”

Cumhurbaşkanlığı seçimini tamamlayan Fransa’nın önünde haziran ayında parlamento seçimleri var. İkinci dönemine zayıflayarak seçilen Macron, parlamento seçiminde de güç ve oy kaybederse iki başlı bir yönetim ortaya çıkabilir.

Nitekim 7,7 milyon oy alan sol aday Melanchon, 24 Nisan’da yaptığı açıklamada, parlamento seçimlerine işaret etmiş, “Macron ya da Le Pen’in seçimiyle değil Fransızlar seçtiği için başbakan olmuş olacağım.” demişti.

Haziran ayındaki parlamento seçimlerinde Fransa’da iki başlı bir yönetim ortaya çıkabileceğini değerlendiren Güzaltan da “Yasama yürütme arasındaki iki başlılık nedeniyle Macron’un bloke olabileceği bir senaryoya Fransa’nın yuvarlanma ihtimali çok yüksek.” dedi.

“MACRON DE GAULLE DEĞİL”

Fransa’daki sisteme göre cumhurbaşkanı başbakanı seçiyor. Cumhurbaşkanının partisi parlamento çoğunluğunu kazanamadığı senaryoda, başbakan çoğunluk partisinden seçilebiliyor. Peki, bu olasılık gerçekleşirse Macron’un ikinci dönemi nasıl şekillenir? Macron, elinin zayıflaması durumunda, sosyal refahı önceleyen muhalefete taviz vermek zorunda mı kalır?

Güzaltan’ın bu soruya yanıtı şöyle:

“Macron, uluslararası Fransız sermayesine dayanıyor. Dolayısıyla çok fazla hareket kabiliyeti yok. Fransa’da 1980’lerden beri çöken bir orta sınıf var. Fransa’da aslında devlet sosyalizmi diyebileceğimiz bir sistem vardı. (François) Mitterrand ki bu da tarihin bir çelişkisidir, sosyalist bir isim olmasına rağmen Fransa’da sosyal devleti bitiren siyasetçi olarak anılır. Macron da aslında O’nun devamcısı, küresel sistemi temsil eden bir aday. Le Pen’i Melanchon’u destekleyen Fransız işçi sınıfı ve orta sınıfı lehine hamle yapma kapasitesi çok yüksek değil.”

Güzaltan, “NATO’nun beyin ölümü” ilanında bulunan Macron’un uluslararası siyasetine yönelik ise şunları söyledi:

“Macron’un bir Charles de Gaulle olmasını, Fransa’yı Amerikan aksının dışına çıkarmasını veya Fransız orta sınıfına yönelik hamleler yapmasını beklemek hayalcilik olacaktır.”

“LE PEN FIRSAT KAÇIRDI”

Le Pen’in partisinin oy oranını yüzde 40’ın üzerine taşıması, birçok yorumcuya göre önemli hatta tarihsel bir başarı. “Fransa’nın ağır bir sosyal ve ekonomik kriz içinde olduğu” yorumunu yapan Güzaltan’a göre ise şartlar çok daha fazlasını yapmak için uygundu:

“Le Pen böyle bir ortamda yakalamışken Macron’a galip gelemedi. Bir yandan da bu durum şuna işaret ediyor: Macron her ne kadar sol gibi gözükse de aslında küreselleşmeci sağın adayı. Sağın sağdan sağ politikalarla yenilemeyeceğini de gösterdi aslında bu sonuçlar. Le Pen ve Melanchon arasında birinci turda çok az bir fark vardı. İkinci tura Melanchon kalsaydı nasıl bir tablo olacaktı? Bunu da tartışmak lazım. Bu denklem değişebilir. Sol ve sağ taban arasında geçişkenlik var. Bir sonraki seçimlerde solun adayı ikinci tura kalabilir.”