1945’ten beri dünya “hegemonu” olan Amerika Birleşik Devletleri (ABD), tahtına göz diktiğini düşündüğü Çin’i hedefe koydu.

Ekonomik ve teknolojik olarak Çin’in kendisini geçmesini ve yeni bir dünya düzeni kuruyor olmasını en büyük tehlike olarak gören ABD, 2012’de savunma (saldırı) doktrini değişikliğine gitti ve yeni hedeflerinin Çin olduğunu açıkladı.

Çin, Rusya’dan farklı olarak askeri bir tehditten çok daha fazlasıydı.

ABD’nin Bretton Woods ile 1944’te kurduğu küresel ekonomik kapitalist düzene açıktan ve kökten bir tehditti.

Doların hegemonyasını devirmeyi planlıyor, dünyanın merkezini Batı’dan Doğu’ya çekiyordu.

ABD, Çin’in Kuşak ve Yol girişimini de tam olarak bu hedefi gerçekleştirmek için ortaya koyduğunu saptıyordu.

2012 sonrası ABD, Çin’e pek çok “saldırı” düzenledi.

En başta Güney Çin Denizi, Tayvan, Japonya ve Kuzey-Güney Kore ile sınır ve deniz alanları krizlerini körükledi.

Obama döneminde özellikle Suriye üzerinden Çin’in Kuşak ve Yol geçiş yerlerinde kriz ve savaş siyaseti izlendi.

Asya’nın kalpgâhındaki Afganistan’dan çekilme planları ertelendi.

“Demokrat” Obama’dan sonra sürpriz biçimde seçimi kazanarak Washington’da çok farklı bir profil çizen ulusalcı Cumhuriyetçi Donald Trump ise Çin’i doğrudan ticaret savaşlarının merkezine aldı.

Yıllardır ABD başta olmak üzere Batılı ülkelerin savunduğu küreselleşme ideallerini bir günde çöpe atıp, açıkça korumacılık yaptı, Çin mallarına vergi ve yaptırımlar uyguladı.

Çin’in küresel ticaretinde gerileme yaşansa da asıl darbeyi Çin’den ithalat yapan Batılı ülkeler aldı.

Covid-19 salgını da ilk çıktığında tamamen Çin’i etkiledi. Sınırlarını kapatan küreselleşme şampiyonu Pekin, uzun bir dönem ihracat düşüşü yaşadı.

Trump’tan sonra düşman olarak Rusya’yı öne çekeceği vaadiyle iktidara gelen Joe Biden, bu kez el büyüttü ve NATO’yu Çin ve Rusya’yı çevreleyen yeni bir formasyona sokma kararı aldı.

Asya’da ise kısa adı QUAD olan dörtlü bir yapı kurmak için düğmeye bastı.

ABD, Avustralya, Japonya ve Hindistan.

14 Haziran 2021’de Brüksel’de açıklanan yeni, “2030 NATO Vizyonu” da ağırlıklı olarak Çin’i yalnızlaştırmak ve baskılamayı hedef alıyor.

Ancak ABD gerek bozuk ekonomisi, gerekse özellikle Suriye yenilgisi sonrası askeri ve siyasi gerilemesiyle eskisi gibi dünyaya nizam vermeye muktedir değil.

Çin, eski savaş stratejisti Sun Tzu’nun, “Düşmanını çok iyi tanı” şiarıyla Kuşakv e yol girişimini adım adım ilerletiyor. Hem de pek çok alternatif politikalarla.

Çaresizlik içindeki Biden’ın Rusya’ya uyguladığı tam saha pres siyaseti sonrası, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e 16 haziran 2021’de Cenevre’de uzattığı taktik müttefiklik eli de havada kaldı.

Rusya, 1970’lerdeki Çin olmayı reddetti.

1972’de Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) ile pek çok açıdan düşman konumda olan Mao Çin’inin, Kissinger-Nixon girişimiyle ABD yanına çekilmesi, stratejik olarak Sovyetler’in çöküşünde en az Afganistan işgali ve aşırı savunma harcamaları kadar önemli bir etken olmuştu.

Çin ile siyasi, ekonomik ve askeri olarak güçlü bir ittifak içindeki Rusya’nın, bunu bozup hiç bir şekilde güvenemeyeceğini çok iyi bildiği ABD ile iş birliği yapması için hiç bir sebep yok.

Avrupa ile ilişkilerin düzelmesi için taktik adımlar belki, ama stratejide gerileme anlamına gelecek bir değişimin olması beklenmiyor.

ABD’nin Kuşak ve Yol girişiminin batıya çıkış noktası olan Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi (Doğu Türkistan) üzerinden Uygur propagandası veya Hong Kong’da iç karışıklık çıkarma çabaları elinde kalan son kozlar belki de.

BIDEN’DAN CIA’YA EMİR: VİRÜS İÇİN ÇİN’İ SUÇLA

Bir de son olarak Covid-19 pandemisinin sorumlusu olarak Çin’in gösterilmesi ve Biden’ın emriyle, bilim kuruluşları yerine bizzat CIA’nin “virüs komplosunun sorumlusu olarak Çin’i işaret etmesi” var, heybede.

Trump’ın ünlü “Çin virüsü” ifadesinden sonra Biden bu kez el yükseltti ve virüsü Çin’in biyolojik savaş unsuru olarak kullandığını iddia etti, CIA’yı devreye soktu.

Biden’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, 20 Haziran’da açıktan tehdit etti.

Sullivan, Çin’in Covid-19 salgınının kökenine ilişkin bir soruşturmada (daha önce Wuhan’da bilimsel tetkiklerde bulunan ve Çin’i aklayan Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) değil fakat CIA ile) iş birliği yapmaması halinde “uluslararası toplumda tecrit” ile karşı karşıya kalacağını söyledi. ⁠

Ancak Pekin’in önceki soruşturmanın şeffaf bir şekilde yürütülmesini nasıl engellediğini açıklamadı.

Sullivan’ın sözlerine yanıt veren Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Zhao Lijian, 21 Haziran Pazartesi günü yaptığı açıklamada, Pekin’in koronavirüsün kökeni soruşturmasıyla iş birliği yapmadığı iddiasının geçerli olmadığını söyledi.

Zhao, Sullivan’ın açıklamasının, Çin’in karşı çıktığı ve kabul etmeyeceği “açık bir tehdit”ten başka bir şey olmadığını vurguladı.

Zhao, ABD’nin gerçekten pandeminin dibine inmek istiyorsa, ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri’nin (NIH) koronavirüsün ABD’de Aralık 2019’da var olduğunu öne süren raporuna ışık tutması ve Maryland eyaletindeki Fort Detrick askeri üssündeki biyolojik laboratuvarda neler olduğunu açıklaması gerektiğini söyledi.

Öte yandan CRI Türk sitesinde CGTN’den çevrilerek yayımlanan bir makale de, Çin’in artık Fort Detrick’te Temmuz 2019’da neler olduğunu daha fazla kurcalayacağının işaretini veriyor.

Yuan Sha imzalı yazının başlığı: ABD, Dünya’dan ne Gizliyor?

Fort Detrick’in karanlık sırları arabaşlığını da içeren yazı ile benim 2020’de Pankuş yayınlarından çıkan “Covid-19: Bir Virüs’ten Ötesi” kitabım büyük benzerlikler taşıyor.

Çok da uzun olmayan bu yazıyı alıntılıyorum.

“Japon İmparatorluk Ordusu’nun kötü şöhretli Birim 731’inin (UNIT 731) gaddarlıkları dünyayı şoke ediyor. Daha da rahatsız edici olan Amerika Birleşik Devletleri’nin Birim 731 ile bağlantıları ile gizli Fort Detrick ve dünyanın çeşitli yerlerindeki diğer yüzlerce biyoloji laboratuvarlarında kendi gizli deneyleridir.

Japon İmparatorluk Ordusu’nun biyolojik savaş aygıtı olan Birim 731, İkinci Dünya Savaşı sırasında Çin’in kuzeydoğusunda siviller ve savaş esirleri üzerinde korkunç insan deneyleri yaptı. Onlar ayrıca suları ve tarım arazilerini hastalık taşıyıcı mikroplarla kirleterek biyolojik savaş yürüttüler. Bu deneylerde en az 200 bin Çinlinin katledildiği tahmin edilirken, bu Çin halkı üzerinde sarsıcı anılar bıraktı.

Korkunç savaş suçları, görgü tanıklarının tanıklığı ve haberlerde detaylı olarak belgelenmiştir. Japon yayın kuruluşu NHK’nin, “Birim 731: Elit Doktorlar ve İnsan Deneyleri” ve “Birim 731: İnsan Deneyleri Nasıl Yapıldı” başlıklı belgesellerinde, Birim 731’in Çinli siviller üzerindeki biyolojik deneyleri ve biyolojik savaşın ayrıntıları ortaya çıktı ve ilk kez bu savaş suçlarının kayıtları yayınlandı. Bu korkunç tarih ayrıca, Çin’in kuzeydoğusundaki Japon Ordusu Birim 731’in Savaş Suçları Kanıtları Müzesi’nde de tutuluyor.

ABD BİRİM 731’İN SAVAŞ SUÇLARINI GİZLİYOR

Dünyayı büyük şaşkınlığa uğratacak şekilde, bu tür insanlığa karşı savaş suçları İkinci Dünya Savaşı’nın bitmesinden sonra “tamamen kapatıldı.” Birim 731’in insan deneyleri Başkanı Shiro Ishii, cezalandırmadan kurtuldu ve 1959 yılında ölünceye kadar barış içinde yaşadı. Hatta diğerleri Japonya tıp camiasının omurgasını oluşturdular. Buna karşın, Avrupa’da benzer deneyler yapan Nazi savaş suçluları Nuremberg’de savaş suçları mahkemesinde yargılandılar.

Onlarca yıl sonra karanlık gerçek ortaya çıkmaya başladı. 1998 yılında The Los Angeles Times gazetesi, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ABD ve Japonya arasında gizli bir anlaşma yapıldığını yazdı. Savaştan sonra ABD’nin niyeti Japonya’nın bir Soğuk Savaş dönemi müttefiki olarak desteğini almaktı. Haberde, 1947 yılında ABD istihbarat servisi ve General Douglas MacArthur arasında deney verileri karşılığında Birim 731’in suçlarının gizlenmesi niyetine ilişkin bir belge ortaya çıktı.

Bu hikâye daha sonra diğer haberlerle desteklendi. The New York Times gazetesi, 1995 yılında ABD’nin Japonların biyolojik ajanlar araştırma verisini muhtemelen Sovyetlere karşı kendi potansiyel askeri kullanımı için istediğini yazdı. ABD, sadece Shiro Ishii ve Birim 731’in diğer savaş suçlularını yargılamadan muaf tutmakla kalmadı, aynı zamanda onlara maaş bağladı. 1995 yılında San Jose Mercury News, ABD istihbaratının Birim 731’in işlediği suçları nasıl gizlemeye çalıştığına dair ayrıntılı kanıt sunan gizliliği kaldırılmış ABD ordusu belgelerini yayınladı.

ABD, Birim 731’in savaş suçlarında sadece suç ortağı değildi, ayrıca biyolojik savaşta ve biyolojik silah geliştirmede önde gelen bir oyuncu oldu. 1956 yılında ABD federal hükümeti, Maryland’daki Fort Detrick’i, ABD ordusunun bir dizi korkunç deneyler yaptığı biyolojik savaşta liderliğini sürdürmek amacıyla biyolojik silah araştırmaları için bir üs olarak belirledi.

Ancak Fort Detrick’in, Birim 731 ile yakın ilişkide olduğu dünyada çok az bilinmektedir. ABD, Birim 731’in deney verilerini almak için, (yaklaşık olarak) 250 bin yen harcadı ve Shiro Ishii’yi, Fort Detrick’de bir (biyolojik silah) danışmanı olarak hizmet etmesi için davet etti. ABD Ulusal Arşivler veri tabanı verilerine göre, 1946 yılından 1949 yılına kadar Fort Detrick’te yaklaşık 60 görüşme ve çalışma yapıldı.

FORT DETRİCK’İN KARANLIK SIRRI

ABD, Birim 731’in malzemelerini aldıktan sonra, çok sayıda biyolojik silah araştırması yapmaya başladı. Amerikalı gazeteci John W. Powell, “Japonya’nın Biyolojik Savaşı: ABD’nin Savaş Suçunu Gizlemesi” adlı makalesinde ABD’nin biyolojik silahları geliştirmesinin, Japonya tarafından geliştirilenlerle çok benzer olduğuna dikkati çekti. W. Powell, “Tüylere hastalıkları sporla bulaştırmak Ishii’nin fikirlerinden biriydi ve tüy bombaları ABD’nin biyolojik silah cephaneliğinde standart bir silah haline geldi.” ifadesini kullandı.

Fakat Temmuz 2019’da, ABD Hastalıkları Kontrol ve Önleme Merkezi, ABD ordusunun Fort Detrick’teki bulaşıcı hastalıklar enstitüsünü en az iki kez “önleme ihlali” yüzünden kapattı. Ancak kapattıktan kısa süre sonra, laboratuvara faaliyetlerine yeniden başlama izni verildi. ABD hükümeti Fort Detrick’teki kapanma konusunda sessiz kaldı.

Covid-19 salgınının görülmesinden bu yana Fort Detrick ile ilgili birdenbire sorular ortaya çıkmaya başladı. 10 Mart 2020’de, Beyaz Saray internet sitesinde Fort Detrick ile ilgili bilgi amaçlı bir dilekçe yayınlandı ama daha sonra gözden kayboldu. Amerikalı siyasetçiler, yasal kaygıları yanlış bilgilendirme ve komplo teorileri olarak reddediyor ve Covid-19’un kaynağına ilişkin asılsız iddialarda bulunarak dikkatleri başka tarafa çekmeye çalışıyorlar.

ABD, onlarca yıldır dünyanın çeşitli yerlerindeki 200’den fazla biyolojik laboratuvarlarındaki gizli deneylerini örtbas etmeye çalıştı. Bu gizli faaliyetler, insan güvenliği ve uluslararası istikrar için ciddi riskler oluşturuyor. Fort Detrick biyoloji laboratuvarıyla ilgili soruşturma çağrılarının artmasıyla, ABD’nin, uluslararası topluma biyolojik silah geliştirmesi konusunda şeffaf davranması zorunludur.”

Çin’in resmi yayın organı Global Times gazetesi 26 Mayıs 2021 tarihli sayısında ilk kez Fort Detrick’i işaret etmişti.

Global Times, “ABD iftirasına karşı Fort Detrick biyolaboratuvarını inceleme zamanı” başlıklı bir editoryal yazı ile olağan şüphelinin Fort Detrick olduğunu açıklamıştı. (https://www.veryansintv.com/kutuyu-actilar-cin-fort-detrick-dedi)

“Demokratik ve Adil Uluslararası Düzenin Teşviki” bölümünden emekli BM Bağımsız Uzmanı Alfred-Maurice de Zayas, virüsün kökenine ilişkin yeni bir uluslararası soruşturmanın gerçekten nesnel olması gerektiğini ve yalnızca Wuhan salgınına değil, 2019’da dünyanın başka yerlerinde bildirilen tüm virüs varlığı vakalarına da bakılması gerektiğini söylüyor.

Zayas, kısa süre önce Sputnik’e bir röportaj verdi:

Sputnik: ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, Çin’in kendi topraklarında virüsün kökenine ilişkin “gerçek” bir soruşturmaya izin vermemesi durumunda “uluslararası izolasyon riskini” taşıdığını belirtti. ABD gerçekten Çin’e “uluslararası izolasyon” dayatabilecek mi?

Alfred de Zayas: ABD’nin Çin ile ekonomik rekabetini kaybettiği oldukça açık. ABD “ekonomik savaşı” kazanamıyorsa, en azından “bilgi savaşını” kazanmak istiyor. Sullivan, Çin’in izole edilemeyeceğini kesinlikle anlasa da, sahte haberlerin yasal meselelerin algılanmasında güçlü bir etkisi olduğunu da biliyor. ABD yine de “Çin virüsü” için Çin’i suçlamak ve Çin’i “pervasız tehlikeye atma” ihmali nedeniyle haksız fiil mevzuatı kapsamında dava etmek istiyor. ABD, Çin’e olan trilyon dolarlık borcunu iptal etmeyi çok istiyor ve umutsuzca bunu makul kılmak için yarı yasal argümanlar arıyor.

Sputnik: Potansiyel bir laboratuvar sızıntısına veya virüsün insan yapımı olduğuna dair doğrudan bir kanıt yokken Washington’un yeni bir koronavirüs kökeni araştırması başlatma yönündeki yenilenen baskısının arkasında ne var?

Alfred de Zayas: ABD, Covid krizini kendi yanlış yönetiminden uzaklaştırmak istiyor. Şu anda ABD’nin sıfır kanıtı var – sadece şüpheler ve komplo teorileri. ABD için suçlama oyununda her zaman “katma değer” vardır. Calumniare audacter semper aliquid haeret – karalayın ve nasıl olsa pislik her zaman bulaşıcıdır.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Wang Wenbin de 4 Haziran’da yaptığı açıklamada, 2019’un ikinci yarısında dünyanın çeşitli yerlerinde tespit edilen virüs ve Covid-19 pandemisi hakkında giderek daha fazla sayıda rapor bulunduğunu ve uluslararası toplumun (Temmuz 2019’da “sızıntı” yüzünden kapatılan) Fort Detrick ve ABD Savunma Bakanlığı’nın sayıları 200’ü geçen denizaşırı biyo-laboratuvarlarında neler olup bittiği konusunda oldukça endişeli olduğunu belirtmişti.

Çin ayrıca ABD’yi, DSÖ uzmanlarını virüsün “kökeninin izlenmesine” yardımcı olmak için Fort Detrick tesisine davet etmeye çağırdı.

Veryansın TV / Hüseyin Vodinalı

KAYNAKLAR:

ABD dünyadan ne gizliyor?

https://sputniknews.com/asia/202106221083207915-us-empty-threat-to-isolate-china-over-covid-probe-is-attempt-to-win-info-war-ex-un-expert-says/

https://sputniknews.com/india/202106091083105400-indian-hindu-nationalist-group-rss-backs-covid-lab-leak-theory-questions-us-role-in-pandemic/

Covid 19: Bir Virüsten Ötesi – Hüseyin Vodinalı – Pankuş Yayınları 2021 2. Baskı