Haber/ Analiz: Yasin Paşalı

Aslında her şey 1974 yılında FIFA Başkanlığına seçilen João Havelange’nin vadettiği o sözle başladı. Havelange, “I have come to sell a product called football” yani “Futbol ismi ile bir ürün satmaya geldim.” sözü verdi. Bugün bütün dünyaya mal olan “futbol sadece futbol değildir”in en önemli mihenk taşı belki de o vaatle başlamıştır.

FIFA (Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği) ve UEFA (Avrupa Futbol Federasyonları Birliği) bugün futbolda sözü geçen en önemli kurumların başında geliyor. Bu iki kurumun yıllardır yapmış oldukları uygulamalar şüphesiz günümüzdeki tartışmaların en önemli nedeni.

AVRUPA SÜPER LİGİ’NE GELEN TEPKİLER

Bugün futbolun merkezi konumundaki Avrupa’daki bazı kulüplere özellikle son çeyrek asırda yapılan “ayrımcılık” artık geri dönülemez boyutlara gelmiş durumda.

18 Nisan Pazar akşamı yapılan bir açıklama ise adeta tüm dünyada büyük yankı uyandırdı. Aralarında İngiltere Premier Ligi’nden Arsenal, Chelsea, Liverpool, Manchester City, Manchester United ve Tottenham; İspanya La Liga’dan Atletico Madrid, Barcelona ve Real Madrid; İtalya Seria A’dan Milan, İnter ve Juventus’un bulunduğu 12 büyük kulüp 20 takımdan oluşacak Avrupa Süper Ligi’ni (ASL) kurduklarını açıkladı.

ASL’yi oluşturan kulüplerin bu açıklamasının ertesi günü UEFA, daha önce ön bilgi olarak duyurulan 36 takımlı Şampiyonlar Ligi’nin yeni formatını resmen açıklayacaktı. Bu kulüpler, muhtemelen istediklerini tam anlamıyla alamadıkları için çok daha önceden hazırlıklarını yaptıkları bu projeyi duyurdular.

Yapılan bu açıklama sonrası ise büyük tepkiler geldi. Önce UEFA’dan ardından da FIFA’dan sesler yükseldi. UEFA Başkanı Aleksander Ceferin, 12 kulübün yaptığı bu açıklama için “kalkışma” sözünü bile kullandı. Bu kulüplere uygulanacak yaptırımlar yayınlanmaya başlandı. UEFA’ya bağlı ülkelerin federasyonlarından, kulüplerden, teknik direktörlerden ve futbolculardan ardı ardına açıklamalar geldi ve tepki gösterdiler.

İlk zamanlarda tepkilere rağmen 12 kulüp geri atmadı. Hatta ASL’nin kurucu başkanı ve Real Madrid Başkanı Florentino Perez “Futbolculara milli takım yolu kapanırsa kendi Dünya kupası turnuvamızı organize ederiz.” bile dedi.

Futbolun bütün paydaşlarından gelen tepkilerin en belirleyicisi olanı ise futbolun asıl sahibi olan futbolseverlerden geldi. Sosyal medyanın da etkisiyle öyle bir tepki koydular ki, kulüpler önce frene bastı ardından da geri adım atmak zorunda kaldılar. Hatta “hata yaptık özür dileriz” diye açıklama yapan kulüpler bile odu. Bu 12 kulübün büyük çoğunluğu geri çekildiklerini resmen açıklasa da Perez “Süper Lig projesi ölmedi, hayatta. Sadece askıya aldık.” ifadelerini kullandı.

AYRIMCILIKLARDAN YETİNMEDİLER

Peki, bu noktaya nasıl gelindi? UEFA, özellikle Şampiyonlar Ligi sonrası Avrupa’nın önde gelen kulüplerine toleranslı davranırken, diğer kulüplerin mağdur olmasını görmezden geldi. Belli ülkelerin Şampiyonlar Ligi’ne katılan takım sayıları artarken diğer ülkelerin azaldı. Finansal Fair Play belli ülkelerin belli takımlarına uygulanmazken diğer ülkelere ve takımlarına sonuna kadar uygulandı. Tam anlamıyla adaletli bir yarış olmuyor.

Avrupa Süper Ligi’ni kuran takımlarının çoğu son çeyrek asırdır futbola damgasını vurdu. Bu kulüpler öyle bugünkü gibi çok ön planda olan kulüpler değildi. UEFA Başkanı Caferin’in bile bu manada açıklamaları oldu.

Futbol sadece futbol iken Avrupa futboluna Ajax, Kızılyıldız, Steaua Bükreş, PSV, Benfica, Nottingham Forest, Feyenoord, Celtic, gibi birçok kulüpte damgasını vuruyordu. Gerek takımların gerekse de UEFA’nın yanlış uygulamaları sonrası günümüzde artık belli kulüplerin söz sahibi olduklarına şahit oluyoruz.

Avrupa’nın önde gelen kulüpleri kendilerine yapılan ayrımcılıklardan yetinmediler hep daha fazlasını istediler. Bu yıllardır böyle devam ediyor. Bu artık öylesine bir seviyeye geldi ki “Biz kendi ligimizi kuruyoruz.” açıklaması ile pik yaptı.

Tepkililer sonrası geri adım atsalar da UEFA ile bir orta yolunu bulup ki, muhtemelen biraz daha ayrıcalık kazanarak yola devam edecekler. Fakat ileride bir gün Avrupa Süper Ligi projesini hayata geçirmek için her şeyi yapacaklardır. Hatta bu projeyi bütün dünyaya yaymak isterlerse de hiç şaşırmayın.

FUTBOL, FUTBOL OLMAKTAN ÇIKIYOR

Batı’nın kapitalist anlayışı futbola uygulanmak istenmesi hızla futbolu futbol olmaktan çıkarıyor. A Milli Futbol Takım Teknik Direktörü Şenol Güneş’in bir sözü ise günümüzdeki futbol anlayışına adeta ışık tutuyor. “Eskiden futbolu fakirler oynar, zenginler izlerdi. Şimdi ise zenginler oynuyor, fakirler izliyor.”

Avrupa Süper Ligi ile başlayan tartışmada ise FIFA ve UEFA’nın yıllardır yapmış oldukları ayrımcılık sonrası karşıladıkları manzaraya ve de ASL’yi oluşturan kulüplerin yapmış oldukları hamle ve sonrasında karşılaştıkları tepkiler sonrası oluşan manzarayı anlatan en anlamlı şey, büyük halk ozanı Neşet Ertaş’ın türkülerinde de yer verdiği o muhteşem söz olsa gerek: “Kendim ettim, kendim buldum.”