Spor yorumcusu Behçet Üstün, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın hazırlayıp sunduğu “Güne Başlarken” programına konuk oldu. Üstün, spor gündemindeki son gelişmeleri değerlendirdi.

A Milli takımda işlerin kötü gittiğini belirten Behçet Üstün, “Grup maçlarına çok iyi başladıktan sonra gelen Letonya beraberliği ile birlikte her şey terse döndü. Euro 2020’deki başarısız performans, ardından Dünya Kupası elemelerindeki sonuçlarla tam bir panik havası oluştu. Şenol Güneş önceleri başarısızlığı birçok dış etkene bağlarken ayrılık neredeyse kesinleşir gibi olunca ‘sorumluluk benim’ demeyi akıl etti. Oysa bunu çok daha önce yapsa belki de takımı da toparlayabilirdi. O ise tersine, isim vererek bazı oyuncuları dâhil herkese suç buldu. Hollanda hezimeti sonrasında Burak Yılmaz ‘hocamızın arkasındayız’ mealinde açıklamalar yaptıysa da ben bunun pek doğru olduğunu düşünmüyorum. İsim vererek kamuoyunun önüne atılan oyuncular ve ‘sıra bize de gelir mi’ endişesi taşıyan diğer arkadaşları bunu yapan hocanın arkasında durmazlar. Eşyanın tabiatına aykırı.

Ne yazık ki, ayrılıkları da beceremiyoruz. Şenol Güneş’in milli takımdan ayrılış hikâyesi de Euro 2020 ve Hollanda maçı gibi kaotik oldu. Güneş’in maaşından şeytani düzene kadar anlamsız birçok konu konuşulurken çözüm önerileri ne yazık ki, tartışılamadı bile.

8 Ekim’de yani 24 gün sonra kritik bir Norveç maçına çıkacak millilerin teknik direktörü halen belli değil.

“TÜRK FUTBOLU UZUN SÜREDİR BİR ÇÖKÜŞTE”

Şenol Güneş’in Milli Takım’ın başında olduğu ikinci dönemine ait sonuçlar şöyle:

32 maç, 15 galibiyet, 10 beraberlik ve 7 mağlubiyet. Çok da kötü gözükmese de puan kayıplarının ve mağlubiyetlerin kritik maçlara denk gelmesi çok başarısız bir tabloyu ortaya çıkardı.

Öncelikle şunu kabul edelim, Türk futbolu uzun süredir bir çöküşte ve bu çöküş duracak gibi gözükmüyor. Teşhiste isabet kaydedemedikçe tedavinin başlaması pek mümkün değil. Ortaya atılan birçok teknik direktör ismi var. Ancak sorunumuzun isimler olmadığı da ortada. Federasyonda her konuda hiçbir bilimsel temele dayanmadan, günü birlik kararlar veriliyor. Federasyonu başkanın yönetmediği de birçok yerde biliniyor ve dillendiriliyor, ama ‘kral çıplak’ demeye kimse cesaret edemiyor, zira işin ucu siyasete dokunuyor.

Bugün bir sihirli değnek değse ve çözüm için gerekli çalışmalar yapılarak mantıklı bir plan ortaya konsa dahi problemlerimiz bitmeyecek, zira genetik olarak sabırsızız. Bugün geldiğimiz dip noktadan yukarıya doğru ivmelenebilmemiz sabırlı ve planlı davranmaktan geçiyor. Ne yöneticiler, ne de taraftarların bu sabrı göstermeyeceğini, ilk tökezlemede planın yerle bir edileceğini hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla arada sırada tesadüfen gelecek istisnai başarılar dışında pek de parlak bir gelecek görmüyorum Türk futbolu adına.”

“ORTAK İRADE İLE TEMİZ, ADİL VE DOĞRU YÖNETİLEN BİR FUTBOL SİSTEMİ”

Süper Lig’de oynanan maçların kalitesine değinen Behçet Üstün, “Bu hafta sonu oynanan lig maçlarını izlediyseniz Türk futbolunun markalaşamamasının nedenlerini de görmüşsünüzdür. Bir zamanlar ekonomik olarak (yayın gelirleri) ‘Avrupa’nın altıncı büyük ligiyiz’ derken ki, o zamanlar da maçlarımızı dışarıya pazarlayamıyorduk, şimdi o da artık yok elimizde. Bırakın yabancıları, bizler bile ligimizi izlemekten keyif almıyoruz. Takımlar, başta teknik kadrolar olmak üzere yatarak maç bitirme mantığındalar. Hakemler ‘ne olur ne olmaz’ diyerek her temasa düdük çalıyorlar, oyunu durduruyorlar ya da sürekli sertlikle oyunun durmasına neden olan oyunculara müsamaha gösteriyorlar. VAR denilen iler teknoloji yardımcı unsur bir takım kifayetsiz muhterislerin elinde oyuncak olmuş halde. Kararlarda hiçbir standart yok ve yine de herkes yüksek notlar alıyor, ertesi maç görevlendiriliyor.

Kurnaz teknik adamlar ve yöneticiler yani sistemi çözmüş olanlar, hata olsun olmasın her maç sonrasında rakiplerin kollandığından ve hakemlerin kendilerini doğradığından bahsederek ertesi haftayı garanti altına almaya çalışıyorlar. Taraftarın ise ‘adalet’ zaten umurunda değil. Sistem lehlerine işlediği müddetçe hiçbir kimsenin itirazı yok.

Bu şartlarda ne kulüp, ne de milli takım bazında yol alabilmemiz mümkün değil. Ortak irade ile temiz, adil ve doğru yönetilen bir futbol sistemi istemediğimiz müddetçe bir gün sizin, bir gün bizim ağzımıza bir parmak bal çalarlar ve bu düzenden nemalananlar da zenginleşmeye devam ederler.” açıklamasında bulundu.

“FİLENİN EFELERİ GURURLANDIRDI”

Spor yorumcusu Behçet Üstün, A Milli Erkek Voleybol Takımı’nın 2021 CEV Avrupa Şampiyonası’ndaki başarısı için de şunları söyledi:

“Voleybolda Filenin Sultanları’ndan sonra erkek milli takımımız da Avrupa Şampiyonası’nda bizleri gururlandırdı. ‘Son 16 turunda elenmenin neresi gururlandırıyor?’ derseniz açıklayayım. Öncelikle erkek voleybolunda kadınlardaki kadar fazla yatırım yapılmadı hiçbir zaman, halen de yapılmıyor. Bu anlamda, daha kısıtlı şartlarda ve doğal olarak daha yavaş gelişen bir dal. Buna rağmen, son iki Avrupa Altın Ligi şampiyonu olan ve artık bir üst seviyeye doğru yol alan bir milli takıma sahibiz. Avrupa Şampiyonası’na giderken, açıkçası fazla bir beklentim yoktu. Anca millilerimiz grup maçlarına sürpriz bir Rusya galibiyeti ile giriş yaptılar. Bunu küçümsememek gerekiyor. Rusya bir geleneği olan, dünya sıralamasında üçüncü sırada bulunan, Avrupa şampiyonalarında çoğu 1967/87 yılları arasında olsa da 14 şampiyonluğa sahip, 6 dünya şampiyonluğu bulunan, son olimpiyat finalisti olan bir ülke. Hollanda maçında tek bir oyuncuya, Nimir’e çare bulamadığımızdan, Finlandiya maçında da biraz tecrübesizlikten yenilerek grup liderliğini alamadık. Doğal olarak da güçlü bir rakiple, Sırbistan ile eşleştik. Dünya sıralamasında 8. sırada bulunan, son on yılda aynı Rusya gibi iki Avrupa şampiyonluğu olan (ki son Avrupa Şampiyonu aynı zamanda) bir ülkeden bahsediyoruz. Ve biz o Sırbistan’ı elemenin eşiğinden döndük. Biraz daha tecrübeli bir takımımız olsaydı şu anda çeyrek finaldeki rakibimizden bahsediyor olacaktık. Bu noktada iki sayı ile maçı kaybetmiş olmak, Sırbistan gibi bir takıma karşı bu oyunu oynayabilmek gerçekten gurur verici.

Dolayısıyla ben geldiğimiz noktanın oldukça iyi bir seviye olduğunu, yeni bir koç ile bir kademe daha yukarı çıkabileceğimizi düşünüyorum. Nedim Hoca’ya takımı buraya kadar taşıdığı için teşekkür edilerek artık daha fazlasını verebilecek bir isme yönelmemiz gerekiyor.

Ben kendi adıma bu turnuvadaki mücadelelerinden dolayı Filenin Efeleri’ne teşekkür ediyorum.”