Hüseyin Vodinalı

Bu virüsle ilgili çok tartışma var.

Ortaya çıkışı, yayılışı, alınan sıkıyönetim tedbirleri, aşılar, kimlerin nemalandığı vs…

Herkesin mutabık kaldığı bir konu varsa, bu konuda hiçbir şeyin “normal” olmadığı.

Eğer ben o meşhur “küreselci çeteden” biri olsam, şüphecileri susturmak ya da bastırmak için “aşı karşıtlığı” ifadesini genelleştirir, eylemlerin sözcüsü olarak da Abdurahman Dilipak’ı koyardım.

Neyse mevzuyu dağıtmadan devam edelim.

FDA (U.S. Food and Drug Administration/ABD Gıda ve İlaç Dairesi), Amerikan Sağlık Bakanlığına bağlı; gıda, diyet eklentileri, ilaç, aşı, biyolojik medikal ürünler, kan ürünleri, medikal araçlar, radyasyon yayan aletler, veteriner aletleri ve kozmetiklerden sorumlu bürodur.

Covid krizinde Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ile birlikte çok önemli bir rol oynuyor.

mRNA tipi aşılara acil kullanım onayı veren merci de işte bu FDA’dır.

Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) yetkili olmasına rağmen etkisi tüm dünyada hissedilir.

Çoğu ülke sağlık kurumları oraya bakarak karar verir.

Türkiye de onlardan biri.

İşte bu FDA kısa süre önce kritik bir toplantı yaptı.

FDA, üçüncü bir Pfizer Covid-19 “güçlendirici aşı” yetkisini görüşmek üzere 17 Eylül 2021’de bir Aşı Danışma Komitesi toplantısı düzenledi.

Güçlendirici aşı, tüm hayatı karantinaya almanın fikir babası Imperial College’dan Neil Ferguson ve ABD Ulusal Alerji ve Enfeksiyon Hastalıkları Enstitüsü Başkanı Anthony Fauci tarafından savunuluyor.

Bu toplantıdan kısa süre önce ise FDA’nın en iyi iki aşı araştırmacısı olan, Aşı Araştırma Ofisi Direktörü Dr. Marion Gruber ve Yardımcısı Dr. Phillip Kause istifa etti.

İstifaları için bir sebep öne sürmediler ama gelişmelerle ilgili ciddi kaygıları olduğu biliniyor.

Bu istifalar, FDA’daki 18 yetkilinin, Biden yönetiminin eylül ayında, FDA onayı olmaksızın Pfizer’ın “güçlendirici aşılar” başlatma planına karşı çıktığına ilişkin The Lancet’te çıkan bir haberin ardından geldi.

Dolayısıyla FDA’daki Aşı Danışma Kurulu toplantısı bir hayli tartışmalı geçti.

18 üyeli komite, (daha sonraki oylamada 65 yaş ve üstü insanlar için güçlendirici aşıları onaylamalarına rağmen), destek aşılarını 16’ya 2 oyla reddetti. FDA bağışıklık sistemleri düşük kişiler için onayı 18 Ağustos 2021’de vermişti.

Ancak 17 Eylül’de sağlıklı kişiler için 3. doz aşıyı reddettiler.

Toplantının “açık oturum” bölümünde, ilk kez Pfizer aşılarını sorgulayan muhalif doktorlara, endişelerini dile getirme fırsatı verildi.

Onlar da şimdiye kadar yoğun bir şekilde sansürlenen aşılarla ilgili GERÇEK verileri kamuoyuna sundular.

Çalışmalarını Cornell Tıp Okulu’nda yapan New Orleanslı acil servis doktoru Dr. Joseph Fraiman, henüz Covid-19 aşılarının ciddi zarar vermeden hastaneye yatışları azalttığını kanıtlayacak geniş kapsamlı bir çalışma olmadığını belirtti.

Fraiman, acil servise gelen “aşı tereddütlülerin”, Covid-19 aşısının riskleri konusunda aşılananlardan daha eğitimli olduğunu söyledi.

Fraiman, FDA komite toplantısında şunları kaydetti:

“Birçoğunun aşı tereddütlerinin yanlış bilgilendirilme olduğunu düşündüğünü biliyorum. Benim gördüklerim hiç de öyle değil. Aslında tipik olarak, eğitim seviyesinden bağımsız, acilde tanıştığım aşı kararsızları, aşı çalışmalarına daha aşina ve kendi Covid risklerinin aşılılardan daha fazla olduğunun da farkında. Örneğin, hemşirelerimin çoğu, Covid-19’un nasıl bir ölüm ve yıkıma neden olduğu konusunda çoğu insandan çok daha fazla deneyime sahip olmalarına rağmen aşıyı reddetti. Onlara aşıyı neden reddettiğini soruyorum. Covid’in, yaşlılar, obezler, şeker hastaları için ilk elden tehlikelerini gördüklerini ama kendi risklerinin düşük olduğunu söylüyorlar. Yanlış da değiller. 30 yaşında bir kadının Covid’e yakalanma ve bunun üzerine hastaneye kaldırılma şansı yaklaşık 7 binde 1’dir.”

Covid-19 Erken Tedavi Fonu İcra Direktörü Steve Kirsch de komitede ifade verdi ve şunları aktardı:

“Bugün, kimsenin bahsetmekten hoşlanmadığı, aşıların kurtardığından daha fazla insanı öldürdüğünü söyleyeceğim. Odadaki fili size göstereceğim.”

Bu aşıların sanıldığı kadar “güvenli” olmadığına ilişkin veriler sunan Kirsch, 6 aylık Pfizer mRNA aşısı uygulamaları ve VAERS (Vaccine Adverse Event Reporting System/Aşı yan etkisi raporlama sistemi) verileri de dahil, mevcut verilerin uzman analizinin, aşıların iddia edilenden daha fazla insanı öldürdüğünü kanıtladığını ileri sürdü.

Verilere göre, milyon doz başına yaklaşık 411 ölüm meydana geldi.

Bu da küresel çapta yaklaşık 150 bin kişinin öldüğü anlamına geliyor.

Kirsch, ardından İsrail Sağlık Bakanlığından bazı veriler sundu:

“Gerçek rakamlar, kurtardığımızdan daha fazlasını öldürdüğümüzü doğruluyor. Son 4 ayda yüzde 94,4 aşılı gruptan yüzde 82,9 aşılı gruba geçtiğimiz 90+ yaşındaki İsrail Sağlık Bakanlığı verilerine bakmayı çok isterim. Bu, en iyimser senaryoda, aşılı kişilerin yüzde 50’sinin ve aşılanmamış kişilerin %0’ının öldüğü anlamına gelir. Bunu halka açıklayamadığınız müddetçe güçlendiricileri onaylayamazsınız.”

VAERS verileri üzerinde kapsamlı çalışmalar yapmış olan Dr. Jessica Rose, önceki yıllardaki tüm aşılara kıyasla mRNA aşılarında 10 kat fazla yan etki görüldüğünü kanıtlayan bir sunum yaptı.

Verilerle ilgili bulgularını paylaşan bu üç doktor, komitenin bir parçası değildi, toplantının “açık yorumlar” bölümünde söz aldılar.

Ancak FDA’nın bu kişilerin yorumlarına izin vermesi çok önemli.

Anlaşılan o ki, FDA’da Pfizer Covid-19 aşılarıyla ilgili bazı iç çekişmeler yaşanıyor.

Bunun nedenleri neler olabilir?

Bunun için iki olası neden var.

Birincisi, Pfizer’in rakiplerinin, Covid-19 aşılarında çok fazla pazar payı elde etmesine karşı FDA’daki bağlantıları aracılığıyla Pfizer’ı itibarsızlaştırma çabası olabilir.

Veya ikincisi, mevcut Covid-19 aşı anlatısının bariz biçimde yanlış çıkmasından dolayı insanlar Biden İdaresi’ndeki FDA gemisini terk etmeye başlıyor olabilir.

İkinci sebep daha ağır basıyor gibi görünüyor. 

Çünkü yüz binlerce insan şimdi Covid ile ilgili olumsuz deneyimleri hakkında seslerini duyurmak için uğraşıyor.

FDA ve diğerleri, eğer bir rejim değişikliği olursa ve bazıları insanlığa karşı suçlardan (1947 Nuremberg Kanunları-Deneysel aşıya zorla maruz bırakılmak) tutuklanmaya başlarsa diye korkmaya başlamış olabilir.

FDA mRNA AŞILARINI GERÇEKTEN ONAYLADI MI?

Bu noktada sorgulanması gereken bir konu daha var.

23 Ağustos’ta FDA’nin daha önce acil kullanım koduyla izin verdiği Pfizer Biontek mRNA aşılarını bu kez onayladığı haberleri çıkmıştı.

Gerçekten onaylandı mı yoksa farklı bir uygulama mı yapıldı?

Bu sorunun cevabını Amerikalı Araştırmacı-Yazar F. William Engdahl’in yazısında bulabiliriz.

“FDA, Pfizer ve BioNTech’in mRNA genetik aşısı için tam onay oyu verdiğini açıkladı. Bundan emin miyiz? Bu sözde yeni statü, Biden İdaresi ve birçok eyalet ve şirket tarafından zorunlu aşıları uygulamak için kullanılıyor. Kötü şöhretli ve çelişkili Biden Covid danışmanı Anthony Fauci, bu kararı kullanarak, ülke için ulusal zorunlu aşılama çağrısında bulunuyor. Ortaya çıkmayan şey ise FDA ile acele onayın arkasında duran Pfizer da dâhil olmak üzere büyük ilaç şirketleri arasındaki yolsuzluk ve çıkar çatışmaları çukuru. Ve çıkan onay da Pfizer’ın aşısı için değil, yalnızca BioNTech’in yasal olarak farklı aşısı içindi.”

Görünüşe göre FDA, ABD’de yaygın olarak kullanılan bir Pfizer Inc.-BioNTech aşısı için ayrı, Pfizer’ın Almanya merkezli ortağı ve mRNA platformunun geliştiricisinin benzer aşısı için başka bir karar yayınladı.

FDA onayını alan yalnızca BioNTech’tir.

Ancak bu onay, bebekler, hamile kadınlar ve gençler de dâhil olmak üzere belirli gruplar üzerinde 2027 yılına kadar bir dizi ilave testin tamamlanması şartına bağlanmıştır.

ABD aşısı olan Pfizer-BioNTech Covid-19 aşısının ise, yalnızca acil kullanım onayının uzatılması söz konusudur.

Yani Acil Kullanım İzni (EUA), tam onay değil!

FDA, Pfizer’a gönderdikleri ayrı mektupta, “…23 Ağustos 2021’de, bu EUA’nın revize edilmesinin Kanun’un 564(g)(2). EUA’nın önceden izin verilen endikasyon ve kullanımlar için Pfizer-BioNTech Covid-19 aşısı için yerinde kalacağını netleştirmek için dâhil edilen revizyonlarla birlikte 12 Ağustos 2021 (Acil Kullanım) yetki belgesinin tamamı…” ifadesini kullandı.

FDA-GATES-PFIZER İLİŞKİSİ

2019’da Pfizer, yönetim kuruluna çok çelişkili bir atama yaptı. Üç ay önce FDA başkanı olarak istifa eden Scott Gottlieb’i aldı. Bu, büyük bir çıkar çatışması görünümü (conflict of interest) veriyordu. Gottlieb’in yanında Pfizer’ın Yönetim Kurulu’nda 2020 yılına kadar Bill ve Melinda Gates Vakfı’na başkanlık eden Dr. Susan Desmond-Hellmann oturuyor. Gates Vakfı, Covid aşısı telaşının her bir önemli parçasının arkasındadır ve Pfizer’da büyük hisse sahibidir. Gates Vakfı ayrıca DSÖ’nün de en büyük sponsorlarındandır.

Pfizer ve Gates arasında bağlantı kuran bir diğer kişi de Gates’in memleketi Seattle’daki Fred Huff kanser araştırma merkezinde biyo-istatistik uzmanı olan Prof. Holly Janes.

Janes ayrıca 2023 yılına kadar FDA Aşı Komitesi’nin üyesi. Janes, yine Gates Vakfı tarafından finanse edilen Seattle merkezinde Fauci’nin NIAID’si, Pfizer ve Moderna mRNA aşıları için tartışmalı deneyleri tasarladı.

Janes, Fred Hutch olarak bilinen Fred Hutchinson Kanser Araştırma Merkezi, Aşı ve Bulaşıcı Hastalıklar Bölümü’nde profesör. Daha önce, 2006’dan 2012’ye kadar Gates Vakfı için “klinik öncesi aşı performans denemeleri için istatistiksel ve çalışma tasarımı desteği” geliştirmek için çalıştığı altı yıllık bir süre için Gates Vakfı araştırma parası aldı. Prof. Janes ayrıca John Hopkins Üniversitesinde aşı verilerini izleyen programın geliştirilmesine de yardımcı oldu.

FDA’yı “Vekil Direktör” olarak yöneten kişi ise Janet Woodcock. Onu kusurlu olarak adlandırmak hafiftir. O da 1986’dan beri, neredeyse Fauci’nin NIAID’deki görevi kadar uzun bir süredir FDA’da.

Woodcock, Biden’ın FDA başkanlığı seçimiydi, ancak eyalet başsavcıları ve vatandaş grupları da d âhil olmak üzere 28 gruptan gelen büyük bir muhalefet, onu Kongre incelemesine ihtiyaç duymayan “vekil direktör” olarak atamaya zorladı.

Woodcock’un geçmişten gelen “sabıkaları” var.

Kendi bilim insanlarının ve diğer danışmanlarının itirazlarına rağmen, ölümcül opioidlerin FDA tarafından onaylanmasından doğrudan sorumluydu. Yirmi yıl önce FDA biriminin sorumlu başkanı olarak Woodcock, güçlü bir opioid olan Zohydro’nun onaylanmasında etkili oldu, ancak FDA’nın kendi bilimsel danışma komitesi, güvenli olmadığı gerekçesiyle ilacı piyasadan toplatmak için 11’e 2 oy verdi.

Woodcock daha sonra, şu anda iflas eden üretici Purdue Pharma’nın yanlış iddialarına dayanarak, yüksek güçlü bir narkotik hap olan OxyContin’in satışını “diğer ağrı kesicilerden daha güvenli ve daha etkili” olarak onayladı.

O zamandan beri yaklaşık 500.000 Amerikalı opioid bağımlılığının bir sonucu olarak öldüğü tahmin ediliyor.

KAYNAKLAR:

https://healthimpactnews.com/2021/bombshell-fda-allows-whistleblower-testimony-that-covid-19-vaccines-are-killing-and-harming-people/

https://brownstone.org/articles/the-meaning-of-the-fda-resignations/

http://www.williamengdahl.com/englishNEO30August2021.php