Gazeteci Fatih Portakal, sosyal medyada bankacılık sektörüne olan güveni sarsabilecek paylaşımda bulunduğu ve Cumhurbaşkanı’na hakaret ettiği iddialarıyla yargılandığı davada beraat etti.

İstanbul 46. Asliye Ceza Mahkemesindeki 3. duruşmaya katılmayan sanık Fatih Portakal’ı avukatı Can Güner temsil etti. Müşteki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın avukatı Ela Ezgi Yelmen ve müdahil Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) avukatları da duruşmada hazır bulundu.

Duruşmada beyanı sorulan müşteki Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın avukatı Yelmen, müdahillik talebinde bulundu. Şikâyetlerinin devam ettiğini belirten Yelmen, sanık Portakal’ın cezalandırılmasını istedi.

Mahkeme, Erdoğan’ın avukatının müdahillik talebini kabul etti.

Sanık avukatı Can Güner, müvekkilinin suça konu paylaşımlarında Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’na (BDDK) veya başka bir bankaya ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik, suç teşkil edecek bir ifadesi olmadığını savunarak, “İfade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmelidir. Paylaşımda, bankacılıkla ilgili zikredilen tek kelime ‘mevduat’ ibaresidir. Siyasilerin ve özellikle yüksek makamdaki siyasilerin diğer insanlara nazaran daha sert eleştirilere maruz kalabilecekleri ve bunun suç oluşturmayacağı Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay içtihatlarında kabul edilmektedir. Sanığın beraatine karar verilmesini talep ediyoruz.” diye konuştu.

BERAAT KARARI

Mahkeme, kararını açıkladı. Kararda, “itibarın zedelenmesi” suçunun oluşması için failin, bir bankanın itibarını kırabilecek veya şöhretine, servetine zarar verebilecek bir hususa kasten sebep olması ya da bu yolla asılsız haber yapması gerektiği belirtilerek, iddianameye konu paylaşımın haber niteliği olmayıp sanığın kişisel yorumunu içerdiği, asılsız haber olarak nitelendirilemeyeceği kaydedildi.

Söz konusu paylaşımda bankaların veya BDDK’nin hedef alındığına dair olgu bulunmadığı ve dolayısıyla dava konusu eylemin, Bankacılık Kanunu’ndaki “itibarın zedelenmesi” suçunun yasal unsurlarını taşımadığı vurgulanan kararda, dosya kapsamı ve sanık savunmaları dikkate alındığında dava konusu paylaşımın Cumhurbaşkanı’na yöneltildiği hususunda kuşku bulunmadığı anlatıldı.

Kararda, yazılan ifadelerin onur, şeref ve saygınlığı rencide edecek boyutta somut bir fiil veya olgu isnadı ya da sövme içermediği belirtilerek, bu nedenle “Cumhurbaşkanına hakaret” suçunun koşullarının da oluşmadığı vurgulandı.

Mahkeme, sanık Fatih Portakal’ın, “itibarın zedelenmesi” suçundan eylemin suçun yasal unsurlarını taşımaması, “Cumhurbaşkanına hakaret” suçundan da yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmaması gerekçeleriyle beraatine hükmetti.