Global Times

Avrupa’da son zamanlarda artış gösteren Covid-19 salgını, birçok ülkenin karantina önlemlerini tekrar sıkılaştırmasına neden oldu, ancak bazı vatandaşlar bu önlemlere şiddetle karşı çıkıyor. Hollanda, Belçika ve Avusturya da dâhil olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde protestolar düzenleniyor ve Avrupa sokakları havai fişek patlamalarıyla dolup taşıyor.

Sürekli yapılan gösteriler ve artan şiddet, Covid-19 salgını başladığından bu yana Avrupa toplumundaki gizli yönetişim ikilemini de vurguladı. Blok genelinde yüksek aşılanma oranlarına rağmen, Avrupa Birliği (AB) genelinde koronavirüs vakalarının sayısı bir kez daha artmış durumda. Kışın yaklaşması ve ekonominin gerilemesiyle birlikte, çoğu Avrupa ülkesi tarafından savunulan “özgürlük” ve “eşitlik” kavramları, Avrupa sosyal yönetişimin önündeki en büyük engel haline geldi.

AVRUPA’NIN SİYASİ DÖNGÜSÜ VE SALGIN ÖNLEME DÖNGÜSÜ TAMAMEN UYUMSUZ

Avrupa’da salgın kısıtlamalarına karşı çıkan protestolarda giderek artan şiddetin arkasındaki nedenler karmaşık. Birincisi, tüm tarafların uzun bir süre boyunca kademeli olarak tükenmesi. İkincisi, Avrupa hükümetlerinin salgının başında aldığı önlem ve tedbirlerdeki eksikler nedeniyle halk hayal kırıklığına uğradı ve hükümete olan güvenleri giderek azaldı. Ek olarak, bazı aşırılık yanlılarının kaos yaratmak için protesto yürüyüşlerini bahane etmesine yol açan siyasi modeldeki değişikliklerin de sonucu.

 

Almanya’da seçimler yeni tamamladı; Fransa ve Macaristan’da ise gelecek yıl seçimler yapılacak. Bu durum, Covid-19 salgınının seçim süreçlerinde de büyük bir sorun olacağını gösteriyor. Seçmenlerin en hassas olduğu noktalardan birine denk gelme riskiyle karşı karşıya olan kısıtlamalar, Avrupa ekonomilerinin direnç eksikliğini yansıtıyor. Bu hükümetlerin yeni bir salgın dalgasına daha dayanıp dayanamayacakları halen muallakta olan bir konu. Avrupa ülkelerindeki protestocular, mart ayından bu yana şiddet ve kan dökerek “barışçıl protestoların” sınırlarını çoktan aşmış durumdadır. Bu salgın karşıtı aşırılık yanlıları, Avrupa’nın güvenliği ve gelişimi için savaşmaktan ziyade daha çok Avrupa’nın ekonomik gerilemesi ve siyasi yetersizliğinden duydukları hayal kırıklığını dile ve eyleme dökmektedir.

Beijing’deki Çin Renmin Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Enstitüsü Müdürü Wang Yiwei Global Times’a verdiği demeçte, “Avrupa’nın siyasi döngüsü, ekonomik döngüsü ve salgın önleme döngüsü tamamen uyumsuz. Avrupa, bir yandan Çin’in dinamik sıfır vaka politikasıyla alay ederken, diğer yandan kendi ‘sürü bağışıklığı’ sistemi için büyük bir bedel ödüyor. Avrupa her şey için ‘özgürlük’, ‘eşitlik’ ve ‘ifade özgürlüğü’ istiyor, ancak hiçbir şey elde edemediği ortaya çıktı.” dedi.

AVRUPA YENİ TESTE DAYANABİLİR Mİ?

Avrupa’da artan şiddet aynı zamanda aşırı “ifade özgürlüğü” arasındaki ideolojik kafa karışıklığının da bir sonucu. “İfade özgürlüğü” kisvesi altında “salgın komplo teorisi” ve “işe yaramaz aşı teorisi” yaygınlaşıyor. “Entelektüel masumiyet” taraftarlarının temsil ettiği demokratik “hastalık”, Avrupa toplumunda salgınla mücadele için ortak çabaların oluşumunu ciddi şekilde etkiledi ve salgın sonrası dönemde ekonomik iyileşmeyi sürekli olarak geciktirdi.  Yavaşlayan ekonomik toparlanma, insanlarda da artan hoşnutsuzluğa yol açtı.  Sonrasında da bir kısır döngü yarattı.

Salgın, Avrupa’nın sağlık sisteminin her yönünü sınırlarına kadar gerdi. Durum devam ederse, Avrupa ülkeleri insanların şikâyetlerinin ve artan ölü sayısının ortasında kalacak. Başka bir deyişle, protestocuların artan şiddeti Avrupa sistemine karşı bir protestodur. Birden fazla partinin sırayla iktidara geldiği Avrupa’daki seçim sistemi, popülizm ve ekonomik durgunluk; bu ülkelerdeki hükümetlerin yönetimi koordine etme ve sıradan insanları hükümetin kararlarıyla iş birliği yapma yeteneğinin olmadığını gösterdi. Güçlü bir siyasi parti olmazsa politikacılar zorbayı oynarlar, bu nedenle tüm politikalar uzun vadeli düşünmekten ziyade kısa vadelidir.

Kış yaklaşırken, Avrupa yeni teste dayanabilir mi? Belki değil. Wang ayrıca “Avrupa ülkelerinin aşılar dışındaki seçenekleri tükeniyor. Avrupa’nın ölüm oranını ve Covid-19’un etkisini küçümsemeye devam etmesi ve sonraki dalgada topyekun sınırlama ve politik doğruculuk arasında bir denge bulmak için mücadele etmesi bekleniyor.” konusunu da vurguladı.