CGTN / Stephen Ndegwa

Çin’in amansız koronavirüs salgının ortasında artan aşı geliştirme faaliyeti, ülkeye salgınla mücadelede bir sorumluluk yükledi. Ülkede, koronavirüsün önüne geçildiğinin ve en azından öngörülebilir gelecekte tehlikenin dışında olduğunun kesin göstergesi, yakın zamanda sıfır veya sıfıra yakın enfeksiyon ve ölüm kaydedilmesi oldu.

Çin bunlara rağmen rehavete kapılmıyor ve diğer birçok ülke ile bölgede yaşanan koronavirüs sorunlarından kendisini izole etmiyor. Hükümet, içimizden biri enfekte olsa bile kimsenin güvende olmadığının farkında. Örneğin, Ulusal Sağlık Komisyonu tarafından geçen hafta çarşamba günü yayımlanan en son veriler, Çin ana karasında bildirilen iki yeni vakanın her ikisinin de denizaşırı ülkelerden getirildiğini gösterdi.

Aslında, yüksek enfeksiyon oranlarına sahip diğer ülkelere kıyasla bir aşının Çin için bir öncelik olmadığı iddia edilebilir. Çin Haziran 2020 gibi erken bir tarihte, Covid-19 aşısı kullanıma hazır olduğunda küresel bir kamu yararı haline getireceğine söz vermişti. Kritik olarak aşı geliştirme, güvenlik, etkinlik ve erişilebilirliği sağlamaya odaklanmalıdır.

EVRENSEL AŞILAMA ARAYIŞI GERÇEK BİR ÇABA

Doğrusu, Çin artık taahhüdünü, uzmanların “aşı diplomasisi” olarak adlandırdıkları yöntemle takip ediyor. Çin bu ayın başlarında ilk jesti 1,2 milyon Covid-19 aşı dozu bağışladığı Pakistan’a yaptı. Elbette bu, ülkeler arasındaki güçlü bağı pekiştiriyor ve Çin’in söylediğini yaptığı görülüyor.

Bekleme listesinde ve Çin’in aşı yüceliğinin şu anki alıcıları arasında Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği üyeleri ve Afrika ülkeleri de var. Süreçte güvenilirliği artırma planlarının bir parçası olarak Çin menşeili aşılar, bu yıl 53 gelişmekte olan ülkeye en az 1,3 milyar koronavirüs aşısı sağlamayı planlayan Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) COVAX tesisi aracılığıyla da satışa sunulacak.

“Aşı diplomasisi”, daha önce bencillerin talihsiz borçlulara gereksiz menfaatler için şantaj yapmak olarak kötü niyetle adlandırdıkları borç diplomasisiyle karıştırılmamalıdır. Evrensel aşılama arayışı, ortak bir kadere sahip bir toplulukta yaşadığımızın farkına varmak için eşitlik arayan gerçek bir çabadır.

DSÖ’nün, koronavirüsün kökenine ilişkin “suçsuz” kararını, özellikle de virüsün Wuhan’daki bir laboratuvardan çıktığı suçlamalarını doğrulaması beklense de, Çin, herkes için küresel bir sağlık topluluğu oluşturmaya yardımcı olma rolünü ortadan kaldırmadı.

XI JINPING’DEN “TIBBİ İŞ BİRLİĞİNİ BÜYÜTME İHTİYACI” VURGUSU

Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, Çin-Orta ve Doğu Avrupa Ülkeleri zirvesi sırasında yaptığı açılış konuşmasında, inatçı salgına karşı mücadelede her iki ortağın da önleme ve tedavi konusunda ortak yanıt ile deneyim paylaşımını geliştirme, geleneksel tıp alanında iş birliğini keşfetme ve halk sağlığı ile tıbbi iş birliğini büyütme ihtiyacını vurguladı.

Xi, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden ile yaptığı telefon görüşmesinde, “Çin ve ABD birlikte çalıştıklarında, hem ülke hem de genel olarak dünyanın iyiliği için çok şey başarabilirler; ancak iki ülke arasındaki çatışma kesinlikle her iki ülke ve dünya için felaket olacaktır.” dedi. Aslında, aşı geliştirme ve dünya çapında dağıtım, en büyük iki ülke arasında yakınlaşma girişimlerine başlamak için ideal bir yer olacaktır.

Çin hükümeti ayrıca, salgının yayılmasına ve ardından gelen aşı talebinin yüksek olmasına karşı yarışta aşıların geliştirilmesini ve üretimini hızlandırmak için ülkenin Big Pharma’sının yurt dışındaki meslektaşları ile çalışmasına da karşı olmadığını belirtti. Kesinlikle, bu tür bir iş birliği, aşıların merkezi bir kaynaktan üretilmesi ve tedarik edilmesi lojistiği azaltacaktır. Aşılama uygulamasının da çok daha geniş bir kapsamı olacaktır. DSÖ’nün Çin menşeili Covid-19 aşı geliştiricileriyle iş birliğini tartışması aydınlatıcıdır.

Dahası, kendi aşılarını üretme imkânına sahip olan ülkeler bile doğrudan sonuca gitmek için Çin’in hâlihazırda tamamen geliştirip ruhsatlandırdığı aşıları yeniden üretmeye karar verebilir. Bu tür bir ortaklık, salgının etkileri nedeniyle ülkelerin harap olmuş ekonomilerini yeniden inşa etmek için ihtiyaç duydukları kaynakları ve çabayı serbest bırakacaktır.

Covid-19, Çin’e, küresel topluluğun tüm üyelerinin eşit kabul edildiği, ortak değerlere sahip bir dünya için çağrısını pratiğe dökme fırsatını verdi. Bu özellikle kriz dönemlerinde Kuşak ve Yol İnisiyatifi gibi projelere olan ihtiyacı gösterdi. Böyle bir altyapı sistemi, küresel ölçekte ulaşım ve iletişimi kolaylaştıracak, zaman ve mekân engellerini aşacaktır.