Gerek politik tarihin gerekse kültür tarihinin özellikle 20. yüzyıl kesitine bakıldığında gözümüzün önünde pek çok “ikonik” fotoğraf belirir.

Robert Capa’nın İspanya İç Savaşı’nda vurulan askeri… Vietnam Savaşı’nda napalm bombasından kaçan çıplak küçük kız çocuğu… Berlin’in düşüşünde Reichstag’a Sovyet bayrağı çeken askerler… Alberto Korda’nın “fotoğraf sanatının Mona Lisa’sı” olarak kabul edilen meşhur Che Guevera bakışı… Kocatepe’deki Mustafa Kemal… Yasak Şehir’in balkonunda Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşunu ilan eden Mao…

Parmağın deklanşöre basmasıyla ortaya çıkan yüzlerce kare, tarihi resmetmiş, kayda geçirmiş ve saliselik bir görüntüye ölümsüzlük kazandırmıştır. Marilyn Monroe’nun havalanan eteği ve öpücüğü de gelir gözümüzün önüne, 1968 gençlik eylemleri sırasındaki Paris’in kaldırım taşları da, kendisine yöneltilmiş tüfeğin namlusuna çiçek yerleştiren delikanlı da, 1968 Meksika Olimpiyatları’nın madalya töreninde havaya kalkan siyah yumruklar da…

Bu fotoğraflar ikonik nitelikler taşırlar ama neticede insan zihninin ve elinin ürünü ikonlarda olduğu gibi tasarıma dayanmazlar. Simgesel nitelikleri, içerdikleri imge ve yansıttıkları gerçeklikten kaynaklanır. Tüketildikçe değerleri azalmaz, tam tersine tarihsel, toplumsal ve kültürel açıdan paha biçilemezlikleri artmakta, insanlığın belleğindeki yerleri derinleşmektedir. 

ADDIS ABABA’DA ALKIŞLANAN LİDERLER

Fotoğraf sanatının dününe, bugününe, yarınına dair kalıcı sözler söyleme iddiam ve çabam yok elbette ki ama ülkemizdeki fotoğraf sanatçılarının ve de siyaset bilimcilerin, uluslararası politika uzmanlarının vs. görmezden geleceklerine ve sessizliğe gömüleceklerine emin olduğum için vurguda bulunmak zorundayım… Geçen pazar günü (30 Mayıs 2021) Etiyopya’nın başkenti Addis Ababa’da çekilen bir fotoğraf, şimdiden 21. yüzyılın görsel simgelerinden biri niteliğini kazanmıştır.

Fotoğraf, bir mitingde çekilmiş. Ülkenin Tigray bölgesindeki çatışmalar nedeniyle ekonomik ve güvenlik yaptırım kararı alan Amerika Birleşik Devletleri’ni (ABD), Joe Biden’ı ve diğer Batılı güçleri protesto eden Etiyopyalılar, iç işlerine karışılmamasını talep ederek dış baskı karşısında asla diz çökmeyeceklerini belirtmişler. Biden’ı protesto eden kalabalık kitlenin alkışladığı ve pankartlardaki posterlerini yükselttiği liderler ise Xi Jinping, Vladimir Putin ve Recep Tayyip Erdoğan.  

Anlam çok açık, uzun yorumlara gerek bırakmıyor: O meydanda toplananlara göre Biden ve tayfası Etiyopya’nın, dünyanın ezilenlerinin düşmanıyken Xi, Putin ve Erdoğan müttefik.

NÂZIM’IN YAZISIZ ÇİZİSİZ RESMİ GİBİ

Bilmeyenler, görmeyenler, unutanlar, hatırlamak istemeyenler için belirteyim: Xi, Putin ve Erdoğan, Trump’la birlikte, örneğin Der Spiegel’in 9 Haziran 2018’deki kapağına göreyse, Hitler gibi “Ben halkım, halk da ben!” diyen, “Otokratların çağı”nı yeniden başlatan ve “kurtulunması” gereken liderlerdir! İsterseniz Financial Times’ın benzer makalelerine de göz atabilirsiniz.

İşin ilginci, Addia Ababa’daki miting, Batı medyasında ve Türkiye’deki türevlerinde de haberleştirildi ama pankartlardaki Erdoğan fotoğrafları kesilmiş, çıkarılmış olarak!

Etiyopya halkı, Der Spiegel’in aynasındakini değil, kendi gerçeğini dile getirdi üç gün önce. Hani Nâzım Hikmet, o Habeşli genç kadına “Bugün aklıma yazısız ve çizgisiz bir resim geldi, Taranta Babu” diyordu ya, bu fotoğraf da yazısız çizisizliği ve tüm gerçekliğiyle aklımıza çok sık gelecek bundan böyle. “Görme biçimleri” ise nereden ve nasıl bakıldığıyla belli olacak, manzara Doğu’dan ve Batı’dan tabii ki çok farklı algılanacak.

Tunca Arslan