China Daily

Bazı ülkeler Çin’in enflasyonu ihraç ettiğini iddia ediyor. Bu, hiç kimsenin işine yaramayacak asılsız bir suçlama. Temel emtia fiyatlarındaki hızlı yükseliş, arzın düşmesi ve Covid-19 salgını ile Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) sonsuz parasal genişlemesiyle ilgili aşırı likiditeden ortaya çıkmaktadır.

Arz ve talep arasındaki ilişkideki temel çelişki, salgın nedeniyle arz ve talep arasındaki uyumsuzluktur. Salgın önleme ve kontrol önlemleri ile aşılama programları sayesinde bazı gelişmiş ülkelerde durum rahatladı ve hanehalkı tüketimi hızla toparlandı.

Ekonomik toparlanmanın güçlenmesi beklentileri, talep tarafında emtia fiyatlarındaki yükselişi körükledi. Aynı zamanda, salgın bazı ham madde üreticisi ülkeleri ciddi biçimde etkiledi ve küresel tedarik zincirinde önemli kesintilere yol açtı. Fosil yakıtların çıkarılması, ham madde ihracatı ve sanayi üretimi kapasitesi uluslararası piyasanın ihtiyacını karşılayamamakta, emtia fiyatlarının arz tarafındaki talepteki değişimlere duyarlılığını artırmaktadır. 

BAZI ÜLKELER DIŞ FAKTÖRLERE BAKARAK SORUMLULUKLARINDAN KAÇIYOR

Aynı zamanda gelişmiş ekonomiler, büyük ölçekli gevşek para ve mali teşvik politikalarını benimsediler. Bu, geleneksel kaynak tahsisini ve yatırım değerlendirmesini tahrif eden ve doğrudan ABD doları cinsinden fiyatlandırılan emtia fiyatlarını artıran ciddi bir küresel likidite fazlasına yol açtı. Bu, küresel enflasyon riskinin arkasındaki en önemli itici güçtür.

Diğer taraftan Çin, ekonomik toparlanmasını desteklemeye ihtiyacı olmasına rağmen, finansal ve para politikalarında ihtiyatlı ve kısıtlayıcı bir tavır izledi. Çin’in enflasyonu ihraç ettiği iddiasında yansıyan endişenin birkaç kaynağı var. İlki, Çin ekonomisi yeni koronavirüs salgınının etkilerinden toparlanan ilk ekonomi oldu ve küresel tedarik zinciri ile emtia ihracatından büyük pay aldı. İkincisi, salgın nedeniyle farklı ülkelerdeki tüketici sektörlerindeki tüketimin, mal tüketiminin hizmet tüketimiyle büyük oranda yer değiştirmesiyle ve böylece enflasyonun iletilmesiyle ilgili kaygılar vardır. Üçüncüsü, dünyanın büyük ülkelerinin, özellikle büyük ihracatçı ve ithalatçı ülkelerin, ekonomilerini yeniden başlatmadaki büyük farklılıklar nedeniyle arz ve talep arasında önemli eşitsizlikler söz konusudur. Sonuç olarak, bazı ülkeler dış faktörlere bakarak sorumluluklarından kaçmaya başladılar.

Ülkelerin, enflasyonun ekonomilerine etkilerini en aza indirmek için kendi ev ödevlerini yapmanın yanı sıra ABD’nin ekonomik toparlanmasının maliyetlerini dünyanın diğer kesimlerine transfer etmesinin temeli olan sınırsız parasal genişlemenin yol açtığı riskleri önlemek ve kontrol altına almak için koordineli eylemler yapmaları gerekiyor.