CGTN / William Jones

Çin ve Rus hükümetlerinin yakın zamanda, nükleer enerjinin gelişimi konusunda yakın iş birliği yapma kararı alması önemlidir. İlk olarak, iki ülkenin bilim kuruluşlarının birleşmesi gelişme için güçlü bir güç yaratacaktır. Çin, son birkaç on yılda tüm nükleer döngüye hâkim olma konusunda uzun bir yol katetti ve bir sonraki önemli enerji kaynağı nükleer füzyon gücündeki gelişimin ön safında yer alıyor.

Rusya ayrıca, Sovyetler döneminden bu yana elde ettiği ve geçici bir “beyin göçüne” karşın en yüksek kalitede yüksek seviyede bilgi birikimine sahiptir. İnsanlar, 1970’li yıllarda Sovyetler Birliği’nin nükleer füzyonun erken gelişiminde önde gelen ülke olduğunu unuttular, öyle ki Sovyet bilim insanı Leonid Rudakov Amerika Birleşik Devletleri’ne (ABD) geldiği zaman 1977 yılında bir konferansta Sovyet füzyonu süreci konusunda bazı denklemleri yazdığı kara tahtaya ABD’li yetkililer el koydular, çünkü Rudakov’un sunduğu bilgi ABD’de gizli bilgiydi. 

İkincisi, kalkınma önemlidir, çünkü nükleer enerji insanlığın gelişmesinin sürmesi için kesinlikle gereklidir. İklim değişikliği konusunda endişeleri olan birçok insan, dünyanın fosil yakıtlar ve nükleer enerji olmaksızın yapabileceğini varsayıyor. Böyle bir dünyada, bugün dünyanın çoğu tüketimini o kadar sert biçimde azaltmak zorunda kalacaktı ki, nüfusta hızlı bir düşüş olacaktı. İnsanlar her zamankinden daha büyük sıklıkta ölür. 

Bunun için basit bir sebep vardır ve 1970’li yıllarda ekonomist Lyndon LaRouche tarafından ekonominin birincil hukukunun yasası olarak belirlendi. Ve buna artan “enerji akışı yoğunluğu” yasası deniyordu. Şimdi “enerji akışı yoğunluğu” bir mühendislik terimidir, yani belli bir yüzey üzerinden enerji aktarımı hızıdır. Artan “enerji akışı yoğunluğu”, o yüzey üzerinden geçen enerji miktarının arttığını gösterir. 

Ekonomide bu, herhangi bir düzeyde nüfusu desteklemek için “enerji verimliliğini” kapsayacaktır. İnsan gelişme kaydettikçe, insan nüfusu arttı. Artan nüfusun desteklenmesi becerisi, aynı zamanda insanların yaşam standartlarının, toplum avcı ve toplayıcı aşamadan bir tarım toplumuna ve daha sonra sanayi toplumuna yükselebileceği ve yükselmesi gerektiği gerçeğinden ötürü artan “enerji verimliliği” gerektirir.

DÜNYA NÜFUSUNUN BÜYÜK BÖLÜMÜ YOKSULLUK İÇİNDE YAŞIYOR

İnsanlığın Buzul Çağı’ndan modern zamanlara kadar gelişiminin tarihi kayıtlarına baktığımızda, LaRouche’un “nispi nüfus yoğunlaşması” olarak adlandırdığı muazzam yükselişi, yani dünya yüzeyinin belirli bir toplamının büyük bir nüfusu destekleyebileceğini görürüz. Bu sadece, yaşayan türler arasında insana özgü olduğu kanıtlanmış bir nitelik olan insan aklının yaratıcı niteliği sayesindeydi. İnsan, yeni fikirler yaratabilir, bunlar yeni teknolojilere dönüştüğünde yeni enerji kaynaklarının yolunu açabilir. 

Tarihsel olarak bu, büyük “enerji akışı yoğunluğu” ile enerji kaynakları tarafından vasıflandırılmıştır. İnsan yangını nasıl kontrol edeceğini keşfetti, muhtemelen insanın enerji üretiminde ilk önemli keşfiydi. İnsan daha sonra sıcaklık elde etmek, yemek pişirmek ve yaşam alanını ısıtmak için odunu yaktı. Daha sonra, oduna kıyasla daha yoğun ısı kaynağı olan kömürü buldu. Benzer şekilde, petrol kömüre göre daha yoğundu. Ve daha sonra son yüzyılın başında, insan atomu keşfetti. Herhangi bir kömür parçasını bir uranyum parçasıyla ve her ikisinin verdiği potansiyel enerjiyle karşılaştırmak, onların “enerji akışı yoğunluğundaki” farklılığının resmini verecektir. 

Bugün, nükleer füzyondaki farklı deneylerle enerji çıkmazındaki çözümde yeni bir atılımın arifesindeyiz. Genel olarak, nükleer füzyonun gelişimiyle, insanın potansiyel olarak sınırsız enerji kaynağına, Güneş’in enerji kaynağına sahip olacağı anlaşılır. Bunun, nasıl hızla bir ticari enerji kaynağı olacağı henüz bilinmiyor, fakat hedefine ulaşacaktır. Bununla birlikte şu anda, gelecek birkaç yılda karbon temelli kaynaklar haricinde küresel değişimle birlikte, geleneksel nükleer enerjinin gelişimiyle ilerlememiz zorunludur. 

Dünya nüfusunun büyük bölümü yoksulluk içinde yaşıyor. Bu, küresel enerji verimliliğini yükseltmeyi gerektirecektir. Şimdiki koşullar altında, güneş ve rüzgâr, özellikle çöl bölgelerinde ve rüzgârlı yerlerde insanların enerji ihtiyacının tamamlanmasına yardımcı olabilir. Ancak gerçek anahtar nükleerdir. Bu nedenle nükleer alanda yeni Rus-Çin iş birliğiyle kaydedilecek ilerleme, dünyaya enerji tedarikinin sağlanmasına yardım etmede en önemli unsur olacaktır.