Amerika Birleşik Devletleri (ABD), İsrail’in Kudüs’te, Gazze’de Filistinlilere saldırmasını, 56 kişiyi katletmesini seyretti. Bununla da yetinmedi, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK), Kudüs’te yaşananlara ilişkin açıklama yapılmasını iki kez engelledi. Kudüs ve Gazze’de İsrail saldırıları yaşanırken, Fransız savaş uçakları Karadeniz üzerinde uçtular. Rus savaş uçakları tarafından durduruldular. Romanya’da ise geniş katılımlı NATO tatbikatı sürüyor. Durum buyken halen Türkiye’de ve dünyada pek çok kişi, ABD’den demokrasi, insan hakları, özgürlük bekliyor. Ne acı…

Peki, bu durum nasıl izah edilebilir? Temelinde sadece ideolojik körlük, emperyalizm bağımlılığı, liberal, neoliberal bir yaklaşım mı söz konusu? Yoksa tüm bunlara ilaveten gerçeklerden kopuk yorumlar, hatta gerçeklerden kaçan, gerçeklere gözünü kapatan tutumlar mı var? Tartışalım…

Soğuk Savaş döneminde ABD ile ABD’nin saldırı ve işgal aygıtı olan NATO; ABD’nin emperyalist siyasetini, saldırganlığını, işgallerini meşrulaştırıp, temellendirip, gerekçelendirip, yaygınlaştırmaya çalışırken, “hür dünya”, “demokrasi”, “özgürlük” sözcüklerini çok sık kullanırdı. Hür dünyaya, özgür demokrasilere karşı da öncelikle komünizm, kızıl tehlike ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyet Birliği (SSCB) öne çıkarılır, baş tehdit olarak gösterilirdi.

Soğuk Savaş sonrasında kavramlar değişti. Bir kısmı tedavülden kalktı. Yerlerine yenileri eklendi. “Önleyici vuruş”, “başarısız devletler”, “denetlenebilir istikrarsızlık”, “asimetrik savaş”, “yaratıcı kaos”, “demokratikleştirici işgal”, “insani müdahale”, “güleryüzlü emperyalizm” gibi… Terörizme karşı savaş da dillerden düşmüyor hiç. İnsan hakları, demokrasi, özgürlük ve sivil toplum; geçmişte olduğu gibi, günümüzde de işgallerin, talanın, barbarlığın kılıfı, makyajı, gerekçesi olarak sunuluyor, dolaşıma sokuluyor. ABD; Suriye’den İran’a, Çin’den Rusya’ya, Küba’dan Kuzey Kore’ye kadar uzanan çok geniş bir coğrafyada, insan hakları maskesinin arkasına sığınarak, her türlü bozgunculuğu yapmaya çalışıyor. Gücünün yettiği, zayıf bulduğu, diş geçirdiği ülkelerde, açık işgaller, örtülü operasyonlar, darbeler yapıyor. Rejimleri, sınırları değiştiriyor. Bunu da ABD’nin hakkı, insanlığa karşı sorumluluğu olarak göstermeye, sunmaya çabalıyor.

DEMOKRASİ, BAĞIMSIZLIK ve HALKÇILIK

ABD’den demokrasi, insan hakları, özgürlük bekleyenlere anımsatmak gerekir. Emperyalizm, demokrasi ve özgürlük getirmez. Sömürü, talan, işgal ve bağımlılık getirir. Demokrasi ve özgürlüğün yolu, emperyalizme karşı mücadele etmekten, bağımsızlık, halkçılık, aydınlanma için savaşım vermekten geçer. Çünkü emperyalist devlet; sömürdüğü ülkede, sömürünün kurumsal, kalıcı, kapsamlı, örgütlü ve sürekli olması için siyasi, iktisadi, askeri, bürokratik, ideolojik, toplumsal, kültürel araçlara sahiptir. Sömürdüğü ülkeye kendi değerlerini, ideolojisini, kültürünü dayatır. Kendi hedefleri ve değerleri doğrultusunda şekillendirir, yönlendirir. Kendine bağımlı kılar. Sömürünün sürekliliği için, sömürdüğü ülkede milli, bağımsızlıkçı, toplumcu, halkçı, devrimci hareketlerin güçlenmesini, her yol ve yöntemle engellemeye çalışır.

O nedenle emperyalizm, Siyonizm’in de en büyük destekçisidir.

Barış Doster