China Daily / Lu Guangjın

Çin’in devriminin, inşasının ve reformunun öncü gücü olarak Çin Komünist Partisi (ÇKP), 100 yıllık tarihi boyunca, yalnızca Çin halkının insan haklarını korumakla kalmayıp, aynı zamanda onları ülkenin gerçek koşullarına uygun olarak insan hakları doğrultusunda gelişmelerine de öncülük ederken orijinal hedef ve misyonuna sadık kaldı.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 10 Aralık 2018 tarihindeki 70. yıl dönümünde, aynı zamanda ÇKP Merkez Komitesinin genel sekreterliğini de üstlenene Cumhurbaşkanı Xi Jinping, konuşmasında “insan” odaklı insan hakları kavramını ortaya koydu ve Çin’in yeni dönemde insan hakları konusundaki gelişiminin yönünü netleştirdi. “İnsan” odaklı insan hakları anlayışına göre, kendini geçindirme, kalkınma mutlu bir yaşam sürme hakları temel insan haklarıdır. Geçim hakkı sağlanmadan diğer hakların gerçekleştirilmesi mümkün olmayacaktır. Ancak bir ülke sağlıklı ekonomik kalkınmaya sahipse halkının geçim hakkı güvence altına alınabilir. Bu sebeple ekonomik kalkınma Çin’deki insan hakları davasını yönlendiren temel güç olarak değerlendirilebilir.

Çin’deki insan hakları, yalnızca maddi yaşamı değil, aynı zamanda manevi ve kültürel yaşamı da içerir. Aynı şekilde, sadece geçinme ve kalkınma hakkı gibi bireysel temel insan haklarını değil; ekonomik, sosyal, kültürel, siyasi ve çevresel hakları ve aynı zamanda toplu insan haklarını da kapsar. “İnsan” odaklı insan hakları kavramı, insan haklarının her yönden gelişimi ile insanın her yönden gelişimi ile birleştirir. Bu yüzyılın başından beri, özellikle de 2012’deki 18. ÇKP Ulusal Kongresi’nden bu yana, ÇKP ülkenin genel orta ve uzun vadeli kalkınmasının önemli bir görevi ve de stratejik hedefi olarak insan haklarının kapsamlı bir şekilde geliştirilmesine ve halkın her yönden gelişmesini teşvik etmeye büyük önem vermiştir.

“İnsan” odaklı insan hakları anlayışında, ortak geleceğe sahip bir topluluk inşa etmek insanlığın ortak hedefidir. Böylelikle, herkesin eşit olduğu, küresel kalkınma ile yönetimden adil pay alabildiği ve onurlu bir şekilde yaşayabildiği bir toplum oluşacaktır. Demokrasinin benimsenmesi, Çin halkını ülkenin efendisi yapmıştır. Çin’in sosyalist demokrasisinin halkı merkeze koyan özü, ÇKP’nin vatandaşların medeni ve siyasi haklarını daha iyi korumasına destek olur. ÇKP, ülkenin koşullarını değerlendirerek, halk kongresi sistemi, temel siyasi sistem, çok partili iş birliği ile siyasi danışma sisteminden oluşan bir devlet yapısı oluşturmuştur ve ülkedeki tüm yetkilerinin halka ait olmasını sağlamak için bölgesel özerklik ve tabandan öz yönetim sistemini tanıtmıştır.

ÇKP, halkı anayasayı yazarken Devlet hukuk sistemi ile birlikte vatandaşların temel hak ve özgürlüklerini koruyacak, herkesin ekonomik kalkınmaya eşit şartlarda katılabilmelerini garanti edecek ve eşit pay alabilecekleri bir sistem yaratmak için yol gösterdi.

İNSAN HAKLARININ GELİŞİMİ BİR ÜLKENİN MEVCUT KOŞULLARINA BAĞLI

Yoksulluğun insanların insan haklarından yararlanabilmesinin önündeki en büyük engel olduğunu anlayan Çin, halkının daha iyi bir yaşam sürebilmesi için 40 yıl kadar önce orta halli refah toplumu inşa etmeye başladı. Çin ayrıca dünyadaki ülkeler arasında en fazla insanı yoksulluktan kurtaran ülke oldu ve küresel yoksulluğun azaltılmasına yüzde 70’ten fazla katkıda bulundu.

Çin, ülkedeki azımsanamayacak ekonomik ve sosyal gelişim sayesinde, Çin halkının yaşam ve sağlık hakkını koruyor. Bu da Çin halkının ortama yaşam süresindeki artışla ölçülebilir. Yeni Çin kurulduğunda, ülkedeki ortalama yaşam süresi yaklaşık 35 yıldı, ancak 2019’da gelişmiş ülkelerin birçoğunu yakalayarak 77,3 yıla yükseldi. Çin ayrıca, 2020 yılı itibarıyla 1,36 milyar insanın temel sağlık sigortası kapsamında olduğu tıbbi bakım, temel geçim ödeneği ve yaşlılık bakımını içeren dünyanın en büyük sosyal güvenlik sistemini de kurmuştur.

Yeni tip koronavirüsün ortaya çıkmasından sonra, ÇKP halkına öncelik verme felsefesine sadık kalarak, insanların hayatlarını ve sağlığını korumayı en önemli görevi olarak gördü ve salgınla mücadelede önemli sonuçlar elde etti. Dünya nüfusunun yaklaşık beşte birine ve eşsiz bir kültüre sahip gelişmekte olan bir ülke olarak Çin, Parti’nin önderliğinde, insan hakları davasını ilerletmede büyük başarılar elde etti ve birçok deneyim edindi.

Evrensel olarak uygulanabilir insan hakları standartları veya modelleri yoktur ve insan haklarının gelişimi bir ülkenin mevcut koşullarına bağlıdır. Farklı ulusal sistemler, tarihsel arka planlar, kültürel gelenekler ve sosyal özellikler nedeniyle, insan haklarının gelişim süreci ve modelleri ülkeden ülkeye farklılık göstermektedir. Bu nedenle, hiçbir ülkenin insan haklarının korunması söz konusu olduğunda pedagogluk oynamaya, çifte standarda başvurmaya veya insan hakları konusunda diğer ülkelerin iç işlerine karışmaya hakkı yoktur.