CGTN / Daryl Guppy

Çin Ulusal Kalkınma ve Reform Komisyonu (NDRC) kaçınılmaz adımı attı ve Çin-Avustralya Stratejik Ekonomik Diyaloğu çerçevesindeki bütün faaliyetleri askıya aldı. Diyalog çerçevesinde, Avustralya’nın mali yetkilileri ve ticaret bakanının üst düzey Çinli ekonomi politikasını belirleyen yetkililerle yıllık toplantılar yapması öngörülmüştü.

Bu resmen askıya alma, Avustralya’da siyaset ve medyanın bütün düzeylerinde Çin’e karşı aylar süren bir düşmanlık kampanyasının sonucunda alındı. Bu kampanya düşük düzeyli iç politikasının ötesine geçmişti. Hareket ivme kazandı ve bir egemenlik kisvesine büründürüldü ve uluslararası düzeye taşındı. Bu orta ölçekli bir güç için uluslararası ilişkilere uygun olmayan bir yaklaşımdı.

Bardağı taşıran son damlayı belirlemek zor. Bu bir yabancı etki aktörün uzun, aralıksız bir kampanyası mı; Kuşak ve Yol İnisiyatifi iş birliği anlaşmasının son dönemde iptali mi; üst düzey bir kamu görevlisinin 25 Nisan’da yaptığı ve üst düzey bir askeri yetkilinin desteklediği reddedilemez “savaş tamtamları” açıklaması mı; yoksa bu hafta, bir Çin şirketi ile imzalanan ticari kira sözleşmesinin iptal edileceği konusundaki artan tehdit mi? Bu dereceye kadar NDRC açıklaması üç yıldır devam eden bir durumu resmileştirdiği için sembolikti ama aynı zamanda önemli ölçüde bir tutum sertleşmesini temsil ediyordu. Daha önemlisi, kullanılmasa da daha önce kilitlenmeyen bazı kapıları kapadı.

Sembolizm bütün kültürlerde önemlidir ve hem bir savaş narası hem de daha kaba mekanizmalara başvurma ihtiyacı duymadan bir mesaj vermenin arazlarından biridir. Avustralya, 4 yıldır Çin’e karşı düşmanlığı ivme kazanırken, sürekli kendisini cesur bir kurban ve demokrasinin sembolü olarak gösterdi.

Avustralya akılı bir biçimde bu temayı tekrarlamadı ve Ticaret Bakanı Daniel Tehan Çin’in kararının “hayal kırıcı” olduğunu ve toplantıların yeniden başlayabileceğini umduğunu söyledi. Bazı yetkililer elini uzatmaya devam etti. Çin’in Avustralya Büyükelçiliği Başkan Yardımcısı Wang Xining 2020 ve 2021’de Avustralya Ulusal Basın Kulübü’nde iki önemli konuşma yaptı. Wang her iki konuşmada da zeytin dalı uzattı ve Avustralya ile Çin ilişkisinin düzeltilmesinin yollarını önerdi. Konuşmalarından sonra, çok yakındaki Victoria ile Kuşak ve Yol mutabakat zaptının reddedilmesiyle birlikte, belli ki bilinçli bir şekilde ters hareketler geldi. Bu tepkiler sanki Çin’e karşı bilinçli bir azarlama gibi hazırlanmış gibiydi. Son yıllarda Avustralya, Avustralya-Çin ilişkilerini yönetmede garip bir şekilde beceriksiz davrandı. İlk başta iş çevreleri bunun sadece iç politikanın geçici bir özelliği olduğuna inandı, ama bunun ekonomik ve güvenlik etkileri henüz tam olarak kavranılmamış uzun süreli ve zehirleyici bir yaklaşım olduğu ortaya çıktı.

ULUSLARARASI İLİŞKİLERE UYGUN OLMAYAN BİR YAKLAŞIM

Avustralya iş dünyası kendisini, daha önceki dikkatli diplomatik yaklaşımın yerine alan ilişkilerdeki haksız ve kaba arsızlığın arkasında sert bir şekilde kötüleşirken sesini çıkaramadığı için büyük ölçüde etkisinin azaldığını gördü. Hükümet politikasına herhangi bir muhalefetin Çin’in Avustralya’ya karşı hareketlerini desteklemeye eşit olduğu söylenen birçok iş insanı Avustralya hükümetinin Çin’e karşı yaklaşımında daha büyük bir olgunluk geliştireceği umuduyla düşük profilli bir tutum takınmayı seçti.

Beklenmedik olsa da, iş dünyasının liderleri NDRC’nin açıklamasıyla afalladılar, çünkü açıklama yüksek düzeyli diyaloğun kanallarından birini kapatıyordu. Bunu, Avustralya’nın diplomatik gerginlikle bir yere varamayacağını söyleyerek, hükümetten hükümete herhangi bir anlamlı herhangi bir diyaloğun yerine iş dünyasından-iş dünyasına ilişkiye geçmenin gereğine işaret eden bir hareket olarak gördüler. İş dünyası düzeyinde samimi ilişkilerin iki tarafın diğerinin tutumunu daha iyi anlamasına yardım edeceğini umuyorlar. İpek Yolu Ticaret Odaları gibi uluslararası örgütler buna en iyi yardım edecek konumdalar.

Avustralya-Çin İş Konseyi (ACBC) Başkanı David Olsson, yaptığı bir açıklamada, “Stratejik Ekonomik Diyaloğu iptal etme kararı, iş dünyası için büyük bir kaygı oluşturan, ilişkilerdeki yeni bir dip noktayı oluşturuyor” dedi. Bu Çin’in Avustralya üzerindeki baskıyı artırmasının başka bir vakası olarak göz ardı edilemeyecek ciddi bir diplomatik meydan okumadır. Açıklamada, “iki ülke için ilişkiye girmek ve iş birliği alanları bulmak hiç bu kadar önemli olmamıştı. Tartışmaların ilerlemesi belki zaman alacak, ama ACBC on yıllar içinde geliştirilen kişisel ve iş ilişkilerinin derinliğinin ekonomik ilişkilerin temeldeki tamamlayıcılığına bir denge sağladığını belirtiyor.” denildi.

Hükümeti bile kızdırma riskine girerek, Avustralya iş örgütleri ve üyeleri Avustralya’nın Çin’le ilişkilerini yönetmek için daha olgun bir yaklaşım geliştirmesi için baskı yapacaktır. NDRC’nin açıklaması hem sembolik olarak hem de etkin biçimde ekonomik politika düzeyinde anlamlı tartışmalara kapıyı kapattı. Bu, ticaret anlaşmaları için sayısal paranın kullanımı ile ilgili konuları, bölgede blockchain standartlarının uygulanmasını ve küresel finans krizi gibi olaylara karşı ekonomik tepkilerin koordinasyonunu içeriyor. Birçok hükümet geniş ekonomik ilişkiler yoluyla vatandaşlarına refah sağlamayı hedefliyor. Avustralya, daha önceki gelişkin diplomasinin yerine saklanmayan bir düşmanlığı koyarak, aksi yönü seçti.