Pandemi dönemi eğitim alanında dijital dönüşümü hızlandırdı. Eğitimciler, dijitalleşmenin yeni eşitsizlikler yaratmaması için toplumun her kesimine ulaşmanın hedeflenmesi gerektiğini belirterek teknoloji şirketlerini lobi faaliyetlerine teslim olmamak konusunda uyarıyorlar. 

Tüm dünya Covid-19 nedeniyle zorunlu bir dijital dönüşüm ile karşı karşıya kaldı. Bu dijital dönüşümün en büyük etkileri eğitim alanında gerçekleşti. Okullar sağlık önlemleri nedeniyle kapatılıp “uzaktan eğitime” geçildi. Dersler özellikle internet teknolojisi kullanılarak yapıldı. Eğitimde dijitalleşme bugün çeşitli aksaklıklarla ilerlese de eğitim sisteminde köklü değişimlerin habercisi. Eğitimde dijitalleşme konusu CRI Türk’te İlkay Akkaya’nın hazırlayıp sunduğu Yakın Gelecek programında masaya yatırıldı. Akkaya, “Pandemi döneminde uzaktan eğitim nasıl uygulandı?”, “Eğitimde dijitalleşme ne gibi kolaylıklar getirdi?”, “Dönüşüm eğitimi ve çocukları nasıl etkileyecek?” sorularını Eğitimci Duygu Yeniay Üsküplü ile konuştu.

PANDEMİ YÜZ YÜZE EĞİTİMİN ÖNEMİNİ GÖSTERDİ 

Yeniay Üsküplü, salgının eğitime etkileri ve “uzaktan eğitim” sürecine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

“Eğitimde dijitalleşme 1990’lı yıllardan bu yana gündemde.” diyen Üsküplü, sözlerine şöyle devam etit:

“Özellikle 2000’li yıllar ile birlikte bilgiye erişimin kolaylaşması, her konuyla ilgili bilginin ulaşılabilir hale gelmesi öğretmenlere ve okula ihtiyaç kalmadığı görüşünü ortaya çıkardı. Tamamen dijital ortamlardan eğitimin yapılacağına dair bir fikir ortaya çıkmıştı. Eğitim-öğretimin sadece bilgi aktarımına indirgeyen bu anlayışın geçersiz olduğunu Covid-19 salgını sürecinde öğrenmiş olduk. Eğitimin istihdama yönelik bilgi becerilerin arttırılması çeşitli değerler etrafında toplumun inşası olmak üzere iki temel işlevi var. Eğitimin toplumsallaşma boyutu göz ardı edildiğinde bilgi aktarımı boyutunda başarısızlıklar ortaya çıktığını görüyoruz. Çünkü öğrenme yeni bilgi duyularla ve duygularla eşleştiğinde gerçekleşiyor. Salgın sürecinde de en büyük zorluk bu nedenle yaşandı uzaktan eğitimde. Öğretmen ve öğrenci arasındaki etkileşimde beden dili, jest ve mimiklerin yer almaması, duyguların, sosyal tepkilerin fark edilememesi, çocukların akranlarıyla paylaşımda bulunamaması, ekranın ardından kendilerine ulaşan bilgiyi işleme ve hafızaya dönüştürmelerini zorlaştırdı. Bu da bize yüz yüze eğitimin ve öğretimin önemini gösterdi.”

BÜYÜK AVANTAJLAR SAĞLADI 

Kara tahtanın, ders kitaplarının da birer teknoloji olduğunu belirten Yeniay Üsküplü, teknolojinin sunduğu fırsatları şu sözlerle anlattı:

 

“Öncelikle akıllı cihazlar, internet, sosyal medya yetişkinlerin olduğu kadar çocuklarında gündelik hayatının bir parçası. Üstelik çocuklarımız dijital yerliler olarak tanımlanıyor ve dijital araçların, dijital etkileşimin olmadığı bir yaşam bilmiyorlar. Dolayısıyla eğitimde bu araçların kullanılması, çocuğun gerçek yaşamı ile örtüşmesi açısından çok önemli. Çocukların motivasyonunu ciddi oranda artırıyor, bu çalışmalar. Bir taraftan da çocuğun bu araçları eğitimsel amaçla kullanabilmesi daha aktif, üretken ve verimli olmasına da zemin hazırlıyor. Dijital araçlar, eğitim içeriklerinin çeşitlendirilmesi ve farklılaştırması açısından da çok büyük avantajlar sağlıyor. Küçük yaş gruplarından üniversite düzeyine kadar her ders ve konuda ayırt etmeksizin farklı duyulara yönelik, farklı yaşam deneyimleriyle ilişki kurmaya olanak yaratan içerikler üretmek mümkün. Örneğin, ilkokul matematik dersinde soyut bir kavram olması nedeniyle kesirlerin anlatılması çok zordur. Hem o yaş grubuna böyle soyut kavramları kavratabilecek somutlaştırma içerikleri oluşturmak açısında hem de lise düzeyinde integral, olasılık gibi zorlayıcı konuların kavratılması bakımında görseller, üç boyutlu hologramlar, videolar, oyunlaştırmalar kullanılabiliyor. Yine maliyeti ve çeşitli mekânlarda gerçekleşmesi zor olan deneyler dijital araçlarla çok daha kolay sınıflara taşınabiliyor.”

 

HİZMET İÇİ EĞİTİMLER SİSTEMLİ YAPILMALI 

Öğretmenlerin henüz dijital içerikleri üretmeye hazır olmadığına da dikkat çeken Yeniay Üsküplü, hizmet içi eğitimlerin daha sistemli yapılması gerektiğinin altını çizdi. Yeniay  Üsküplü, öğretmenlerin dijital araç kullanımında hız, rahatlık ve alışkanlık kazanmasının öncelikli hedeflerden biri olması gerektiğini vurgulayarak,  “Çünkü bütün eğitim sisteminin kalitesini belirleyecek olan öğretmenlerimizin yetkinlikleri olacak önümüzdeki dönemde.” dedi.

LOBİ FAALİYETLERİNE TESLİM OLMAMAK LAZIM

Teknoloji şirketlerinin reklamlarına aldanmamak gerektiği uyarısında da bulunan Yeniay Üsküplü, eğitimde dijitalleşme ve teknolojiden fayda sağlayabilmek için merkezi olarak uzun vadeli planlar yapılaması gerektiğine işaret etti.

“Dijital araçların ve öğretim teknolojilerinin hangi amaçlar etrafında kullanılacağı aslında esas belirleyici unsur.” ifadesini kullanan Üsküplü, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bilişim devi teknoloji şirketlerinin lobi faaliyetleri ile pazara dönüşen eğitim trendlerine teslim olmamak lazım. Eğitimde dijital araçlar, platformlar, içerikler ünlü ve yaygın olduğu için ya da kurumlara prestij kazandırdığı için kullanılmamalı. Eğitim amaçlarımızla, toplumsal ihtiyaçlarımızla örtüştüğü oranda kullanılmalı. Bu bakımdan da plansız, kar odaklı, günü kurtarmaya dönük ekonomi içinde fayda sağlamak mümkün değil. Bu anlayışla gerçekleşen bir yapıda eğitimde dijitalleşme çabaları ne yazık ki fırsat eşitsizliklerini, sosyoekonomik dezavantajların derinleşmesine ve psikososyal çöküntülere neden oluyor. Merkezi olarak uzun vadeli planlamalar yapmak lazım. Ekonomiden, kültüre, eğitimi etkileyen ve aynı zamanda eğitimden çok yoğun bir şekilde etkilenen alanlarda da daha kamucu, toplumun her kesimine ulaşmayı hedefleyen politikalar geliştirilmeli. Eğitimde dijitalleşme ve teknoloji kullanımından en yüksek düzeyde bireysel ve toplumsal fayda sağlamak o zaman mümkün olabilir diye düşünüyorum.”