China Daily

Geleceğe baktığımızda, gelecek 50 yılda dünyayı şekillendirecek “üç güç” var.

Bunlardan ilki, ekonomi ve finans, özellikle enflasyon. Para politikası, bir bütün olarak dünyada epey gevşek durumda bulunuyor. Dünyanın büyüme potansiyeli son 10 yılda ortalama seviyenin çok altında ve kamu borcu çok yüksek olduğu için, likidite faiz oranı neredeyse sıfır ve böylece piyasa son derece hassas. Dengesiz büyüme sürecindeyiz.

Enflasyon büyük çapta dönecek. Aralarında Brezilya, Türkiye ve Rusya’nın da bulunduğu birçok ülkenin faiz oranlarını artırması, enflasyonun sadece Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) görülmeyeceğini, dünyanın birçok köşesinde gizlendiğini gösteriyor. Bu yüzden merkez bankası yöneticileri piyasayla iyi görüş alışverişinde bulunmalı. Düşük faiz oranları ve yüksek borçlanma oranı, gelecek on yılda bir arada var olacak. Ancak bu uzun vadede sürdürülebilir değil, çünkü sonsuza dek bu şekilde para basmak imkânı bulunmamaktadır. Dünya, ciddi makro-ekonomik sorunlarla karşı karşıya bulunuyor. 

DÜNYA MAKRO-EKONOMİK SORUNLARLA KARŞI KARŞIYA

İkinci güç, teknolojik yenilik. Teknolojinin ilerlemesi çok hızlı ve evrensel çapta etkilere sahip. Ancak henüz yönümüzü bilmiyoruz. Örneğin, yapay zekâ bir kara kutu, çünkü onu nasıl kontrol edeceğimiz ve imalata, sosyal yapıya ve yaşam tarzlarına nasıl etkisi olacağı konusunda bir fikre sahip değiliz. Gelecek on yıllarda, teknoloji hızlı bir oranda ilerlemeyi sürdürecek. Ama onunla ilgili birçok belirsizlik var. 

Üçüncü güç, karbon nötr hali. Bu bir tür ekonomik maliyet değil, ama üretimi ve insanların tüketim ile yaşam tarzlarını kökten değiştirebileceği için özellikle Çin için büyük bir fırsat. Bir paradigma değişikliği. Çin, geleneksel sanayileşme kalkınması modelini bir yeşil kalkınma modeline dönüştürmeye çalışıyor. Bu tamamen büyük bir değişim, fakat gelecek on yılda Çin’in yeşil gelişimi için sağlam bir zemin oluşturacak. Birçok Avrupa ülkesi, 2050 yılına ve Çin ise 2060 yılına kadar karbon nötr olmayı taahhüt etti. Her ikisi de kolay değil. Ne var ki, teknoloji, yenilik ve etkililiği kapsadığı için birçok yönden dünyayı etkileyecek.

Ülkelerin, yukarıda adı geçen bu üç alanda yakın iş birliği içinde olması gerekiyor. Hepimiz aynı gemideyiz ve ortak çaba göstermeliyiz.