Financial Times / Martin Wolf

Büyük zenginlik ve güç eşitsizlikleriyle dolu bir dünyada küresel bir salgının üstesinden gelmek mümkün mü? Bunun yanıtı bize, dünyanın çok daha karmaşık iklim değişikliği sorununu nasıl ele alacağını anlatabilir. Şu ana kadar Covid-19’dan öğrendiğimiz şey, dünyanın pek çoğunun beklediğinden daha fazla iş birliği gösterdiğidir. Öyle bile olsa, hepimizin bu işte birlikte olduğumuz düşünülürse, bu yeterli olmadı.

Dünyayı aşılama çabası, iş birliği yapma becerimizin tek sınavı değildir. Diğer sınav, Dünya Bankası’na göre, geçen yıl 88 milyon ile 115 milyon arasında insanın aşırı yoksulluğa düştüğü göz önüne alındığında, çok kötü etkilenen gelişmekte olan ülkelere yapılan yardımdır. Yine de aşı programı, kendi çıkarına yönelik iş birliği kapasitemizin bir testidir, çünkü salgın her yerde kontrol edilmezse dünya normale dönemez.

Şimdiye kadar finansal kaynakları ve teknolojik kapasitesi olan ülkeler kazandı. Financial Times’ın aşı takipçisine göre, şu ana kadar 178 milyondan fazla doz dünya çapında uygulandı. Bunların yaklaşık yüzde 30’u Amerika Birleşik Devletleri’ne (ABD), yüzde 23’ü Çin’e, yüzde 12’si Avrupa Birliği’ne (AB) ve yüzde 9’u İngiltere’ye gitti. Hindistan, İngiltere’nin yalnızca yarısı kadar doz uyguladı. Gelişmekte olan birçok ülke hiçbirini uygulamadı.

HÜKÜMETLER ÖNCE VATANDAŞLARINA KARŞI SORUMLUDUR

Daha iş birlikçi bir dünya için umut ne olursa olsun, bu sonuç kaçınılmazdı. Tüm hükümetler önce vatandaşlarına karşı sorumludur. Aynı şekilde, riskli aşı yaratma girişiminde bulunan şirketler, azami dikkatlerini cüzdanı en kabarık olanların taleplerine verecektir. Bu tür gerçekler göz ardı edilemez. Ama aşılabilirler mi?

Artık birçok aşı geliştirilip rekor sürede düzenleyici onayını kazandığına göre, amaç yetişkin nüfusun mümkün olan en kısa sürede olabildiğince aşılanmasıdır. Viral mutasyonlar nedeniyle, modifiye aşılar hâlihazırda geliştirilmektedir, ancak henüz kaç kişinin yeniden aşılanması gerekeceği ve ne sıklıkla yapılacağı kesin değildir.

Bu nedenle, Covid ile mücadele, daha önce görülmemiş boyuttaki çok yıllık bir aşılama programının başlangıcı olabilir. Ya da bir defaya mahsus olabilir. İkincisi ise, yeni kapasitenin bir kısmı gelecekteki aşılama kampanyalarında faydalı olabilir. Her iki durumda da, küresel üretim kapasitesinin gerekli artışı karmaşık, pahalı ve risklidir; aynı zamanda lojistik ve küresel aşı dağıtımının genişletilmesi de öyledir. Gerçekçi olmak gerekirse, bu risklerin ve maliyetlerin çoğu, özellikle en geniş mali omuzlara sahip olanlar başta olmak üzere hükümetler tarafından karşılanmak zorunda kalacak.

KÜRESEL ÇABA İÇİN ÖRGÜTSEL YAPILAR VAR

Ne mutlu ki, küresel bir çaba için örgütsel yapılar da mevcuttur. Böylelikle Gavi (Küresel Aşı İttifakı), Cepi (Salgına Hazırlık Yenilikleri Koalisyonu) ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), diğer gruplarla birlikte, , dünyayı aşılamak için ortak çabalardan biri olan Covax ve ACT Accelerator’ı (Covid-19 Araçlarına Erişim) oluşturdu.

Küresel bir çabanın önündeki temel engeller nelerdir? Katılan insanlarla yapılan tartışmalardan çıkan yanıtlar, başta görevin boyutu ve karmaşıklığı ve özellikle yeni mRNA bazlı aşılar açısından para, zaman, örgütlenme kapasitesi ve teknik yetenek eksiklikleri şeklinde görünüyor. Sadece gelişmekte olan ülkeler sıranın arkasına itilmekle kalmayıp, tedariklerinin de cephedeki ülkeler için bile kısıtlandığını unutmayın (AB belki de en belirgin örnektir).

Tüm bu zorluklara rağmen Covax şu anda, bu yıl 2 milyardan fazla doz vermeyi umuyor. Çabanın karmaşıklığı göz önüne alındığında, bunun gerçekleşeceğinden kimse emin olamaz. Öyle olsa bile, tüm dünyadaki yetişkinler aşılanacaksa, 2022 için büyük bir zorluk kalacak. Düzenleyici süreçlerin yönetilmesi gerekir; yeni üretim kapasitesi inşa edilmeli; tedarik zincirleri oluşturulmalıdır ve aşı üreticilerinin riske karşı tazminata ihtiyacı vardır. Daha sonra aşıların fiilen gönderilmesi gerekir. Bu, gelişmekte olan ülkelerde, özellikle aşırı soğuk koşullarda depolanması gereken yeni mRNA aşılarında daha zorlu bir görevdir.

Bu büyük çabanın birçok riski ve belirsizliği vardır. Hepsinin yönetilmesi gerekiyor. Bu zaman, çaba ve para alacaktır. Bu, fakir ülkelere aşı tedarikini finanse etmenin en iyi yolunu düşünmeden bile önce gelir. Kıt kalkınma yardımı kullanılmalı mı yoksa yeni fonlar sağlanmalı mı? Salgının ekonomilere maliyeti göz önüne alındığında, cevap ikincisi olmalıdır. Ancak bu ekstra fonları kim sağlayacak?

COVID-19’UN YOL AÇTIĞI EKONOMİK KAYBIN ÇIKTISI MALİYETİN ALTINDA KALDI

Firmaların fikri mülkiyet haklarının, aşı arzını hızla artırmanın önündeki engel olması ne kadar önemlidir? Cevap öyle görünüyor ki, çok değil. Yeniliği motive etmenin bir yolu olarak patent sistemine bilinen itirazlar vardır: pahalı ve bir teşvikten çok yeniliğe engel olabilecek geçici tekeller yaratır. Yeniliği motive etmenin alternatif yöntemleri için iyi argümanlar var. Ayrıca, özellikle hükümetler yeniliğin çoğunu finanse ettiğinde, zorunlu lisanslama ve lisanslamanın gerçekleştiği fiyat üzerinde kontrol için tartışmalar da vardır.

Yine de, mevcut yasaya göre (ticaret yasası dâhil), fikri mülkiyet, aşıların oluşturulması, üretilmesi ve dağıtılması için bağlayıcı bir kısıtlama değildir. Kriz bittikten sonra, bu kuralları yeniden gözden geçirmek mantıklı olabilir. Şimdi zamanı değil.

Bu kadar küresel bir meydan okumayı yönetmek zordur. Ancak, özellikle dünya çapında eylem gerekli olduğu için imkânsız olamaz. Aynı zamanda Joe Biden için bir fırsattır. Yeni ABD başkanı, G20 ülkelerini kararlı bir çaba göstermeleri için harekete geçirerek, kendi ülkesine ilişkin dünya görüşünü yeniden şekillendirebilir. Lider üyeleri, küresel aşı tedarikinin üretimini hızlandırmak için gereken kaynakları sağlamalıdır.

Çaba sadece on milyarlarca dolar daha fazlasına ihtiyaç duyar. IMF’nin salgın öncesi tahminlerine yakın olan 2020’de 6 trilyon dolar ve 2021’de başka bir 4,4 trilyon dolar olarak hesapladığım Covid-19’un yol açtığı ekonomik kaybın çıktısı, maliyetin altında kaldı. Bu geçim ve yaşamdaki kan kaybını sona erdirmek önceliktir. Bu ancak tüm yetişkin insanlar aşılanırsa olabilir. G20 artık araçları sağlamalıdır.