Dünyada silah üretiminde, silah ihracatında, silah ticaretinde, nükleer silahlarda ve ülke içinde bireysel silahlanmada lider konumda olan Amerika Birleşik Devletleri (ABD); ne zaman insan hakları, özgürlük, demokrasi ve barıştan söz etse, bu sözlerin daha mürekkebi kurumadan, dünya barışını bozan yeni adımlar atıyor. O nedenle, 2022 yılı için savunma bütçesini 778 milyar dolarak öngören ABD; bu bütçeyi ek ödeneklerle daha da artırmak istiyor. Çünkü buna mecbur. Düşmansız yaşayamaz

Soğuk Savaş yıllarında SSCB (Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği) ve komünizmdi ABD’nin düşmanı. Sonrasında kendine ve NATO’ya düşman aradı. Radikal İslamcı akımlar, terör örgütleri, silah, insan, uyuşturucu madde kaçakçılığı yapan suç örgütleri girdi ABD’nin listesine. Lakin bu tür örgütlere açıktan veya gizlice destek verdiği bilinen ABD; kimseyi inandıramadı bu “yeni düşmanlar” konusunda. O yüzden yeni arayışlara girdi. 2000’li yıllarda da buldu.

ABD’nin savunma ve strateji belgelerinde de ABD’nin saldırı ve işgal aygıtı olan NATO’nun belgelerinde de tehdit olarak gördüğü ülkeler belli. Bunların başında Rusya ve Çin geliyor. Bu nedenle ABD; ipe sapa gelmez bahanelerle, gerçeklikten yoksun iddialarla, bu iki ülkeyi suçluyor, içişlerine müdahale etmeye, karıştırmaya, kuşatmaya çalışıyor. ABD’nin ayrıca İran’dan Küba’ya, Kuzey Kore’den Venezüella’ya uzanan geniş bir yelpazede, “başarısız devlet”, “haydut devlet” olarak nitelediği, hasım olarak gördüğü, iktidarı devirmek istediği devletler var.

ABD, İSTEDİĞİNİ YAPABİLİYOR MU?

Yapamıyor. Çünkü ABD’nin gerek Avrupa, gerek Latin Amerika, gerek Orta Doğu’daki nüfuzu aşınıyor. Avrupa Birliği’nin (AB) lideri konumundaki Almanya üzerinde eskiden olduğu gibi yönlendirici etkisi yok. Rusya ve Çin’in arasını açmak için uğraştı, beceremedi. Çin’in ilk kez 2013’te gündeme getirdiği ve o günden beri hayli yol alan Kuşak ve Yol İnisiyatifi’ni engelleyemedi. Tersine günümüzde 140 ülke, 32 uluslararası örgüt, Kuşak ve Yol İnisiyatifi’ne katılmış durumdalar. Bu kapsamda 200’den fazla anlaşma imzalanmış. Asya Altyapı Yatırım Bankası ve İpek Yolu Fonu gibi kuruluşlar, projelere mali kaynak sağlarken, Çin’in Kuşak ve Yol kapsamındaki ülkelere yaptığı doğrudan yatırımların toplamı 140 milyar doları aşmış. Çin’in Kuşak ve Yol İnisiyatifi’ne katılan ülkelerle yaptığı ticaret de, 2013-2020 arasında 9,2 trilyon dolar olmuş.

Dahası, ABD etkisindeki Arap devletleri, birbiri ardından Suriye’yle, İran’la ilişkilerini normalleştirme adımları atıyorlar. ABD; Afganistan’dan yenilerek çekilirken, Afganistan Çin’le iş birliğini daha da geliştireceğini açıklıyor. Rusya ve Çin arasındaki en önemli iş birliği alanlarından biri olan enerji alanında (sadece doğal gaz ve petrol değil, nükleer enerji de var) iş birliği daha da gelişiyor, hızlanıyor. Çin’in, Güneydoğu Asya ülkeleriyle ilişkilerinde de belirgin bir artış var. Bu artış, Çin-ASEAN (Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği) arasındaki ilişkilerin 30. yılı nedeniyle düzenlenen özel zirvede de görüldü. Ticari ilişkilerin, siyasi, diplomatik, kültürel, toplumsal ilişkilere de zemin sağladığı biliniyor.

Başlıktaki sorunun yanıtı belli: ABD; dünya barışı için en büyük tehlikedir. Dünyaya barış, ABD sayesinde değil, ABD’ye rağmen gelebilir.

Barış Doster