İklim Değişikliği Politika ve Araştırma Derneği Başkanı Dr. Baran Bozoğlu, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın sunduğu “Güne Başlarken” programına konuk oldu. Bozoğlu, küresel ısınmanın meteorolojik olaylara etkisini değerlendirdi.

Şu anda dünyanın çeşitli yerlerinde yaşanan doğal afetlerin daha önceden öngörülmüş, üzerinde çalışılmış konular olduğunu belirten Dr. Baran Bozoğlu, geçmişti bilgisayar modelleme ile tahmin edilen olayların artık yaşanmaya başladığını kaydetti.

AFETLERİN ŞİDDETİ ARTIYOR

Yaşanan afetlerin de şiddetini gittikçe artırdığını ifade eden Bozoğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Malumun ilanını yaşıyoruz, sel felaketlerinin, orman yangınlarının, hortumların şiddetini ve sıklığının artırdığını görüyoruz. Bunun temel sebebi, sera gazı dediğimiz güneşten gelen ısı enerjisini tutan gazların miktarının artması. Yani bu yapay bir süreç çünkü bu gazları insanlar yarattı.

Kapitalist üretim ilişkilerinin hayatımıza yansımalarını görüyoruz. Tüketimin, fosil yakıt tüketiminin arttığı ve madenciliğin kontrolsüz bir şekilde yoğunlaştığı bir dönemi yaşıyoruz. Bu dönemde birtakım bilimsel gelişmeler de oldu. Artık farklı bir kalkınma pratiğinin ortaya konması gerektiğini görüyoruz.

Dünyanın dengesinin bozulmasını biz 90’lı yılların başından itibaren yaşıyoruz. ‘Dünya sıcaklığı 1,1 derece arttı’ diyoruz ama bu dünyanın farklı yerlerinde farklı sıcaklıklarda ortaya çıkıyor. Örneğin, Antalya’da dünyanın derecesinin 1,1 artması 10 derecelik etki yapabiliyor. Doğanın alışkın olmadığı bir sıcaklık artışı var. Bu sıcaklık artığı Antalya’da farklı felaketlere neden oluyor, Kuzey Karadeniz’de deniz sıcaklığının artmasıyla birlikte sel felaketlerine neden oluyor. Ankara ve İç Anadolu bölgesinde kuraklığa neden oluyor, İstanbul, İzmir gibi sahildeki şehirlerde deniz seviyenin yükselmesine, tuzluluk oranlarının artmasına neden oluyor.

TEMİZ VE GÜVENLİ SU BULAMAYACAĞIZ

Almanya’da yaşanan sel felaketinde sonra Alman bir kadın ile yapılan röportajda, “Biz sadece bu felaketlerin fakir ülkelerin başına geldiğini düşünüyorduk. Bizim başımıza geleceğini hiç düşünmezdik.” dedi. Bu olay, felaketlerin sadece yoksul ülkeleri değil, gelişmiş ülkeleri de vurmaya başladığını gösteriyor. Dünyanın artık bu konuya odaklanması ve somut adımlar atması gerekiyor. Sadece kendi çıkarlarını değil, maddi ve manevi kayıpları önleyip gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmanın somut adımlarını atması gerekiyor.

Bu konular yoğun bir şekilde yaz aylarında konuşuluyor. İlkbahar aylarında haziran ayında büyük kentlerde sel felaketleri olacağını, ağustos ayında Karadeniz bölgesinde sel felaketlerinin artacağını söylemiştik. Artık su krizi kapıda, artık biz ekim-kasım aylarında temiz, güvenli su bulamamaya başlayacağız. Su yönetiminin mutlaka şekillendirilmesi gerekiyor. Ne yazık ki, göz göre göre bu felaketleri yaşıyoruz.

METEOROLOJİ OKUR-YAZARLIĞI

Bu konuda okur-yazarlığın artması bireysel önlemlerin de artmasını sağlayacak. Örneğin, sel felaketine dair meteoroloji uyarı yapıyor, bunun ne anlama geldiğini vatandaşların daha iyi anlaması lazım. Toptan iklim krizine uyuma odaklanan bir eğitime ihtiyacımız var.

Erken uyarı sistemlerimiz yok. ‘Artvin’de yağış olacak’ demek yeterli değil, orada noktasal bölgeyi işaret eden, vatandaşların cep telefonlarına uyarı gönderecek, gerekirse bölgeyi terk etmelerini belirten uyarıları ihtiyaç var.”