CGTN / Graça Machel & Helen Clark

Bu yıl bir küresel dönüm noktası olmalı. Uluslararası iş birliği 2020 yılında genellikle başarısız olduğu için, şimdi daha sağlıklı, daha yeşil, daha güvenli ve daha adil bir dünyanın mümkün olduğu yeni bir çağı başlatmak için bir fırsata ve sorumluluğa sahibiz. 

Koronavirüs salgınında ortaya çıkan büyük gerçek şöyle ki, herkes her yerde güvende oluncaya kadar hiç kimse herhangi bir yerde Covid-19 salgınında güvende değildir. Birçok kez kendi masrafını çıkaracak ilk adım, salgından etkilenen her ülkede kitlesel aşılamanın güvenceye alınmasıdır. G7 ve G20’nin aşıları düşük ve orta gelirli ülkeler için kolayca erişilebilir hale getirmesi desteği bir hayır işi değil, her ülkenin stratejik çıkarına bir durumdur. Aslında Uluslararası Para Fonu (IMF) bu tür desteğin şimdiye kadar yapılmış en iyi kamu yatırımı olacağına inanıyor.

Bu hafta Britanya’nın ev sahipliğinde Galler’e bağlı Cornwall’da yapılacak G7 Zirvesi’nde üye ülkeler ve o ülkelerin davetlileri, Covid-19 Aşılarına Erişimi Hızlandırma Araçlarına (ACT-Accelerator) bu yıl ve gelecek yıl gerekli fonun yüzde 67’sininin ödenmesini garanti ederek öncülük etmelidir. Bu, adil paylaşım finansmanı yaklaşımı ile Norveç ve Güney Afrika hükümetleri tarafından önerilen finansal yük paylaşımı formülüne dayanmaktadır ve ülkelerin ödeme yeteneğine dair gerçekçi bir değerlendirmeyi yansıtmaktadır.

G7, potansiyel olarak her kıtada aşı üretmek için gerekli bilgi ve teknoloji transferine izin verecek geçici patent muafiyetlerini de kapsayan gönüllü lisans anlaşmaları ve doz paylaşımının desteklenmesine önayak olmalıdır. Dahası, dünyanın çok taraflı ve bölgesel finansal kuruluşlarından, sağlık sistemleri kapasitesini güçlendirmek için düşük ve orta gelirli ülkelere yeni kaynaklar vermesi istenmelidir. Aynı zamanda onlar, Bağımsız Salgın Hazırlık ve Müdahale Paneli’nin Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) sunduğu son raporun ayrıntılı tavsiyelerinin uygulanmasını da desteklemelidir. 

EŞİTSİZ VE DENGESİZ TOPARLANMA ÖNLENMELİ

Küresel ekonomik politika uyumu, salgının ardından dünya ekonomisinin yeniden inşasında hayati öneme sahip olacaktır. Geçen yıl boyunca, Covid-19 salgınında toparlanma aşamasının başlamasında birçok ülkenin benzer politikaları izlemesinin kabul edilebilir bir uyum seviyesiyle sonuçlandığı için şanslıydık. Şimdi ihtiyacımız olan şey, eşitsiz ve dengesiz toparlanmayı önlemek, daha kapsayıcı, adil ve daha yeşil bir geleceği sağlamak amacıyla koordineli para ve mali müdahalelerle küresel büyüme planında uzlaşmaktır. Örneğin, tüm kıtalarda yeşil altyapı dâhil olmak üzere altyapı konusunda senkronize edilmiş ilerleme önerileri G7 ve G20 tarafından kabul edilirse, bunun küresel ekonomik üretimi 2025 yılına kadar 2 trilyon dolar arıtacağı tahmin ediliyor.

G20 ve G7, sağlık sonuçlarındaki farklılıklar ile plansız makroekonomik politika yaklaşımların sebep olduğu büyüyen farklılığın da üstüne eğilmelidir. Birçok gelişmiş ülke güçlü büyüme ile büyük ölçüde mevcut aşıları sabırsızlıkla bekleyebilirken, yükselen ve gelişmekte olan dünyanın büyük bölümü tükenmiş ekonomik ve sosyal korumalarla virüsün yeni dalgaları ile yeni varyantlarıyla karşı karşıya gelmek zorundadır. Küresel ticarette ve doğrudan yabancı yatırımda yavaş toparlanmayı takiben, birçok ülke artan borç ve düşen vergi gelirlerinin yanı sıra azalan yardım akışlarıyla karşı karşıya bulunuyor. 

Covid-19 salgınının yaklaşık 150 milyon insanı yoksulluğa sürüklemesi ve sağlık hizmetleri ile eğitim bütçelerinde geniş çaplı kesintilerle salgın 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne (SDGs) doğru ilerlemeyi beş yıl kadar öteleyebilir ve kızlar ile kadınlar çok fazla sıkıntıya maruz kalabilir. G7’yi kız çocuklarının eğitimi konusundaki girişimlerini artırmaya ve UNICEF’in bütün genç insanları kapsamayı sağlayacak dijital bağlanabilme planını desteklemeye çağırıyoruz. 

ULUSLARARASI ANLAŞMALAR KONUSUNDA İLERLEME GEREKLİ

G7 ve G20 savunmasız ülkelerin karşılaştığı finansal açıkları kapatmaya ve SDGs’ye doğru uygulanabilir yolu restore etmek için harekete geçmeye yardımcı olabilir. Bu, G20’nin zaten talep ettiği gibi bilançolarını en uygun hale getirerek ve sermaye yeterliliği çerçevesini yeniden gözden geçirerek, çok taraflı kalkınma bankalarının daha fazla finansmanını, daha fazla verimli şekilde uygulaması ve yenilemeleri düşünmesini gerektirecektir. Bu bağlamda, sağlık, eğitim ve sosyal güvenlik ağı için özel sektör finansmanını sağlayacak yeni garanti temelli araçları irdelememiz ve yakın zamanda G7 Maliye Bakanlarının desteklediği küresel asgari oran gibi vergiden kaçırmaları azaltmak için uluslararası anlaşmalar konusunda ilerleme kaydetmemiz gerekiyor.

Ayrıca, küçük ve orta gelirli ülkeler için borç sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla çabalarımızı artırmamıza ihtiyaç vardır. Bu, G20 Borç Servisi Erteleme Girişimi’ni genişletmek ve özel alacaklılar ile muhtemelen G20 dışındaki resmi alacaklıların yeni Borç Değerlendirme Ortak Çerçevesi’nde daha geniş katılımını cesaretlendirmek anlamına gelmektedir. Başarı, hem borçlu hem de alacaklılar tarafında büyük şeffaflığa bağlı olacaktır. 

Bu yıl aynı zamanda 2050 yılına kadar net sıfır karbondioksit emisyonlarına ulaşmaya doğru ilerleme kaydetmek için hayati öneme sahip bulunuyor. Bu yıl Kasım ayında Glasgow’da düzenlenecek BM iklim Zirvesi (COP26) öncesinde, G7 ve G20 ülkeleri cesur ulusal taahhütler açıklamalıdır. G7 ve G20 ülkeleri, şirketlerin karbon ayak izlerini açıklamalarını, düşük ve orta gelirli ülkelerde tedbirler ile uyum için önerilen fonların teslim edilmesini ve ekonomik toparlanma planlarının yenilenebilir ve yeşil altyapıyı desteklemesini sağlamayı şart koşmalıdır.

Bu sadece ulusal hükümetlerin görevi değildir. Firmalar, kentler ve çok taraflı kuruluşlar yüzyılın ortasına kadar net sıfır emisyon hedefine ulaşmak için gösterilecek çabaların merkezinde olmalıdırlar. Ve salgın sonrası küresel toparlanmada olduğu gibi, ihtiyaç duyduğumuz koordineli çabalar bu yıl sağlam bir şekilde mevcut olmalıdır.