CGTN / Yuan Sha

Son yıllarda, çok taraflılığın kriz içinde olduğuna dair artan endişeler var. Ancak artan uluslararası güçlüklerle karşı karşıya olduğumuzda, çok taraflılığa şimdikinden çok daha fazla ihtiyacımız bulunuyor. Çok taraflılık nereye gidiyor? Bunu başarmak için ne yapabiliriz? Çin Devlet Konseyi Üyesi ve Dışişleri Bakanı Wang Yi, 13. Çin Ulusal Halk Meclisi (ÇUHM) İki Toplantı sırasında düzenlediği basın toplantısında, Çin’in aydınlatıcı, çok taraflılık anlayışı ve bağlılığını yineledi.

KRİZDEKİ ÇOK TARAFLILIK

Dünyanın birçok yerinde artan korumacılık ve jeopolitik düşmanlıkla birlikte, çok taraflılığın gerekliliği ile etkinliğine ilişkin artan bir şüphe var, çok taraflılığın gerilediğine ve çok taraflı kurumların tehdit altında olduğuna şahitlik ediyoruz. Covid-19 salgını durumu daha da ağırlaştırıyor. Salgının başlamasından bu yana ülkeler, virüse karşı birleşik bir cephe oluşturma fırsatını sürekli olarak heba etti. Zengin Batılı ülkeler, özellikle inceliklerini bir kenara attılar ve diğerlerinin pahasına aşılar ile kişisel koruyucu malzemeleri (PPE) istifleyerek, komşuyu zarara sokma politikası izlediler.

ABD, özellikle kötü bir aktörü temsil ediyor. Eski Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump yönetimi, kasten Paris iklim Anlaşması ile İran Nükleer Anlaşması gibi çok taraflı anlaşmalardan çekildi ve Dünya Ticaret Örgütü’nün (DTÖ) temyiz organının işleyişini ertelemek gibi adımlar atarak, çok taraflı kuruluşlarda reform yapılmasını engelledi. Devam eden salgının ortasında Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) karşı bir karalama kampanyası bile yürüttü. Çok taraflılığa dönüş görüşmelerine rağmen, şimdiki ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, ABD’nin güvenilirliğini düzeltmek adına herhangi bir somut adım atmadı.

“GERÇEK ÇOK TARAFLILIK” ZAMANI

Yıllar geçtikten sonra, çok taraflılık siyasi bir basmakalıp söz ve hatta asıl amacından sapan siyasi bir taktik gibi görünüyor.  “Sözde-çok taraflılığın” farklı biçimleri ortaya çıktı.

Örneğin, bazı ülkeler sadece uygun gördükleri zaman çok taraflılığa başvurarak “seçici çok taraflılığı” tercih ettiler. Bazıları, kendi ülkelerini ilk sıraya koyma ön koşuluyla çok taraflılıktan söz ettikleri için kendi içinde çatışan “tek yanlı çok taraflılığı” kabul ettiler. Daha da kötüsü, bazıları, birkaç seçilmiş ülkenin iradesini uluslararası toplum üzerine dayatmak için çok taraflılığı bir söylem aracı olarak kullanıyor, bu tür “küçük çevre çok taraflılığı” aslında, “grup politikasıdır.” Dışişleri Bakanı Wang Yi’nin “gerçek çok taraflılık” açıklaması, bugünün dünyasında çok taraflılığa doğru yaklaşımı ortaya koyuyor.

İlk olarak, “Birleşmiş Milletler (BM) merkezli uluslararası sistemi sürdürmeyi” taahhüt ediyor. Biz farklı bir dünyada yaşıyoruz ve çok taraflılık onun farklılığını yansıtmalı. BM sistemi, çok taraflılığı en iyi temsil eden platform ve uluslararası sistemin demokratikleşmesine doğru en iyi yol.

İkincisi, çok taraflılık, “gizlilik ve dışlama yerine açıklık ve kapsayıcılığı” gerektiriyor. Çok taraflılığın nihai amacı, uluslararası sorunların üstesinden gelmektir. Bu yüzden çok taraflılık iş birlikçi olmalıdır, çatışmacı değil. Bazı ülkeler çok taraflılık ile diğerlerine karşı bir araya geldikleri “elit kulüplerle” çatışırlar. “Beş Göz” olarak adlandırılan istihbarat paylaşım ittifakı, uluslararası istikrara yarardan çok zarar veren berbat bir örnektir.

Üçüncüsü, “diğerleri üzerinde egemenlik yerine eşitlik temelli danışma” anlamına gelir. Bazı Batılı ülkeler sözde baskın istikrar teorisini tavsiye ediyorlar ve diğerlerinin meşru taleplerini “revizyonist” olarak etiketliyorlar, bu sadece kendi imtiyazlarını sürdürme girişimidir. Çok taraflılığa etkin bir yaklaşım, tüm katılımcılara eşit ve saygılı olmayı gerektirir, aksi takdirde, tek taraflılık için bir perde ve zorlama olacaktır.

ÇİN, ÇOK TARAFLILIĞIN SAĞLAM BİR SAVUNUCUSUDUR

Çin, bağımsız barışçıl bir dış politika benimsemektedir ve yabancı politika önceliği olarak çok taraflılığa bağlıdır. Ama bazı Batılı kuruluşlar ile medya, Çin’in uluslararası aşı iş birliğini ve yardımlarını “aşı diplomasisi” gibi damgalayarak ve Çin’in iç işlerine müdahale etmek ve Çin’e karşı nefreti artırmak için farklı “Çin tehdit teorileri” uydurarak, her türlü araçla Çin’i karalama kampanyası yürütüyor.

Wang Yi’nin, Çin’in “gerçek çok taraflılık” konusundaki tutumunu yinelemesi, bu tün yanlış anlamaları ortadan kaldıracaktır.

Aslında Çin, çok taraflılığı sadece bir söylem olarak değil, uygulamada temeli bulunduğu için desteklemektedir. Çin, BM ikinci büyük bağışçısıdır ve BM Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) beş daimi üye arasında barışı koruma güçlerine en büyük katkıyı sunan ülkedir. Çin, Paris İklim Anlaşması’nın, güçlü bir savunucusudur ve 2060 yılına kadar karbon nötre ulaşma taahhüdüne bağlıdır. Çin, ayrıca terörle mücadele, nükleer silahların yayılmasının önlenmesi ve finansal istikrar gibi diğer farklı küresel konularda önemli katkılarda bulunmuştur.

Çin, küresel sağlık yönetiminde de aktif olarak yer almıştır. Covid-19 salgınının başlangıcında, Çin hızla, DSÖ ile yeni koronavirüs gen dizilimini paylaştı ve uluslararası topluma, PPE’leri, aşıları ve en iyi uygulamaları sağladı. Çin, aşıların “küresel kamu malı” olması sözünü veren ilk ülke oldu ve ihtiyaç duyan birçok ülkeye erişilebilir, uygun fiyatlı ve etkili aşı desteği verdi. Şu anda, Covid-19 salgını, küresel ekonomide gerileme ve bütün dünyada artan eşitsizlikler konusunda tarihi bir dönüm noktasında bulunuyoruz.

Çok taraflılık tek geçerli çözüm olacaktır. Devlet Konseyi üyesi Wang Yi’nin işaret ettiği gibi, “çok taraflılık bir bayraktır, bir bahane, bir görüş, bir söylem” değildir. Sorumlu ve etkili bir şekilde bu güçlükleri aşmak için “gerçek çok taraflılık” taahhüdümüze bağlılığımızı yenileme zamanıdır.