CGTN / Huo Zhengxin

Covid-19 salgını dünyanın İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana karşı karşıya kaldığı en zorlu kriz ve eski Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı Henry Kissinger’ın dediği gibi bu kriz, “dünya düzenini sonsuza kadar değiştirecek”. 2019 yılının sonunda salgın Wuhan’da tespit edildikten sonra Çin hükümeti, Çin halkının yaşamı, güvenliği ve sağlığı ile insanlığın refahı için büyük kaygı yaratan salgının yayılmasını kontrol altına almak için derhal ve kesin önlemler aldı. 

Çin’in salgına karşı stratejisi başarılı olduğunu kanıtladı. Wuhan kentinin karantinaya alınmasıyla bir ay içinde virüsün yayılmasındaki yükseliş kontrol altına alındı. İki ay içinde ülke içinde Covid-19 vakalarındaki günlük yükseliş tek haneli seviyelere düştü ve yaklaşık üç ay içinde salgına karşı mücadelede kesin zafer sağlanmıştı. Çin, Covid-19 salgınını büyük ölçüde kontrol altına alan ilk büyük ülke oldu ve Çin, salgının ortaya çıkmasından bu yana dünyada büyümeyi sağlayan tek büyük ekonomi oldu.  

Aynı derecede önemli, Çin, Covid-19’un sınır tanımadığı ve birlikte çalışmadan yenilemeyeceğine inandığından küresel savaşta en önde yer aldı. Son verilere göre, Çin, diğer ülkelere 750 milyon dozdan fazla Covid-19 aşısı bağışladı ve ihracat etti, böylece diğer tüm ülkelerin toplamından daha fazla aşı tedarik etti.  Dahası, Çin koronavirüsün kaynağının izlenmesi soruşturması yapılması için Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ile iş birliği yapan dünyadaki ilk ülkeydi. Bu yıl mart ayında uzmanlardan oluşan ortak bir DSÖ-Çin araştırma ekibi Wuhan’da insanlar, hayvanlar ve çevreyle ilgili incelemelerden elde ettikleri bulguları açıkladı. 123 sayfalık raporda, ekibe dâhil bütün bilim insanları oy birliğiyle virüsün kaynağını Wuhan laboratuvar sızıntısı teorisine bağlamak için ne bir temel ne de bir kanıt parçası bulunmadığında fikir birliğine vardı. 

Raporda, salgına muhtemelen virüsün bir aracı hayvan aracılığıyla yarasalardan insanlara bulaşmasının yol açtığı sonucuna varıldı ve laboratuvar sızıntısı varsayımının “son derece olasılık dışı” olduğu belirtildi. Raporda, farklı ülkelerde bildirilen Covid-19 ile ilgili “potansiyel erken vakaların” soruşturulmasının önemli olduğu tavsiye edildi. Çin’in küresel salgınla mücadele kampanyasına katkısı dünya çapında takdir ve saygı kazandı. 

BIDEN’IN COVID-19 KONUSUNDA ÇİN’E BASKISI SÜRÜYOR

Buna karşın, ABD yönetimi krizi başından bugüne kadar kötü biçimde yönetti. Geçen yıl 20 Ocak’ta ABD’de ilk Covid-19 vakasının teyit edilmesinden bu yana ABD’nin verdiği karşılık yetersiz kaynaklar, başarısız liderlik, kafa karıştırıcı iletişim ve bariz yanlış bilgilendirme olarak tanımlandı. ABD, Mart 2020’den bu yana Covid-19 vakalarında ve ölümlerinde dünyaya liderlik etmeye devam ettiği için ABD’nin salgını yanlış yönetmesinin Amerikan halkı için ciddi sonuçları oldu. Johns Hopkins Üniversitesinin 8 Ağustos 2021 tarihli verilerine göre, Covid-19 salgını geçen yıl ocak ayından bu yana ABD’de en az 617 bin 273 insanın ölümüne ve 35,8 milyon insana bulaşmasına sebep oldu. 

Dahası “Önce Amerika” aşı stratejisi, salgına karşı mücadelede uluslararası iş birliğini zayıflattı. Politikalarının çoğunda olduğu gibi eski ABD Başkanı Donald Trump yönetimi halk sağlığı için “Önce Amerika” yaklaşımını seçti ve çok taraflı girişimler yerine yerli Covid-19 aşılama çabalarını tercih etti. Joe Biden göreve geldiği zaman verdiği pek çok sözden biri “Önce Amerika” yaklaşımına son vermek olmasına rağmen, ABD’nin kendi aşı tedarikine öncelik verme taahhüdü değişmedi.  Ne yazık ki Covid-19 sorununa karşılık vermedeki korkunç başarısızlık, ABD hükümetinde herhangi bir öz yansıtmaya yol açmadı. Trump yönetiminden Biden yönetimine kadar Beyaz Saray, krizi kötü yönetmenin suçunu Çin’e yüklemeye çalışıyor. Trump döneminde Beyaz Saray, virüsün Çin tarafından bırakıldığı algısını desteklemek için virüsü “Çin virüsü” veya “Wuhan virüsü” olarak tanımladı.

Biden görevi devraldıktan sonra ABD’yi kendi kötü yönetiminden ziyade dış güçlerin kurbanı olarak tanımlama amacına hizmet etmesi için Çin’i günah keçisi olarak kullanma politikasını sürdürdü. Bu saptırma çabaları kamuoyunun yönetime yönelik eleştirilerini sona erdirmede başarısız olduğu zaman Biden yönetiminde Beyaz Saray, Çin’i damgalamak için başlangıçta radikal grupların dayattığı laboratuvar sızıntısı teorisine yeni bir hayat vermeye başladı.

Bu yıl mayıs ayında Biden, ABD istihbarat yetkililerine, virüsün kaynağının izinin Wuhan’daki Çin laboratuvarına uzanması mümkün olmayan ihtimali dâhil olmak üzere Covid-19 salgının kaynağını araştırmak için çabalarını “iki katına çıkarma” talimatı verdi ve tam bir soruşturmaya katılması için Çin’e baskı yapmaya devam edeceğini söyledi.