İngiltere ve Fransa arasındaki balıkçılık krizi büyüyor. İngiltere’nin Fransız balıkçıların İngiliz sularında balıkçılık faaliyetlerini gerçekleştirebilmesi için gereken izni vermediği iddiası üzerine iki ülke arasındaki gerginlik son günlerde iyice arttı.

Yaşanan krizin temelinde Brexit sonrası İngiltere’nin deniz yetki alanlarında balıkçılık faaliyetlerinin nasıl yürütüleceğine ilişkin anlaşmazlıklar bulunuyor. Yaklaşık son 30 yıl içinde ivme kazanan teknolojik gelişmeler ile balıkçılık özellikle Avrupa ülkelerinde önemli bir sektör haline geldi. Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) paylaştığı 2018 yılına ait veriler, deniz balıkçılığı sektörünün hacminin tüm zamanların en yüksek değeri olan yılda 84,4 milyon tona ulaştığını gösteriyor.

AVRUPA’DA BREXIT KRİZİ

31 Ocak 2020 itibarıyla yürürlüğe giren “Brexit” anlaşmasıyla İngiltere, AB üyeliğinden çıktı. Görüşmeler kapsamında üzerinde en son anlaşılan, konularından biri balıkçılık olmuştu. Çünkü Ortak Balıkçılık Politikası kapsamında üye ülkelerde, İngiliz sularında sürdürülen balıkçılığa bağlı bir sektör mevcuttu. Buna karşılık İngiliz balıkçıların da ürünlerinin büyük bir kısmını Birlik içindeki pazarlara sunduğu, ülkeler arasında karşılıklı ve birbirine bağımlı bir yapı var.

Brexit anlaşmasının 500, 501 ve 502. maddeleri belirli şartlar altında taraflara ait balıkçı gemilerinin diğer tarafın sularında faaliyet yürütmesine imkân veriyor. Fransa ile İngiltere arasındaki uyuşmazlık da 502. maddedeki, Fransa’ya yakın adalar olan Guernsey ve Jersey Adaları’nın yetki alanlarıyla ilgili tanınan deniz yetki alanlarına erişim şartlarına dayanıyor. Bu maddelere göre, bir taraf ilgili ada sularında diğer tarafın söz konusu sularda balıkçılık faaliyeti yürüttüğünü ispat ettiği balıkçı gemilerine gerekli izinleri sağlamakla yükümlü. İşte bu kapsamda Fransız balıkçıların, İngiltere’ye yaptığı başvurular mevcut. Fakat İngiltere’de yetkililer, başvuruların yalnızca bir kısmını kabul etti. Diğer başvurular ise balıkçı gemilerinin Brexit anlaşmasında belirtildiği üzere ilgili tarih aralığında bölgede faaliyet gösterdiklerini ispat edemediğini ileri sürerek onaylanmadı. Fransa, İngiltere’nin bu tutumunu, Brexit anlaşmasını uygulamama olarak değerlendiriyor.

FRANSA’DAN AB ÜLKELERİNE ÇAĞRI

Fransa, AB’nin balıkçılık konusunda İngiltere’ye daha sert davranmasını istiyor. Avrupa Komisyonu, ticaret anlaşmasının bazı maddelerinin ihlal edildiğini söyleyerek Fransa’ya destek verirken, İngiltere ise Avrupa Komisyonu’nu yeni düzenlemelerle ilgili bilgilendirdiğini savunuyor.

Aslında Brexit görüşmelerinden bu yana İngiltere ile Fransa arasında tansiyon hiç düşmedi. Özellikle İngiltere’nin Birlik’ten ayrılığı sonrası başlayan avlanma ve göçmen krizi ile bazı anlaşmaların iptali, iki ülkeyi neredeyse soğuk savaş durumuna getirdi. Şüphesiz uzun süren ayrılık pazarlıklarında İngiltere’yi en çok zorlayan ülke Fransa oldu. Fransa, İngiliz karasularında avlanmaya devam etmek isterken, İngiltere buna sert şekilde karşı çıktı.

Denizcilik ile ilgili sorunlardan bahsetmişken örneğin, 2018 yılında gündeme gelen “deniztarağı krizi” de vardı. Deniztarağı avlayan Fransız ile İngiliz balıkçılar büyük bir gerilim yaşadı ve çatışmaya dönen olay, Fransız sahil güvenlik güçlerinin müdahalesiyle bastırıldı.

İki ülke arasında son yıllarda yaşanan sorunlara baktığımızda balıkçılık dışında farklı konuların da bulunduğunu görüyoruz. Yakın zamandaki bir başka gerilim, aşı anlaşması konusundaydı. İngiltere hükümeti, Fransız Fransız biyoteknoloji şirketi Valneva ile yaptığı aşı anlaşmasını iptal etti. Valneva, İngiliz hükümetinin, klinik deneme aşamasında olan Covid-19 aşı adayının dozlarını tedarik etmek için şirketle yaptığı anlaşmayı, sözleşmenin “ihlalini” öne sürerek feshettiğini duyurdu. İngiltere henüz test aşamasındaki aşıdan 100 milyon doz sipariş vermiş, ek 90 milyon doz için de seçenek açık tutulmuştu.

İki ülkenin yaşadığı sorunlardan söz etmişken birkaç hafta önce yaşanan AUKUS krizini de anımsatmak gerek zira İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Avustralya arasında varılan AUKUS anlaşması Fransa için adeta bardağı taşıran son damla oldu. Anlaşmada, Avustralya Kraliyet Donanmasının nükleer enerjili denizaltılar edinmesini sağlamak için destekleneceği açıklandı. Avustralya, ittifak kararı sonrası Fransız Naval Grubu ile 2016’da yaptığı yaklaşık 66 milyar ABD doları tutarındaki geleneksel denizaltı filosu inşasından vazgeçti. Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, Avustralya’nın anlaşmayla ilgili iptal planlarını Paris’e, Avustralya Başbakanı Scott Morrison’un, 16 Eylül’de ABD Başkanı Joe Biden ve İngiltere Başbakanı Boris Johnson ile sanal ortamda açıklama yapmasından bir saat önce anlattığını dile getirdi. Le Drian, yaptığı sert açıklamada, anlaşmanın iptalini “ihanet” olarak yorumladı ve “sırtımızdan vurulduk” ifadesini kullandı.

İNGİLTERE-FRANSA GERİLİMİ BÜYÜYOR

Tabii sorunları sıralarken göçmen krizini de unutmamak gerekiyor çünkü İngiltere göçmen teknelerini zorla Manş Denizi’ne geri gönderme planlarını onaylayarak Fransa’nın tepkisine yol açmıştı. Fransız hükümeti ise teknelerin geri gönderilmesinin ilişkileri zedeleyeceği uyarısında bulunmuştu. Bu arada Boris Johnson hükümeti, bu gerginliğin sona erdirilmesi adına küçük göçmen tekne geçişlerinin önlenmesine yardımcı olmak için Fransa’ya vadedilen 54 milyon sterlinlik ödemenin kısa sürede yapılacağı sözünü verdi.

AUKUS anlaşması, balıkçılık ve göçmen krizi ile İngiltere ve Fransa arasındaki ilişkiler neredeyse kopma noktasına geldi. Ancak tarafların bugüne dek karşılıklı tehditleri ve eylemleri ile ortaya koydukları tutumlar, sorunların bir süre daha devam edeceğini ve hatta sorunun bölgesel bir krize dönüşebileceğinin işaretlerini veriyor. Önümüzdeki günlerde mevcut sorunlara yenileri eklenirse şüphesiz bu hiç şaşırtıcı olmayacak. Zira, İngiltere’de Brexit ile başlayan çözülme farklı alanlarda da etkisini göstereceğe benziyor.

Tuğçe Akkaş