Sporun siyasete alet edilmemesi gerektiği yaygın bir görüştür. Ancak spor hep siyasetin göbeğinde olagelmiştir. Bazı ülkelerde kulüpler arasındaki rekabetlerde siyasi geleneklerin mücadelesi vardır. Bu durum ülkemizdeki rekabeti açıklamaya yetmemektedir. Ne siyaset, ne din, ne etnik farklılık, ne de şehir farkı ülkemizde Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş arasındaki rekabette bir unsurdur. Aynı ailede farklı renklere gönül verenlerin olması bizim zenginliğimiz.

Spor-siyaset ilişkisi Soğuk Savaş döneminin önemli platformlarından biriydi. Taraflar sporu propagandadan siyasi baskıya kadar araç olarak kullandılar. Bunun zirvesi herhalde 1980’de Moskova’da, 1984’te de Los Angeles’ta düzenlenen oyunlardı.

Uluslararası Olimpiyat Komitesi’ne üye (IOC) yaklaşık 200 ülkeden 80’i Moskova Olimpiyatları’na katılmıştı. Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) başını çektiği Türkiye de dâhil 33 ülke Sovyetler Birliği’nin Afganistan’ı işgal etmesini protesto etmiş ve Moskova’ya gitmemişti. Doğu Bloku’nun buna misilleme olarak boykot ettiği 1984’teki Los Angeles’teki oyunlara 140 ülke katıldı.

ABD, benzer senaryoyu 2022 Beijing Kış Olimpiyatları için de sahnelemek istedi. Washington yönetimi, Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’nde insan hakları ihlalleri olduğunu iddia ederek Kış Oyunları’nı boykot edilmesi çağrısı yaptı. Bu, aynı zamanda Batı basınında bu konuda sürdürülen yalan haber kampanyasının devamıydı.

ABD, boykot çağrısına umduğu desteği bulamadı. Boykotu “diplomatik boykot” diye sınırlamak zorunda kaldılar. Oysa ülkelerin oyunlara gönderecekleri resmi heyetler konusundaki muhatabı oyunların düzenlendiği ülkenin makamları değil, kendi ülkelerinin milli olimpiyat komiteleri. Dahası bu boykota katılan ülke sayısı ise sadece 4, yazıyla dört. ABD, İngiltere, Kanada ve Avustralya. “Batı boykot ediyor” dedikleri Batı bu dört ülkeden ibaret.

ABD’nin bu girişimi kendi kamuoyunda bile destek bulmadı. Zaten salgınla boğuşan Amerikan toplumu siyasi hesaplarından başka kaygıları olmayan Kongre üyelerinin peşinden gitmedi. Hatta ABD’li elektrikli otomobil şirketi Tesla, Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’nde bir showroom açarak en gerçekçi yanıtı verdi.

ABD’nin boykot çağrısına Türkiye’den destek Gelecek Partisi ve uzantısı Karar gazetesiyle sınırlı kaldı. Karar gazetesinin manşetten attığı başlıklar, İslam dünyasına yönelik sitemleri karşılık bulmadı. Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, “Çin’e one minute deme vakti” diyerek boykot çağrısını yineledi. Dışişleri bakanlığı ve başbakanlık yapmış bu muhalefet liderinin sözleri “Türkiye, bu boykotla ne kazanacak?” sorusuna yanıt içermiyor. Bir de bu kişinin politikalarının ülkemizi kendisinin “değerli” dediği, “derin yalnızlığa” sürüklediği unutulmamalı.

Kamil Erdoğdu