Türkiye ekonomisi son haftalarda dalgalanmalar yaşıyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasındaki (TCMB) görev değişiminin ardından yaşanan süreç borsa ve döviz kurları üzerinde baskı oluşturdu. 

Ekonomist Necmettin Batırel, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın hazırlayıp sunduğu “Güne Başlarken” programına konuk oldu. Batırel, Türk ekonomisinde yaşanan gelişmeleri değerlendirdi.

“TÜRK EKONOMİSİNE GÖK TAŞI DÜŞTÜ”

TCMB Başkanı Naci Ağbal’ın görevden alınmasını yorumlayan Necmettin Batırel, kararın büyük bir kesim tarafından şaşırtıcı karşılandığını söyledi.

“Türk ekonomisine gök taşı düştü” benzetmesinde bulunan Batırel, “Bu, hiç beklenmedik bir karardı. Naci Ağbal çok tutarlı ve piyasa dostu kararlarıyla güven kazanmış, itibarlı bir Merkez Bankası başkanlığı yürütüyordu. Hem içeride hem dışarıda güven sağlamıştı. Görevden alınmasının sebebini şu an kimse bilmiyor. Sadece Cumhurbaşkanı Erdoğan biliyor. Bugüne kadar da açıklamadı. AK Parti kanadından yapılan açıklamalara dikkatle baktım, bununla ilgili açıklama yok. Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Başdanışmanı Yiğit Bulut, yaptığı açıklamalarda da hiçbir şekilde buna değinmedi. Demek ki, sır olarak saklanıyor. Son derece düzgün bir politika vardı. Niye değiştirildi, anlayamıyorum. 200 baz puanlık artış nedeniyle mi değiştirildi, kimse bilmiyor. 200 baz puanlık artıştan sonra zaten faiz artışlarının sonuna gelinmişti bundan sonra kimse faiz artışı beklemiyordu. Tam tersi mayıs ayından itibaren enflasyondaki düşüşten itibaren faiz oranlarında da düşüş olacağı görüşü hâkimdi. Dışarıda da olumlu bir hava vardı ancak şu anda bütün hava değişti. Yeni gelen Prof. Şahap Kavcıoğlu’nun yüksek faize karşı olduğu biliniyor. En çok korkulan şey şu anda Merkez Bankası’nın olağanüstü bir toplantıya giderek faizleri düşürecek olması. AK Partililer ve Yiğit Bulut ‘Kesinlikle olağanüstü toplantıya gidilmeyecek.’ diyor. Ama Avrupa’nın en büyük varlık yönetim şirketi Amundi, dün bir açıklama yaptı; ‘Nisan ayında Merkez Bankası 300 baz puanlık bir faiz indirimine gidecek.’ Bu büyük bir hayal kırıklığına yol açtı. Diğer uluslararası kuruluşlar, ‘Eylül ayından sonra ancak faiz indirimine gidilebilir.’ diyorlar. Piyasaları etkiledi bu, Türk Lirası (TL) bir anda yüzde 12 değer kaybetti. Borsa yüzde 10 düştü.” diye konuştu.

“EN BÜYÜK SINAV NİSAN AYINDA OLACAK”

Ekonomist Necmettin Batırel, TCMB’nin yeni Başkanı Prof. Dr. Şahap Kavcıoğlu’nun geçen hafta pazar günü yaptığı görüşmeye de dikkat çekti.

Kavcıoğlu’nun kamu ve özel bankalarla çeşitli görüşmeler yaptığını vurgulayan Batırel, “Elinden geleni yapacaktır. Fakat en büyük sınavı nisan ayında olacak. Nisan ayında enflasyon baz etkisi nedeniyle zirve yapacak. Enflasyon 17,5 çıktığı bir ortamda faiz indirimine giderse kurlar patlar. Kurlardaki yükseliş finans dünyasının bir tepkisi. ‘Sen faiz indirimine gidersen, ben kurları yükseltirim.’ Diyor, finans dünyası. Rezervleri zaten yetersiz Merkez Bankası’nın müdahale etme gibi bir durumu yok. Bu operasyon dolayısıyla faiz lobisi şöyle bir harekette bulundu; cumartesi ve pazar günü Londra piyasasında TL borçlanıp dolar almaya başladılar. Yani 7,20 kapatmıştı dolar cuma akşamı ancak ertesi gün 7,50 seviyesine kadar çıktı, pazar günü devam etti. Kurlar pazartesi gününe 7,70’ten başlayınca 8,50’ye kadar yükseldi. Türkiye’deki bankalar da salı gününden sonra Londra piyasasına TL aktarmayı kestiler. TL faizi 14,20’ydi cuma günü kapanışta 1400’e kadar yani rekor bir düzeye çıktı. TL borçlanıp dolar alanlar taahhütlerini yerine getirmek için ellerindeki dolarları satıp TL almaya başladılar. Aynı zamanda borsadaki banka hisselerinde satışa gittiler, borsadaki düşüşün en büyük etkeni bankacılık sektöründeki satışlar oldu. Ama sonuçta kurlardaki yükseliş şu anda durmuş gibi görünüyor. Kamu bankaları da yoğun bir şekilde dolar sattı. Ne kadar sattıkları yakında ortaya çıkacak. En önemli gelişme şu; yerli yatırımcıların yaklaşık 5-6 milyar dolar sattıkları söyleniyor. Türkiye’de Ağbal zamanında çok uygun bir ortam oluşmuştu. Şimdi bu para borsadan çıkıyor, tahvile geçtiler. Tahvilde, faizde indirim olursa dolar başını alıp gider. Zaten zam yapmak için kuruluşlar sırada bekliyorlar. Bu yüzden çok kritik bir dönemdeyiz. Bütün iş yerlerinin beklentileri bozuldu. Birdenbire uçurumun kenarından aşağı inmeye başladık.” dedi.

“ABD İLE TÜRKİYE’NİN İLİŞKİLERİNİN DÜZELECEĞİ ALGISI OLUŞTU”

Borsalardaki düşüşün ardından gelen toparlanmaya değinen Necmettin Batırel, borsanın Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın Türkiye açıklamalarının ardından toparlanma eğilimine girdiğini kaydetti.

Blinken’ın NATO toplantısında Türkiye’ye karşı pozitif mesajlar verdiğinin altını çizen Batırel, “Bu açıklamalar ABD ile Türkiye arasındaki ilişkilerin düzeleceği şeklinde bir algıya yol açtı. Blinken, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile görüştü. Ardından Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell ile görüşme var. Borrell, Türkiye ile ilişkileri geliştirmek istediklerini belirtti. Bütün bu gelişmeler olumlu algılara yol açtı. Cuma günü AB Liderler Zirvesi var. Türkiye’nin Gümrük Birliği’ni güncelleme talebi ve kapanan fasılların açılması talebi vardı. Olumlu gelişmeler yaşanacağını düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.

“TÜRKİYE’DE GÜVEN ORTAMI SAĞLANMALI”

Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan’ın açıklamalarından sonra piyasalarda yaşanan gelişmeleri yorumlayan Necmettin Batırel, doların düşmesi için güven ortamının pekişmesi gerektiğini aktardı.

Güven ortamının oluşmaması durumunda TL’de kalıcı bir yükseliş görünmeyeceğini hatırlatan Batırel, “Bakan Elvan, reformun takvimini açıkladı. Fakat bunlar uzun vadeli uygulamalar. Yarın etkisi görülecek, diye bir beklenti yok. Mesele Türkiye’de dolar alanlar güven ortamı oluşmazsa ellerindeki doları satmazlar. TCMB Başkanı Ağbal’ın amacı dedolarizasyondu, yani dolar sahiplerinin TL’ye geçmesini sağlamaktı. Böylece TCMB rezervlerini güçlendirmek istiyordu. Türkiye’nin döviz rezervini yükseltmek için ihale açması gerekiyor fakat şu anda kurlar çok yüksek. TL’deki değer kaybının yanı sıra dolar da dünya para birimleri karşısında değer kazandı. Öyle bir ortama girildi, ABD’de konut satışları şubat ayında yüzde 18 düştü. Bideni 3 trilyon dolarlık bir paket daha açıklayacak ancak buna rağmen dolar düşmüyor. Fed Başkanı Jerome Powell, ‘Enflasyon yükselecek ama kalıcı olamayacak.’ diyor. Ben buradan şunu anlıyorum; ‘Yıllık enflasyon 1,7, en fazla 1,9 olacak 2’yi aşmayacak.’ diyor. Türkiye’de güven ortamını sağlamak çok önemli. Her şey birdenbire alt üst oldu. Bu kadar çalışma neden birdenbire kesildi anlamakta zorluk çekiyorum. 2 ay da sabredilseydi gerçekten ekonomi son derece düzgün bir şekilde devam edecekti. Doların en fazla düşeceği seviye 7,70 daha fazla düşmesini öngörmüyorum. Ağbal zamanında 6,80’e kadar düşmüştü. Uluslararası bankalar 6,50 tahmini yapıyorlardı. Bu tahminler yabancıların girmesini kolaylaştıracaktır. Tahvilde alım yapacaklardı. Şimdi gerçekten çok yüksek. Eğer TCMB Başkanı nisan ayında faiz indirimine gitmezse yabancı yatırımcılar Türkiye’ye gelebilir. Eylül ayına kadar faizlerin yüzde 19’da kalması gerektiğini herkes kabul etti. Benim anladığım kadarıyla Türkiye yepyeni bir denge arayışında. Türkiye batmış değil ama yeni bir elbise giyme durumunda kaldı.” Değerlendirmesini yaptı.