CGTN

Litvanya’nın Sosyal Demokrat Parti lideri, ülkenin Avrupa Birliği (AB) ve diğer ortaklarla birlikte çalışması ve Çin ile gerginliği azaltmak için “Taiwan Temsilciliği” adını değiştirmeyi düşünmesi gerektiğini belirtti. Rus Uydu Haber Ajansı 10 Ocak’ta, ülkenin cumhurbaşkanının hükümetin “Taiwan” adının kullanılmasına izin vermekle bir hata yaptığını açıkça söylemesinden günler sonra, “Litvanya, Çin ile ilişkilerini geliştirmek için dışişleri bakanını ‘feda etmek’ istiyor” diye belirtti.

Litvanya’nın “Tek Çin” politikasını görmezden gelme ve Çin’in diplomatik kırmızı çizgilerini aşma kararı başlangıçta akıllıca bir hareket gibi görünüyordu. Çünkü Çin ile Litvanya arasındaki ticaret nispeten önemsizdir ve Litvanya, Çin’in yükselişini her ne pahasına olursa olsun frenlemeye çalışan Biden yönetimi tarafından ödüllendirilmeyi bekliyordu.

LİTVANYA BIDEN YÖNETİMİ TARAFINDAN ÖDÜLLENDİRİLMEYİ BEKLİYORDU

Manevra Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı Antony Blinken’dan övgü aldı. Baltık ülkesi, Taipei’de bu bahar faaliyete geçmesi beklenen bir ticaret temsilciliği kurdu. Taiwanlı ayrılıkçılar, bu gelişmeleri uluslararası tanınma taleplerine bir miktar güvenilirlik kazandırıyormuş gibi göstermeye boşuna çalışıyorlar. Tahmin edilebileceği gibi bu ayrılıkçı güçler, bağımsızlık hayallerini desteklediği için Litvanya’yı ödüllendirmek adına ülkede bir mikroçip dökümhanesi açma konusunda çekici ama nihayetinde belirsiz teklifler yaptı ancak somut sözler verilmedi. Ayrılıkçıların Litvanya’nın karşı karşıya olduğu maliyetleri dengeleyebilecek herhangi bir cazibeli teklif sunabileceğini hayal etmek zor.

AB ülkelerinin liderleri Birlik’in içine sürüklendiği karışıklığı anladıklarından tepkisi oldukça sessiz oldu. Avrupa, meselenin Litvanya’nın bir iç meselesi olduğunu açıkça belirtti ve AB’nin “Tek Çin” politikasına devam eden desteğini tekrarlayarak Taiwan ayrılıkçılığını reddini yineledi. Perde arkasında, Avrupalı siyasi ve ticari liderler Litvanya’ya öfkeliydi. Çin, yıllık yaklaşık 700 milyar dolarlık ticaret değeriyle AB’nin en büyük ticaret ortağıdır. Batı’nın Çin karşıtı dalgasının zirvesinde bile AB, Çin ile ekonomik ilişkisine herhangi bir şekilde zarar verme konusunda isteksizdi. Bu bağlamda, uygunsuz ve gereksiz bir tutumun bu ilişkiyi parçalamasını istemiyorlar.

Litvanya’nın eylemleri ile AB’nin dış politikası arasında net bir çizgi çekmek için uğraş AB tarafından sürerken bu dengeleme eylemi, tartışmalar sürdükçe daha da zorlaşıyor. Litvanya’nın son derece sembolik ve kışkırtıcı hareketi; Avrupa’daki Çin dış politikasını AB’nin uzun vadeli çıkarları yerine duygusal, kısa vadeli partizan iç siyasi düşünceler tarafından yönlendirilen bir sorun haline getirmekle tehdit ediyor. Çünkü bütün bu destan, kendini Batı yanlısı ve anti-komünist olarak tanımlayan iktidar koalisyonunun ülke içindeki duruşunu desteklemek için tasarlanmış bir iç siyasi oyundur. Bu, Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) tarihiyle Litvanya’nın tarihini aldatıcı bir şekilde aynı kefeye koymaya dayanan bir duruştur.

ÇİN DİĞER ULUSLARIN İÇ SİYASETİNE KARIŞMAZ

Litvanya Devlet Başkanı Gitanas Nauseda geçen hafta “mea-culpa”sını verdiğinde, dışişleri bakanıyla uzun süredir anlaşmazlık içinde oldukları ortaya çıktı. Başkan Nauseda, bakanın kendisine değişiklik hakkında önceden bilgi vermediğini kasten vurguladı. İnanılmaz, değil mi? Bakan suçlamayı reddetti ve muhalefet şimdi istifasını istiyor. Litvanya’nın politikacıları birbirlerini suçlayıp günah keçisi ararken, tüm bu iğrenç olayın gerçekte ne olduğunu ifşa ediyorlar: dış politika kılığında partizan ve kişisel siyaset. Dışişleri bakanı da olsa tek bir politikacıdan kurtulmak gidişatı değiştirmeye yetmeyecektir. Kendi siyasi duruşlarını güçlendirmek için Çin karşıtı bir politika ve söylem kullanmak isteyen politikacılar her zaman olacaktır.

Çin, diğer ulusların iç siyasetine karışmaz. Aynı şekilde Çin de kendi iç siyasi meselelerine müdahaleye müsamaha göstermeyecektir. Çin’in ilişkiyi onarma girişimlerini kabul etmeden önce Litvanya’nın -sözleriyle ve özellikle de hareketleriyle- yeterince iyi niyet göstermesi gerekiyor. Ofislerin açılması, Çin’in niyetleri hakkında kışkırtıcı konuşmalar ve uluslararası siyaseti kişisel kazanç için hevesle kullanmak ise bu sürecin bir parçası değil.