Global Times / Zhu Feng

Çin-Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ilişkileri sadece iki hükümetle ilgili değildir. Bu ayrıca iki halk ve toplumla ilgilidir. Üst düzey Çinli diplomat Yang Jiechi’in Beijing zamanı ile salı sabahı Amerikalı dinleyicilerine iletmek istediği mesaj budur.

Yang bu mesajı, ABD-Çin İlişkileri Ulusal Komitesi’nin düzenlediği bir toplantıda verdi. Mesaj iki ülkenin hükümet dışı kuruluşlarını Çin-ABD ilişkilerini istikrara kavuşturma ve geliştirme konusunda daha aktif ve yapıcı bir rol oynamaya teşvik etmeyi amaçlıyordu.

Biden için şimdi en önemli şey, teşvik paketini geçirmek ve Trumpizmi ortadan kaldırmak için bir dizi pratiği uygulamaya koymak. Çin-ABD ilişkileri Biden yönetiminin önde gelen endişelerinden biri olmasa da, Trump’ın ve ekibinin iki ülke ilişkilerini çökmenin eşiğine getirdiğini göz ardı edemez.

Yang’ın konuşması Çin’in çok önemli bir mesajını iletti: İki ülkenin hükümetler, toplumlar ve halkları birbirleri ile yarı yolda buluşmak için akılcı davranmak zorundadır. İki ülke dört yıllık sorumsuz bir Çin karşıtı kampanya ve Çin-ABD ilişkilerinde bir dizi karşıt hareketleri yaşadıktan sonra, karşılıklı saygı ve karşılıklı olarak yararlı iş birliği yoluna geri dönmelidir.

TRUMPİZMİ ORTADAN KALDIRMAK İÇİN BİR DİZİ PRATİĞİ UYGULAMAYA KOYMAK GEREK

Yang, ABD’ye Çin’in birkaç kilit sorunda tutumunu ve endişelerini açıkça bildirdi. Yang, ABD’nin Çin’in Taiwan ve Xinjiang gibi konularda merkezi ulusal çıkarlarına müdahale etmemesi gerektiğini vurguladı.

İki ülke stratejik bir rekabet içinde ve bu rekabette ABD kendi siyasi çıkarları ile taleplerine uygun olarak bilinçli bir şekilde alt sınırları karmaşıklaştırıyor. Çin-ABD ilişkileri basitçe alt sınırın nereden geçtiği ile ilgili değildir. Ama ABD’nin Çin’in alt sınırı ile ilgili belirsiz politikalarının sadece Çin-ABD ilişkilerine zarar vereceğini anlaması sağlanmalıdır.

Yang konuşmasını yapmadan kısa bir süre önce ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, pazartesi verdiği bir röportajda Çin’in uluslararası olarak ABD’ye yönelik ”en ciddi tehdidi oluşturduğunu” söyledi. Blinken ayrıca Çin’in Covid-19 ile mücadelede şeffaf olmamasını da eleştirdi.

Bunlar maksatlı sözlerdir. ABD’nin Çin politikası ABD’nin içerdeki partizan politikasından derin biçimde etkilenirken, Blinken Amerikalılara Biden yönetiminin Çin’le ilgili keskin bir dönüş yaptığı ya da Çin’e karşı yumuşak olduğu izlenimi vermez.

DİPLOMASİ HER ZAMAN İÇ POLİTİKANIN DEVAMIDIR

Aslında Çin-ABD ilişkileri geçmişe geri dönemez. Hem stratejik rekabetin hem de iş birliğinin gelişmesi ilişkili ilişkilerin kalıbı haline gelecek. Dolayısıyla, Blinken’ın sözlerine katılmamakla beraber, bu sözlere fazla da önem vermiyoruz. Çin ve ABD etkili iletişim mekanizmalarına sahip değil ve ilişkilerini düzeltmeleri için alınması gereken uzun bir yol var. Anlaşmazlıklara bakmaksınız, iki taraf en azından orta yolda buluşmak zorunda. Ancak eğer Biden yönetimi Trump’ın Çin’e karşı üstünlük politikasını sürdürürse, o zaman açıktır ki, Çin ancak karşı koyacaktır.

Çin-ABD ilişkilerinin püf noktası Blinken’ın ve Biden kabinesinin bazı başka üyelerinin sert açıklamalarını açıklayan iki özellikte yatmaktadır.

İlk özellik ABD’nin bir patron gibi davranma zihniyetidir. ABD dünyanın egemen lideri olmaya alışık. Çin’in yükselişinin görece hızlı olduğuna ve Çin’in ABD ile güç açığını kapatmakta olduğuna inanıyor. Bu yüzden Washington, onu “stratejik bir rakip” yapan sözüm ona Çin tehdidi teorisini öne sürdü. Bu ABD’nin geleneksel üç politikası zihniyetine dayanıyor.

İkinci özellik, ABD’nin iç politikası ile ilgili. Bugün ABD’de var olan toplumsal ve siyasi bölünmeler Amerikan İç Savaşı’ndan bu yana görülen en sert bölünmeler.

Bu nedenle Biden yönetimi Çin politikaları konusunda zayıflık göstermek istemiyor. Trump yönetiminin Çin politikası ciddi destek ve onay sağladığı için herhangi bir ters tepkiden korkuyor. Bu koşullarda, Çin’in siyasi sabır göstermesi gerekiyor. Diplomasi her zaman iç politikanın devamıdır. ABD’nin iç koşulları böyleyken, Biden yönetiminin Çin-ABD ilişkilerini düzeltmekte hızlı davranması zor olacak.

ÇİN-ABD İLİŞKİLERİNİN DÜNYA BARIŞI İLE İSTİKRARINA KARŞI SORUMLU OLMASI GEREK

Şu anda hem Çin hem de ABD sabırlı olmalı. İki ülke güçlü bir etkileşim sürdürmeli ve ilişkilerini iyileştirmeli. Her şeyden öte, Çin-ABD ilişkilerinin kötüleşmesi Biden yönetiminin çıkarına değil. Zaten değişim işaretleri var.

Biden göreve başlarken, Trump’ın imzaladığı “ABD Büyük Enerji Sistemini Güven Altına Alma Başkanlık Kararnamesi”ni askıya aldı. Kararname ABD’nin büyük enerji ekipmanları ithalatını yasaklıyordu. Bu Biden yönetiminin Çin politikasını ABD’nin karmaşık iç siyasi ihtiyaçları temelinde değerlendirdiğini gösteriyor. Biden yönetimine bu konuda biraz zaman tanımalıyız. Çin-ABD ilişkilerinin kötüleşmesini engellemek büyük öneme sahip. Dört yıllık Trump yönetiminden sonra, Çin-ABD ilişkileri kınanacak düzeylere düştü. Şimdi, ilişkilerinin iyileştirilmesi yavaş olabilir, ama en azından ilişkileri daha da kötüleştirmemek için bir şansa sahipler. Bugünün Çin-ABD ilişkilerinin tarihe, insanlığa ve dünya barışı ile istikrarına karşı sorumlu olması gerekiyor.