Haber: Mehmet Kıvanç

NATO Zirvesi’nde Amerika’nın tartışmaya açacağı politikaları değerlendiren Prof. Dr. Sencer İmer, koşulların 2. Dünya Savaşı sonrası dönemden çok farklı olduğunu söyledi. İmer’e göre, ABD’nin baskı yaptığı diğer NATO üyeleri “elini ateşe sokmak istemiyor.” 

Ufuk Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sencer İmer, Kamil Erdoğdu ve Mehmet Kıvanç’ın hazırladığı Dünya Postası programına konuk oldu. NATO ile Putin-Biden zirvelerinde gündeme gelecek konuları değerlendiren İmer, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) temel politikasını şu şekilde açıkladı:

“NATO dediğiniz zaman ABD Dış politikasından ayrı düşünemezsiniz. Zirveye şekil verecek olan ABD’nin Rusya’ya ve Çin’e karşı tavrı olacaktır. ABD Çin’i bir numaralı rakibi olarak görüyor. Rusya’yı da düşman ülkeler arasına dâhil ediyor ve onu çevreliyor, kuşatıyor.”

CENEVRE’DE GÜNDEM NÜKLEER SİLAHLAR

Ukrayna krizindeki yumuşamanın Biden’ın Putin’le yapacağı toplantıyla ilgili olduğunu belirten İmer, Nükleer Silahların Sınırlandırılması Anlaşması’nı her iki tarafın tekrar yürürlüğe koymak istediğini belirtti. İmer, bu konuda uygun zemin yaratılmaya çalıştığını ifade ederek şunları kaydetti:

 “Yalnız Rusya ve Amerika bu nükleer silahların sınırlandırılması anlaşmasından çıkarak tehdit altında kalmıyorlar. Aynı zamanda bütün dünya tehdit altında kalıyor. Böyle bir anlaşma olmadığı takdirde iki güç nükleer savaşa hazır vaziyette birbirlerini tehdit eder durumda oluyorlar. Nükleer silahlarla donanmış olan uçaklar 24 saat havada dolaşıyor. Denizaltılar bu silahlarla teçhiz edilmiş olarak dünya denizlerinde iki ülkenin şehirlerine yönelmiş olarak bekliyorlar. Bu gerilim ortadan kalkması lazım. Cenevre’deki toplantı bu iş için önemli. Bunu yapabilmek için de bir yumuşamaya ihtiyaç var. Ukrayna krizini daha fazla tırmandırmayıp 16’sındaki Biden -Putin toplantısı için böyle bir ortam yaratılmaya çalışılıyor.”

ABD’NİN ÇİN VE RUSYA HEDEFİ

 “ABD, Çin’in başat güç olmasını kabul etmek istemiyor. Bunu engellemek için uğraşıyor.” değerlendirmesinde bulunan İmer, ABD’nin Rusya’yı da “düşman” kategorisinde gördüğünü söyledi. İmer sözlerine; “Mümkünse Türkiye’yi de bu işin içine katarak Rusya’yı kuşatmak istiyorlar. Rusya ve Çin, bu kuşatma politikalarına cevap veriyorlar. Burada Rusya ve Çin iş birliği içindeler. Bu durum karşısında dünya iki kutuplu bir hale dönüşmüş oluyor.” diyerek devam etti.

Prof. Dr. Sencer İmer, ABD’nin NATO toplantısındaki hedefini ise “Rusya ve Çin’in birlikteliğine karşı bir Amerika cephesi oluyor. ABD bu cepheyi güçlendirmeye çalışıyor. NATO toplantısı da buna hizmet edecek.” sözleriyle açıkladı.

ABD’nin “NATO’nun sınırlarını pasifiğe doğru genişletme” siyasetini güttüğünü dile getiren İmer, “Biden’ın NATO’yu ittifakları tekrar canlandırmak ve bunları Amerikan dış politikası çerçevesinde kullanmak istediğini.” bildirdi.

“NATO’nun diğer üyeleri ABD’nin bu planlarına uyacaklar mı?” sorusuna da yanıt veren İmer, “Diğer ülkeler de dünyanın nereye gittiğini görüyor.” dedi ve ekledi:

“Çin’in başat güç haline gelmesi, çok açık olarak da ortada. Çin bir savaş da istemiyor. Barış içinde bu işi götürmek istediğini ortaya koyuyor. Mütecaviz değil tam manasıyla savunmada olan bir ülke. Aynı şey Rusya için de geçerli. NATO’nun diğer ülkeler, Pasifik’teki ülkeler ve Türkiye ABD’nin bu tavrı içinde kendi çıkarlarını düşünerek bir politika uygulamaya çalışıyorlar.”

ABD’NİN MÜTTEFİKLERİYLE AYRIŞAN ÇIKARLARI

Avrupa Birliği’nin (AB) başat gücü Almanya’nın Rusya ile iyi ilişkisini örnek veren İmer, Kuzey Akım1 ve 2 ile Almanya’nın uzun vadede Rusya’dan enerji temin edeceğini hatırlattı. Benzer bir şekilde Türkiye’nin de Rusya ile Türk Akımı projesini hayata geçirdiğini söyleyen İmer, Türkiye ve Almanya gibi ülkelerin Rusya ile ilişkilerini zayıflatmaya çalıştığını aktardı.

İmer, sözlerini şöyle sürdürdü:

“2. Dünya Savaşı sonundaki dünyadaki durumla bugün çok farklı. Dünyada farklı kutuplar oluşmuş durumda. Dolayısıyla bu ülkeler de kayıtsız şartsız ABD’nin yanında yer almayacaklar. Şeklen NATO’daki bu toplantılar devam edecek ama hiç kimse elini ateşin içine sokmak istemeyecektir. Buna Türkiye de dâhil bana sorarsanız.”

Biden yönetiminin Türkiye ile ilgili “zor durumda” tespiti yaptığını düşünen Prof. Dr. Sencer İmer, Erdoğan-Biden zirvesine ilişkin şu değerlendirmeleri yaptı:

“Bu görüşmede Türkiye zor durumda bu çok açık. Türkiye’nin dış borçları milli gelirine yakın. Ekonomik olarak kırılgan durumdasınız. Etrafınız çevrelenmiş. Amerika PKK/PYD’yi silahlandırmış, ordu kurmuş Suriye’yi parçalıyoruz. Doğu Akdeniz’de haklarımızı çiğneyip Yunanistan’ın yanında yer alıyor. Kıbrıs konusunda aynı şekilde.”

Türkiye’nin Washington’dan gelecek baskılara hazırlıklı olması gerektiğini vurgulayan İmer, sözlerini şöyle noktaladı:

“ABD’nin Türkiye’yi yanında tutmak istemesi kendi isteklerine tabi bir şekilde yanında tutmak istemesi şeklinde anlaşılmalıdır. Çıkarlarımız ters. Türkiye’nin çıkarlarına saygı göstermesi demek Amerika’nın dünyandaki hedeflerinden Rusya’yı kuşatmasından Çin’i hedef göstermesinden vazgeçmesi anlamına gelir. Dolayısıyla bu Türkiye meselesi değil. ABD’nin Türkiye’ye karşı tutumu ana politikasıyla ilgili. Türkiye kendine zarar gelmeden bu görüşmeyi atlatmak ister. Çıkarlarından vazgeçerek Rusya’yı karşısına alacağını, Kuşak ve Yol projesinden vazgeçerek, Çin’den uzaklaşacağını zannetmiyorum. Aksi takdirde Türkiye daha zor bir durumda kalmış olur. Tek başına Amerika’ya daha çok bağlanarak bu sorunu çözemez.”