CRI Türk Dış Haberler Servisi

ABD’nin hasımlarına karşı başlattığı seferberlik bu kez “demokrasi” perdesi ardına gizlendi. Soğuk Savaş mantığının yansıması zirve özünde kutuplaşmaya ve rejim ihracı özlemine dayanıyor.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, 9-10 Aralık tarihleri arasında kimi hükümetlerin, sivil toplum örgütleri ve özel sektör liderlerini toplayarak “Demokrasi Zirvesi” düzenleyecek. ABD Dışişleri Bakanlığı sitesi Biden’ın “otoriterliğe karşı demokrasi ve insan haklarını teşvik edeceğini” duyurdu. Zirveye katılacak liderlerin isimleri belli olurken, ABD merkezli düşünce kuruluşu Brookings Enstitüsü Biden’ın demokrasi vurgusunun Çin gibi “tek parti rejimlerine” bir mesaj olduğunu iddia etti.

Washington yönetiminin Çin ve Rusya gibi aktörleri dışlarken, Hindistan gibi ülkeleri “demokrasi” adına zirveye çağırması uluslararası kamuoyunda Biden’ın yeni bir Soğuk Savaş peşinde olduğu yorumlarını beraberinde getirdi. Rusya Bilimler Akademisi’nden Victor Larin, Beyaz Saray’ın kendi demokrasi tanımını başka ülkelere ihraç etme çabasına dikkat çekerek “ABD başkaları için neyin doğru neyin yanlış olduğunu belirleme hakkı olduğuna inanıyor.” dedi. ABD’nin demokrasi adına konuştuğu zaman askeri müdahaleler, ideolojik sabotajlar ve yaptırımların devreye girdiğini anımsatan Larin, “Bu yoldan çıkmış sözde bir demokrasi, normal insanlar için değil” diye ekledi.

TEK RENKLİ BİR DEMOKRASİ MÜMKÜN DEĞİL

Uluslararası arenada sahne alan tüm ülkelerin kendi demokrasi modelleri olabileceğini aktaran Southwest Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Hukuk Bölümü’nden Prof. Zhu Ying de “Demokraside tek bir renk ve tek bir ülkenin tanımı olamaz.” ifadesini kullandı.

Zirveye davet edilmeyen ülkeler arasında Singapur’un bulunduğuna işaret eden Zhu, oysa bu ülkenin Asya tipi demokrasileri arasında gösterildiğini söyledi. Zhu” Katılımcı listesi açıkça sözde demokrasi zirvesinin anti-demokratik niteliğini gösteriyor. Demokrasi siyasi ve jeopolitik hale getiriliyor. Batı ve doğu arasındaki Singapur’un da sözde otoriter olarak tanımlanması ABD demokrasisinin ne derece bağnaz olduğunun kanıtı.” değerlendirmesinde bulundu.

Washington Post gazetesi, Demokrasi ve Seçim Sistemleri Enstitüsü’nü referans gösterdiği pazar günkü haberinde ABD’nin de “aşınmakta olan demokrasiler” grubunda yer aldığını aktarmıştı. Haberde eski ABD Başkanı Donald Trump’ın 2020 seçimlerini tartışmaya açması ile başlayan Kongre baskını hatırlatılmış ve bu yönelimin Brezilya, Meksika, Mynamar ve Peru gibi ülkelere yayıldığı öne sürülmüştü.

“DEMOKRATİK DİKTATÖRLÜK”

Batılı medya kurumları ABD demokrasisinin aşındığını iddia etmelerine rağmen, Çinli akademisyenler ise daha karanlık bir tabloya dikkat çekiyor. Washington yönetiminin demokrasinin temel değerleri olan açıklık, kapsayıcılık ve insan merkezli yönetimden uzaklaşan yapısına dikkat çeken Prof. Zhu Ying, kutuplaşan Amerikan siyasetini “demokratik diktatörlük” olarak tanımladı.

Çin Komünist Partisi (ÇKP) Politika Araştırma Direktörü Jiang Jinquan, ÇKP 19. Merkez Komitesi dolayısıyla düzenlenen basın toplantısı sırasında ABD’nin “renkli devrimler” aracılığı ile rejim ihraç etme çabasının felaketlerle sonuçlandığını vurgulamıştı. Jiang “Demokrasinin arkasına gizlenerek ve küçük klikleri çatıştırmakta ısrar etmek Soğuk Savaş mantığının bir diğer manifestosudur. Soğuk Savaş mantığı geniş çapta sorgulanmakta ve uluslararası toplum tarafından reddedilmektedir.”  demişti.

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi ise, perşembe günü İranlı mevkidaşı  Hüseyin Emir Abdüllayan ile yaptığı video konferans sırasında şunları kaydetmişti:

“ABD tarafından önerilen sözde Demokrasi Zirvesi, demokrasi kisvesi altında bölünmeleri derinleştirmeyi, ideolojik çizgiler üzerinden kışkırtmayı ve egemen ülkelerin Amerikanvari dönüşümünü amaçlamaktadır. Bunlar ABD’nin stratejik ihtiyaçlarına hizmet etmedir. Böylesine eylemler zamanın eğilimine karşıdır ve gelecekte başarısız olmaya mahkûmdur.”