Geçen 5 Eylül’de askeri darbe yaşanan Batı Afrika ülkesi Gine, yalnızca Afrika müziğinin dünyaya tanıtılmasında büyük katkısı olan Mory Kante’nin ya da halen Liverpool’da top koşturan Naby Keita, uzun yıllar Trabzonspor forması giymiş İbrahim Yattara gibi ünlü futbolcuların memleketi değil kuşkusuz. Kıta haritasında stratejik konuma sahip bulunan ve 1958’de Fransa’dan bağımsızlığını kazanan ilk sömürge olan Gine, Sahra altı Afrika’da Çin’le diplomatik ilişki kuran ilk ülke olma özelliğini de taşıyor.

Fransa Cumhurbaşkanı Charles De Gaulle 1957’de, bağımsızlık isteyen Afrika sömürgelerinde referanduma gidilirken “Fransa’ya hayır demeye cesaret edeceklerin” cezalandırılacağını vurgulamıştı. Bağımsızlıkçı bir dış politika izlemeye çalışan Gine’nin ve benzeri Afrika ülkelerinin darbelerle dolu yakın tarihine bakıldığında De Gaulle’ün sözünün karşılıksız kalmadığı söylenebilir.

KUŞAK VE YOL’A DAVET

14 Ekim 1959’da kurulan Çin-Gine diplomatik ilişkileri karşılıklı temaslar ve ziyaretlerle günümüze kadar sorunsuz biçimde gelmiş durumda. 1964’te Çin Başbakanı Zhou Enlai’ın ülkeyi ziyaretiyle başlayan üst düzey temaslar kapsamında 1981’de Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Huang Hua, 1982’de Çin Komünist Partisi Genel Sekreteri Zhao Ziyang, 1998’de Dışişleri Bakanı Tang Jiaxuan gibi Çinli yetkililer Gine’ye giderek çeşitli anlaşmalar imzalamışlar ve karşılıklı ilişkilere verilen önemin altını çizmişlerdi.  Bugün Gine ekonomisinin ithalat boyutunda ilk iki sırayı yüzde 15’le Çin’in, yüzde 8 ile Hollanda’nın aldığını belirtelim.

2016’da iki ülke arasında stratejik ortaklık ilişkileri kurulmasına karar verilmesinin bir yıl sonrasında Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, Gine Cumhurbaşkanı Alpha Conde ile Xiamen’da bir görüşme yapmıştı. Gine’yle ilişkilere büyük önem verdiğini belirten Xi, iki ülke arasında ortak kazanca dayalı iş birliğinin güçlendirilmesi ve altyapı tesislerinin inşasının hızlandırılması, madencilik, tarım, eğitim, kültür, sağlık, iletişim, medya gibi alanlardaki iş birliğinin yoğunlaştırılması gerektiğine dikkat çekmiş, Gine’nin de aralarında bulunduğu tüm Afrika ülkelerini Kuşak ve Yol girişimine katılmaya davet etmişti. Conde de konuşmasında Gine’nin Çin’le tüm alanlarda ve Batı Afrika’nın kalkınma davasında iş birliğini güçlendirmeye, Afrika Birliği ile Çin’in uluslararası işlerdeki diyalog ve iş birliğini yoğunlaştırmasına yardımcı olmaya hazır olduğunu kaydetmişti.

ÇİN-AFRİKA İŞ BİRLİĞİ FORUMU

Xi’nin, 2018’de Beijing’de düzenlenen Çin-Afrika İş Birliği Forumu’nda hiçbir koşul öne sürmeden ve içişlerine karışmadan Afrika’ya 60 milyar dolarlık mali destek sağlayacaklarını belirttiğini, kıtanın refahının gelişmesini desteklediklerini, Afrika’nın Kuşak ve Yol Girişimi’nin “doğal ve tarihi” bir uzantısı olduğunu tekrarladığını da hatırlatalım.

Günümüzde Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Fransa, İngiltere ve Hindistan’ı geride bırakarak Afrika’nın en büyük dış ticaret ortağı haline gelen Çin, 1950’lerden itibaren Afrika ülkeleriyle dostluk ilişkisine büyük önem veriyor, ekonomik, siyasi ve kültürel alanlardaki iş birliğini yoğunlaştırarak sürdürmek için çaba gösteriyor.

Yeni yüzyılın hemen başında, 2000 yılında oluşturulan Çin-Afrika İş Birliği Forumu’nun aradan geçen sürede aldığı mesafe ve elde edilen somut başarılar düşünüldüğünde, dünyada bazı taşların yerinden oynaması ve akla De Gaulle’ün sözlerinin gelmesi gayet normal. Gine’deki askeri darbeye bu açıdan da bakmakta yarar var.

Tunca Arslan