Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 1. Uluslararası Medya ve İslamofobi Sempozyumu’nda konuştu.

“Batı başta olmak üzere dünyanın pek çok yerinde İslam düşmanlığı hastalığı tıpkı kanser hücresi gibi hızla yayılmaktadır.” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Amerikan yönetiminin 11 Eylül saldırılarının ardından başlattığı ‘Müslümanları şeytanlaştırma’ stratejisi, pek çok toplumun kültürel yapısında zaten var olan İslam düşmanlığı virüsünü tetikleyen bir işlev görmüştür.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Başta batı olmak üzere dünyanın birçok yerinde İslam düşmanlığı hızla yayılmaktadır. Son örneklerinden biri Avusturya başbakanlık binasına terörist İsrail devletinin bayrağını koyuyorlarsa bunun nerelere vardığını görmek mümkündür. Yakın tarihte İslam düşmanlığının yol açtığı acıların sayısız örneği vardır.

Batı ülkelerinde kamu otoriterli İslam düşmanlığı yarışına girmiştir. Dini tercihleri ifade eden sembollere yönelik saldırılar bizzat devletler tarafından desteklenmektedir. Batı’da ırkçı ve İslam düşmanı saldırılar yüzde 250 hayatını kaybedenlerin oranı ise yüzde 70 artmıştır.

Yahudi düşmanlığının mahcubiyetiyle Batı ülkeleri şimdi aksi istikamette hızla yol almaktadırlar. İkinci Dünya Savaşı’nda Yahudi soykırımını özel bir paranteze alanlar bu kez de Müslümanları hedef tahtasına oturtmuşlardır.

Müslümanlara yönelik ırkçılığı Batılılar İslamofobi olarak yumuşatmak istese de İslam düşmanlığı olduğunu biliyoruz. Batı medyasını yakından takip edenler Müslümanların terörist, İslam’ın da terör kaynağı olarak gösterme gayretini görebilirler.

İslam düşmanlığının küresel bir tehdit olduğunu anlatmalıyız. Türkiye’nin terör örgütlerine karşı mücadelesini insan hakları ihlali kapsamına sokanlar var.

Kendi ülkemizde bile bu hastalığın çeşitli tezahürleri ile karşılaştığımız gerçeğini unutmamalıyız. Ezana, camiye, başörtüsüne tahammül edemeyenlere rastlayabiliyoruz. yıllardır süren laiklik tartışmalarının gerisinde dini özgürlüklerin korunmasından ziyade yasaklanması niyetlerinin yol açtığı gerilimler vardır. Bu çarpık zihniyet darbelerin en büyük bahanelerinden biri olarak ortaya çıkmaktadır. 

İsrail’in Filistin şehirlerinde yol açtığı yıkımın ve katliamın üstünü örterken kendi hayat hakkını koruyan insanların direnişlerine terör yaftası yapıştıran medya düzeninde işimizin zor olduğu ortadadır. 28 yıl önce PKK tarafından Bingöl – Elazığ yolunda alçakça şehit edilen 33 sivil ve silahsız askerimizi rahmetle yad ediyorum. Bize düşe görev gerçekleri dünyaya anlatmak için çalışmaktır. Dünyadaki mültecilerin çoğunluğunu Müslümanlar oluşturuyorsa ortadaki öncelikle çözülmesi gereken birlik, dayanışma sorunu var demektir. İslam dünyası kendi arasında vahdeti tesis ettiğinde İslam düşmanlığına karşı verilecek mücadelenin kısa sürede neticeye ulaşması mümkündür. Bu tehdide maruz kalan tüm toplumların ve ülkelerin bir araya gelerek uluslararası alanda güçlü bir iletişim ağı kurmaları şarttır.”