Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kütüphane Söyleşileri’nin üçüncüsünde Millet Kütüphanesi’nde doktora öğrencileriyle bir araya geldi. Erdoğan, Kanal İstanbul’a ilişkin, “Özellikle yılda 45 bin geminin geçiş yaptığı İstanbul Boğazı’nın bu trafiği daha fazla taşıması mümkün değil. Artan trafiği karşılamak için artık elimizde tek imkân vardı.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

(Katarlı öğrencilere sınavsız tıp eğitimi iddiası) Türkiye’nin uluslararası camiada itibarını bu denli yok etmeye çalışanlara inanıyorum ki milletim gereken dersi verecek.

(Marmara’daki müsilaj sorunu) Şov yapmak uğruna kimsenin İstanbul’un ve Marmara’nın geleceğiyle oynamaya hakkı yoktur. Marmara Denizi müsilajdan tamamen kurtarılana dek çalışmalarımız yoğun bir şekilde devam edecektir.

Türkiye’de akademik özgürlüğün olmadığı herhangi bir üniversite söz konusu değil. Bizim herhangi bir üniversitede özgürlüğü kısıtlamak diye bir derdimiz yok. Üniversitelerdeki tüm akademik kadrolara baktığımız zaman kadın oranı yüzde 51’in üzerinde. Bu, Cumhuriyet tarihinde görülmüş bir durum değil. Üniversite ilmin merkezidir, üniversite irfanın merkezidir. İlmin ve irfanın merkezini eğer biz teröre kurban edersek yazık olur, buna fırsat vermememiz gerekir.

Ruhu genç olan birisiyim ben. Bütün gençlik çalışmalarının içerisinden gelmiş birisiyim. Dolayısıyla benim gençlikten uzak kalmam mümkün değil.

KANAL İSTANBUL

Özellikle yılda 45 bin geminin geçiş yaptığı İstanbul Boğazı’nın bu trafiği daha fazla taşıması mümkün değil. Yapılan projeksiyonlar 2050 yılında bu rakamın 78 bini bulacağını gösteriyor, trafik devamlı artıyor. Oysa Boğaz’ın güvenlik gemi geçiş kapasitesi sadece 25 bin. Boğazı gemi geçişlerine kapatamayacağımıza göre, artan trafiği karşılamak için artık elimizde tek imkân vardı, o da Kanal İstanbul.

Kanalın uzunluğu Karadeniz’den Marmara’ya 45 kilometre, genişliği minimum 275 metre, derinliği 20,7 yani 21. Yapılan etütler, Kanal İstanbul’daki gemi trafiğinin Boğaz’a göre 13 kat daha güvenli gerçekleşeceğini bize gösterdi. Şimdi 13 kat daha güvenli bir durum söz konusu olduğuna göre, hâlâ İstanbul Boğazı’nda direnmemizin bir anlamı var mı? Tanker, büyük yük gemileri… Artık bunlara İstanbul Boğazı’nı kapayıp, hepsini bizim Kanal İstanbul’a kaydırmamız gerekecek.

Bütün bunlarla beraber ülkemize çağ atlatacak böyle bir projeyi tabii muhalefetin insafına bırakamayız. Şu anda bizim Kanal İstanbul’la ilgili hedefimiz birinci derecede, çevre tehdidinin ortadan kaldırılması. İkincisi, İstanbul’da bugüne kadar yaşanmış bütün o kazalardan büyük oranda kurtulmak. Üçüncüsü, çok daha sağlıklı bir deniz trafiğini sağlamak.

Limanlarla, marinalarla bu projenin dünyada müstesna bir yeri olacak. Parmakla gösterilir hale getireceğiz inşallah. Bu konuda muhalefetin yaklaşım tarzı çok çirkin. Eğer biz bunlara eyvallah edersek hiçbir şeyi yapamayız.

(TURKOVAC aşısı) Hedefimiz eylül-ekim ayı gibi netice almak.”