Türkiye ve Azerbaycan'ın duygusu: “Tek Millet, İki Devlet”

Türkiye ve Azerbaycan'ın duygusu: “Tek Millet, İki Devlet”

Azerbaycan ile Ermenistan arasında 44 gün süren savaş boyunca en sık duyduğumuz kavramlardan biri "Tek Millet, İki Devlet" oldu. Azerbaycan ve Türkiye bayraklarının birlikte dalgalandığı, işgalden kurtarılan Karabağ topraklarında iki bayrağın yan yana dikildiği bu süreçte, dil bağının da çok sıkı olması nedeniyle iki ülke halkları arasında ortaklık duygusu bir kez daha yükseldi. Öte yandan neticede ifade edildiği şekliyle bu tanımın bir propaganda söyleminden, bir duygunun dile getirilmesinden ibaret olduğu da açık. 1990'lı yılların başında Süleyman Demirel-Haydar Aliyev dostluğuna dayandırılan, öncesine de gidilerek Ebulfeyz Elçibey'e atfedilen "Tek Millet, İki Devlet" arzusunun Türkiye ile Azerbaycan arasında bugün "kardeşlik ilişkisinden" öte somut bir anlam ve niyet taşımadığı-taşımayacağı söylenebilir.

Siyasi tarihte Avrupa, Arap ya da Afrika coğrafyasında hanedanlıklar, sülaleler, kabileler üzerinden "Tek Millet" arayışları hep söz konusu olduysa da günümüzde Kuzey Kore-Güney Kore dışında "Tek Millet İki Devlet"in herhangi bir fiili karşılığı yok. Bölünmüş topraklardaki iki Kore devleti arasındaki derin sorunlar ise dünyanın malumu. Öte yandan, kavramsal olarak benzer çağrışımlar yapmakla birlikte farklı siyasi ve tarihi gerçeklik üzerinde işleyen bir formül olarak akla hemen Çin'in "Tek Ülke, İki Sistem" ilkesi geliyor.

İSTİKRAR, DEĞİŞİM, ORTAK RÜYA

"Tek Ülke, İki Sistem", özündeki fikirleri 1960'ların sonunda Zhou Enlai'ın ortaya atmış olduğu, Deng Xiaoping'in 1978'de Devlet Konseyi'ne bağlı Hong Kong ve Macao İşleri Ofisi'ni oluşturmasının ardından 1982'de "ana vatanın yeniden birleşme davasını gerçekleştirmek için" geliştirdiği, Çin Komünist Partisi'nin (ÇKP) ve Çin hükümetlerinin süreklilik sağladığı bilimsel bir kavram. 1997'de İngiliz sömürge yönetiminden kurtulan Hong Kong ve 1999'da Portekiz sömürge yönetiminden kurtulan Macao'nun ana vatana yeniden dönüşüyle birlikte somut olarak yaşam bulmuş bir formül olarak da nitelenebilir. Deng Xiaoping'in "Hong Kong'da trafik soldan akmaya, Hong Konglular at yarışlarına ve gece danslarına aynen devam edebilir" dediği iddia olunur ki tasarlanan sisteme dair gayet yerinde bir espri olduğuna şüphe yok.

Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping 2013'te temel ilkelerinin "istikrar içinde değişimi aramak" olduğunu belirterek, "Tek Devlet, İki Sistem"e ilişkin şöyle demişti: "Hong Kong, Macao ve Çin ana karasının kaderleri her zaman birbiriyle sıkı sıkıya bağlıdır. Çin milletinin büyük yeniden kalkınışını öngören Çin Rüyası'nın gerçekleştirilmesi, Hong Kong ve Macao'nun ana karayla birbirinin üstünlüklerinden yararlanarak ortak gelişmeyi gerçekleştirmelerini, Hong Konglu ve Macaolu vatandaşlarımızın ana karadaki vatandaşlarla birbirini destekleyerek ve yardımlaşarak el ele ilerlemelerini gerektirir."

ATEŞİ GÜÇLENDİRMEK

"Tek Ülke, İki Sistem"in temel çerçevesi, birleşmenin gerçekleşmesiyle birlikte, Çin'in ana kesiminde sosyalizm sisteminin uygulanmasına devam edilmesi, Hong Kong ve Macao'da var olan kapitalist sistem ve yaşam biçiminin uzun süre (50 yıl) değişmeyeceği, iki bölgenin azami derecede özerklik hakkına sahip olacağı şeklinde çizilmiş durumda.

Hong Kong ve Macao'nun ana karayla aynı kaderi paylaşmasını ve aynı rüyaya dâhil olmasını sağlayan bu sistemin 20. yüzyılın son demlerinden itibaren Çin'e büyük bir pozitif enerji sağladığı net biçimde görülmekte. Çinli liderler çok uzun yıllardır Taiwan'ı da kapsayan biçimde ısrarla "ortak inanç", "ortak mücadele", "ortak rüya", "ortak kalkınma"dan söz ediyor, "Tek Çin" politikasını başarıyla uyguluyor. Kısacası, eski bir Çin atasözündeki gibi, "Herkes odun toplarsa, ateş güçlenir." diyorlar. Modernleşmeye, dünyaya ve geleceğe yönelmenin yolu da bu zaten.

Tunca Arslan

Daha fazla göster