İstanbul Modern'de “Hikâye Çin'de Geçiyor”

İstanbul Modern'de “Hikâye Çin'de Geçiyor”

Hemen her sektörde olduğu gibi gösterim salonlarını da derinden sarsan "birinci" salgın ve karantina sürecinin ardından İstanbul'da gerçekleşen uluslararası nitelikli ilk sinema etkinliği, İstanbul Modern bünyesinde 17-27 Eylül günleri arasında izleyebileceğimiz "Hikâye Çin'de Geçiyor" olacak. Sinemaseverlere yarından itibaren 10 gün boyunca Çin yapımı sekiz filmin sunulacağı bu mini festival ilk olarak Çin Halk Cumhuriyeti'nin kuruluşunun 70. yılı dolayısıyla aynı başlık altında geçen yıl 25 Nisan-5 Mayıs tarihlerinde yapılmış, oldukça ilgi görmüştü.

İstanbul Modern Sinema'nın programı geçen yıl, Jia Zhangke'nın "Kül En Saf Beyazdır", Xing Jian'ın "Kış Üstüne Kış", Bai Xue'nin "Kavşak", Dante Lam'in "Kızıldeniz Operasyonu", üç yıl önce 29 yaşındayken hayatına son süren Bo Hu'nun ilk ve tek filmi "Öylece Oturan Bir Fil", Zhang Yimou'nın "Gölge Savaşçı"sı gibi nitelikli örnekleri bir araya getirmişti. Bu yıl da karşımızda Çin sinemasının 2019 üretiminden çıkan sekiz filmlik hayli seçkin bir toplam olduğunu söylemek mümkün.

5 Şubat 2020'de CRI-Türk için kaleme aldığım ilk yazıda tanıttığım ve sinema tutkunu okurlarımızın kaçırmamalarını bir kez daha önerdiğim mükemmel Lulu Wang filmi "Elveda"nın da seyirciyle buluşacağı programdaki diğer yapımlar şöyle:

GÜNEY İSTASYONU'NDA RANDEVU

Ülkemizdeki ilk gösterimi geçen yıl eylül ayına Adana Altın Koza Film Festivali'nde yapılan, ardından İstanbul'da İstanbul Kültür Sanat Vakfı'nın (İKSV) Film Ekimi programında seyirci karşısına çıkan "Güney İstasyonu'nda Randevu" (Nan fang che zhan de ju hui) 2012'de Wuhan'da gerçekten yaşanan bir olaydan esinlenen bir Diao Yinan filmi. Yanlışlıkla bir polisi öldüren küçük çaplı suç çetesi liderinin hem polisten hem de peşindeki diğer çetelerden kaçışını anlatan film, alabildiğine estetize bir suç-suçlu ve aşk serüveni aktarıyor. "Güney İstasyonu'nda Randevu"nun 2019'da Cannes'da Altın Palmiye'ye aday olduğunu da belirteyim. Özellikle sıra dışı bir seri cinayet öyküsü içeren "İnce Buz Kara Kömür"ü (Bai ri yan huo) unutamayanlar Diao Yinan'ın bu son çalışmasını da ihmal etmemeliler.

TEHLİKELİ OYUN

Başrolde, Çin sinemasının "sisteki yeşim taşı" çağrışımlı yıldızı Gong Li'nin yer aldığı "Tehlikeli Oyun" (Saturday Fiction), İkinci Dünya Savaşı sırasında Japon işgali altında geçen bir casusluk öyküsü. 6. Kuşak yönetmenlerinden Lou Ye'nin yönettiği siyah-beyaz film, gerilim dozu ve temposu yüksek bir yurtseverlik ve direniş serüveni. Lou Ye tam 10 yıl önce "Bahar Sarhoşu" (Chun feng chen zui de ye wan) filmiyle İstanbul Film Festivali'ne konuk olmuştu.

ELVEDA OĞLUM

Geçen yıl İstanbul Film Festivali'nin ardından ticari gösterime de giren "Elveda Oğlum" (Di jiu tian chang) 185 dakikalık süresi ve ağır sayılabilecek temposuna rağmen seyirciyi adeta koltuğa mıhlayan, son derece etkileyici ve hüzün verici bir başyapıt. Wang Xiaoshui'nin filmi, ölen bir oğul üzerinden anlattığı 30 yıla yayılan aile öyküsüyle müthiş bir epik dram niteliğinde. 2019'da ülkemizde eleştirmenlerce en beğenilen yabancı yapımlardan biri olmuştu.

CHANGSHA YAZI

1974 doğumlu aktör Zu Feng'in ilk yönetmenlik çalışması "Changsha Yazı" (Liu yu tian), son yıllarda Çin sinemasında ağırlığını hissettiren polisiye türün ilginç bir örneği. Kız arkadaşı intihar eden polis ruhsal travmayı atlatamamışken, nehirde bulunan insan kolu onu gizemli bir soruşturmanın ve yeni bir aşkın içine çekiyor.

ŞARKILARLA YAŞAMAK

Çin sinemasının Shanghai ekolünden Johnny Ma'nın, ikinci uzun metraj çalışması "Şarkılarla Yaşamak" (Huo zhe chang zhe), kendi adıma en çok merak ettiğim filmlerden. Çin-Fransa-Kanada ortak yapımı film, seyircisi her geçen gün azalan bir Sichuan Operası topluluğunun ayakta kalma çabasını öykülüyor. Çin asıllı Kanadalı yönetmen, büyüleyici Sichuan Operası üzerine bir belgesel seyrettikten sonra bu çalışma için kolları sıvamış.

FUCHUN DAĞLARI'NDA BİR YIL

"Hikâye Çin'de Geçiyor"daki ilk filmini çeken ikinci yönetmen Gu Xiaogang, 14. yüzyılda yapılmış bir Çin manzara resminden hareketle günümüzde Yu ailesinin Fuyang'da geçirdiği bir yılı anlatıyor. Gelenek ile modernite çatışmasını yaşayan dört yetişkin erkek çocuklu ailenin öyküsü aynı zamanda bir kentin yaşadığı değişim ve dönüşümü de sergileyerek eleştirel gerçekçi bir tarza bürünüyor. Yedi metrelik Çin parşömeninin estetiğini beyazperdeye başarıyla yansıtan Gu Xiaogang, daha sonra ekleyeceği iki filmle birlikte bir üçleme yapmayı planlıyor.

BALON

Yönetmen Pema Tseden yedinci filmi "Balon"da (Qi Qiu), kendi memleketi olan Tibet Özerk Bölgesi'ndeki yayla köyünde yaşayan bir ailenin öyküsünü sıcak ve esprili dille anlatıyor. Evde buldukları prezervatifi balon zannederek dolaşmaya başlayan iki küçük çocuk aracılığıyla ülkedeki doğum kontrol uygulamalarını gündeme getiren film, kader ile özgür iradenin, eski ile yeninin tatlı tatlı çatışması üzerine kurulu.

Gelecek yıl, insanlığın Covid-19'dan tamamen kurtulmuş olması ve hikâyenin Çin'de geçtiği yeni filmlerde buluşmak dileğiyle, herkese iyi seyirler.

Tunca Arslan

Daha fazla göster