“Fikirler düşünmek için değil, yaşamak içindir”

“Fikirler düşünmek için değil, yaşamak içindir”

Paris'te varlıklı bir ailenin oğlu olarak başlayan yaşam öyküsünün editörlük ve yayıncılık gibi masa başı işlerinden ibaret kalmayacağı 20'li yaşlarında belli olmuştu. Fransız yazar, sanat tarihçisi ve devlet adamı Andre Malraux, 23 Kasım 1976'da 75 yaşındayken öldüğünde geride çok önemli eserler ve müthiş bir biyografi bıraktı.

1922'de Kamboçya'da bir Kmer tapınağından söktüğü parçalar nedeniyle bir süre hapis yatması, sonradan yaşayacaklarının yanında hiç kalırdı kuşkusuz. Bu kötü deneyim Malraux'nun dünyanın bu bölgesine sıcak bir ilgi duymasına engel olmadı. Tam tersine, ülkesi Fransa'nın sömürgeciliğinden nefret etmeye, 1925'te Vietnam'da "Zincire Vurulmuş Çinhindi" adlı bir gazete çıkarmaya başladı. Fransa'ya döndükten sonra, zaman içinde "modern klasik" olarak tanımlanacak eserler ortaya koymakla birlikte, bu çalışmalarının "eylem adamı" kimliğini bastırmasına izin vermedi. İspanya İç Savaşı'nda Cumhuriyetçilerin safında çarpıştı, uluslararası gönüllülerden oluşturduğu hava filosunun komutanlığını yaptı. Ünlü romanı "Umut", bu dönemi anlatır.

İkinci Dünya Savaşı sırasında Fransız Direniş Hareketi'nde yer aldı, yaralandı, esir düştü, Nazilerin tezgâhından geçti. Kaçmayı başardıktan sonra savaşmayı sürdürdü, Özgür Fransa Tugayı'nı kurdu ve başına geçti. Savaş sırasında tanıştığı General Charles de Gaulle'le dostluğu hep sürdü, 1959-1969 yılları arasında Fransa Kültür Bakanı olarak görev yaptı.

DÜŞÜNCE VE EYLEM İNSANLARI

44. ölüm yıl dönümü dolayısıyla Malraux'nun yaşamına ve eserlerine şöyle bir bakıldığında göze çarpan ilk nokta, "düşünce adamı" ile "eylem adamı" arasındaki çatışma ve bu çatışmanın sonucunda oluşan uyumdan kaynaklanan pozitif enerjidir. 1928'de yayımlanan ikinci romanı, bizde daha çok Attila İlhan'ın çevirisinde uygun gördüğü adla "Kanton'da İsyan" olarak bilinen "Fatihler" (Les Conquerants) neredeyse tamamen bu çatışma üzerine kuruludur.

Malraux'nun Saygon-Vietnam yıllarından sonra Hong Kong ve Çin'e, özellikle de bugünkü Guangzhou'ya, yani "Kanton"a geçtiği, o dönemde Komintern tarafından desteklenen Kuomintang partisinin yöneticileriyle siyasi ilişkiler kurduğu, dahası bazı yetkiler alıp sorumluluklar üstlendiği çok ayrıntılı olmasa da yeterince biliniyor. "Kanton'da İsyan"da anlattığı, İngiliz sömürgeciliğine yönelik büyük genel grev ve çatışmalar sırasında bölgede bulunmamasına rağmen olan biteni neredeyse gün gün ve saat saat anlatması, belli başlı karakterlerin (Garine, Borodin, Gerard, Klein, Rebecci, Çeng Dai, Hong) ruh hallerinin derinliğine inebilmesi şaşırtıcıdır. Romanı okuyanlar Malraux'nun tuttuğu günlüklerden yararlandığını zannedebilir; oysa 1923-1927 yılları arasında Komintern görevlisi olarak Kanton'da çalışan, 1925'teki ölümüne kadar Sun Yat-sen'in danışmanlığını yapan, Kuomintang milliyetçileri ile Çin Komünist Partisi'nin ittifakını kurmaya çalışan Mihail Borodin'le gerçekten tanışıp tanışmadığı bile net değildir. Bildiğimiz, "Kanton'da İsyan"ın 1925'te yaşanan gerçek tarihi olaylara el atmakla birlikte neticede kurgu eser olduğu. Malraux, Fransız Devrimi'ndeki "Paris, Fransa'ya karşı!" teması gibi "Kanton, Hong Kong'a / İngiltere'ye karşı" çerçevesinde, İngilizleri defetmek ve devrim yapmak gibi temel bir amaç için aynı çatı altında buluşan çok farklı insanların ittifakından, düşünce ve davranışlarından manzaralar aktarırken Kuomintang içindeki çatışan eğilimlerin yön ve yöntemlerini de başarıyla resmediyor.

"KARŞILARINA LENİN'İ ÇIKARSAN…"

Romandaki "yabancıları" şöyle tanımlıyor Malraux: "Kanton'da iki tür devrimci insan bulacaksınız. Bir, Sun zamanında 1921'de, 1922'de talihini denemek ya da hayatını oynamak için gelmiş olanlar. Daha doğrusu serüvenciler. Çin bunlar için, şöyle ya da böyle bağlandıkları bir oyundur. Devrimci duyguların içlerinde, lejyon askerlerinin orduya olan düşkünlükleri gibi yer ettiği insanlardır bunlar. İkincisi, Borodin'le birlikte gelen profesyonel devrimciler. Bunlar Çin'e işlenecek bir hammadde gözüyle bakarlar. Öncekilerin tamamını propaganda servislerinde, sonrakilerinse hemen hepsini işçi eyleminde ve orduda bulacaksınız."

Bolşevikler, anarşistler, Garine'e "Öyle insanlar vardır ki karşılarına Lenin'i çıkarsan, yeterince devrimci bulmazlar" dedirten tedhişçiler… Ve "Olur da idam yaftasını boynumuza geçirirlerse, söyleyin gençlere, beni örnek alsınlar" diyen Çinli devrimciler...

SHANGHAI 1927 VE "İNSANLIK DURUMU"

Malraux o yıllarda Batılı sosyalistlerin zaman zaman soyut, şiirsel ya da absürt dille ifade ettikleri devrim kavramını Çin gerçeğinde ustaca ete kemiğe büründürüyor "Kanton'da İsyan"da. 1933'te yayımlanan romanı "İnsanlık Durumu"nda bu kez 1927'deki Shanghai grevini ve Kuomintang'ın ÇKP'ye karşı saldırıya geçişini, Çin Devrimi'nin geleceğine dair şaşırtıcı öngörülerle öyküleyen Malraux, Çin halkının bir dostu olarak 1965'te tekrar bu ülkeye gitmiş, Mao Zedung'la sıcak bir görüşme gerçekleştirmişti.

"Kanton'da İsyan"ın Türkçedeki iki çevirisini de okudum; Attila İlhan'ın ilk baskısı 1967'de Varlık Yayınları'nca gerçekleşen çevirisinin Yazko Yayınları (1981) versiyonu ve Babür Kuzucu'nun 1977'de Cem Yayınları'ndan çıkan "Fatihler" başlıklı çevirisi. Romanın başına bir de "Çeviri günlüğü" ekleyen Attila İlhan, 25 Mayıs 1967'de şu notu düşmüş: "Les Conquerants'da Malraux 1925'den sonraki elli yılı nasıl da görmüş: Ha o zaman Kanton'un Hong Kong'la mücadelesi, ha bugün Hanoi'nin Saygon'la mücadelesi. Kitapta, İngiltere kelimelerinin yerine Amerika kelimelerini koyunuz, işte size Güney Doğu Asya'da oynanan büyük oyunun perde arkası."

Malraux'nun romanının yayımlanmasının üzerinden 92, Attila İlhan'ın çevirisinden bu yana 53 yıl geçti, dünya elbette ki çok değişti… "Fikirler düşünmek için değil yaşamak içindir" sözünün yankısı ise değişmeden sürüyor.

Tunca Arslan

Daha fazla göster