Dünya değişiyor, çelişkiler değişiyor, roller değişiyor...

Dünya değişiyor, çelişkiler değişiyor, roller değişiyor...

Dünya aslında 1996'da Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan'ın bir araya gelerek Shanghai İş Birliği Örgütü'nü (o zamanlar Shanghai Paktı, daha çok da Shanghai Beşlisi diye biliniyordu) kurmalarıyla birlikte Soğuk Savaş sonrasındaki eski dünya olmaktan çıkmaya başlamış, tek kutupluluktan çok kutupluluğa geçiş sürecine adım atılmıştı.

Aradan geçen sürede SİÖ'nün üye sayısının ve etki alanının genişlemesiyle dünyadaki güç dengeleri de hızla değişti. Bu stratejik ortaklık, "Tek kutuplu dünya kabul edilemez" anlayışının çatısı altında, güvenlik sorunlarından enerji politikalarına ve kültürel çalışmalara uzanan bir dizi önlem belirlemekle birlikte, başlıca hedefleri arasına "Üç Kötülük"le, yani terörizm, bölücülük ve aşırıcılıkla mücadeleyi koydu.

Çin'in 2013'te ilan ettiği, 78 ülkeyi kapsayan, dünyanın çehresini baştan aşağı değiştirecek olan "Kuşak ve Yol Girişimi"ni de düşündüğümüzde, 25-30 yıl öncesinde Batı'dan gelen "Tarihin sonu" teorilerine karşılık şimdilerde tarihin güneşinin Doğu'dan parlamakta olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz ve hiç kuşku yok ki bu güneş Türkiye'yi de aydınlatıyor.

TÜRKİYE-ÇİN İLİŞKİLERİNİN ROTASI

1951'de NATO'ya girişinden bu yana Batı Bloku'nun bir üyesi olan ve "sınır karakolu" görevi üstlenen Türkiye'nin 2012'de SİÖ'ye Diyalog Ortağı statüsüyle katılması ve sonrasında yaşanan pek çok gelişme, Doğu-Batı denklemindeki çok önemli değişikliklere işaret ediyor. Çin ile Türkiye arasında devlet başkanları düzeyinde karşılıklı ziyaretler, var olan sorunların aşılması için harcanan çabalar, siyasi, ekonomik ve ticari anlaşmalar, iki ülke ilişkilerinin pek çok alanda sağlamlaştırıldığı bir rota çiziyor.

İki ülke arasındaki en önemli sorunlardan birinin, Çin'deki Uygur ayrılıkçılığından kaynaklandığı, dört beş yıl öncesine kadar Türkiye'nin bu soruna dair zikzaklı ve hatalı politikalar izlediği malum. Ancak, söylediğimiz gibi, dünya değişiyor, denklemler değişiyor, roller değişiyor, politikalar değişiyor, açıklamalar değişiyor, mecburiyetler değişiyor.

ERDOĞAN'IN AÇIKLAMALARI

Anımsanacağı gibi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2015 yılında Çin'e gerçekleştirdiği resmi ziyarette, daha önceki pek çok açıklamasından farklı olarak, Türkiye'nin "Doğu Türkistan İslami Hareketi"ni terör örgütü olarak kabul ettiğini belirtmişti. Erdoğan bir yıl önce, 2019 Temmuz ayı başındaki Çin ziyaretinde de Xinjiang-Uygur Özerk Bölgesi'ndeki Müslümanların Çin'in gelişim ve refahına uygun bir yaşam sürdürdüklerini ifade etmiş, "Türkiye, Türk-Çin ilişkilerindeki uyumu kimsenin bozmasına izin vermez. Türkiye aşırılığa kesin bir şekilde karşıdır ve Çin'le karşılıklı siyasi güveni ve güvenlik işbirliğini güçlendirmeyi arzu etmektedir." demişti.

Türkiye'nin bu tavrı, geçen hafta Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) yapılan bir oylamayla pekişti ve manzara, görmek istemeyip kafalarını başka yöne çevirenler için bile son derece netleşmiş oldu.

BÖLÜCÜLÜĞE KARŞI AKP VE MHP OYLARI

Muhalefetteki CHP ve İYİ Parti'nin hazırladığı, öteden beri "Uygurlar ile Kürtler" arasında illiyet bağı kurmaya çalışan HDP'nin hararetle desteklediği "Çin'in baskıcı uygulamalarına maruz kalan Uygur Türklerinin sorunlarının araştırılmasına" ilişkin teklif, iktidar bloku-Cumhur İttifakı'nı oluşturan AKP ve MHP'nin oylarıyla reddedildi. Bu, Türkiye'nin çok yakın geçmişindeki Çin karşıtı kimi protestolar, sokak gösterileri, bölücülüğe verilen destekler vb. düşünüldüğünde, çok önemli ve görmezden gelinemeyecek bir gelişmedir, tarihi dönüm noktalarından biridir.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Trump'ın, CHP-İYİ Parti'nin teklifiyle hemen hemen aynı başlığı taşıyan ve Çin'e yaptırım uygulanmasını öngören yasa tasarısını onaylamasının üstünden henüz bir ay geçmedi… TBMM ise Çin aleyhtarı ve Türkiye'nin ulusal çıkarlarına aykırı araştırma teklifini iktidar ittifakının oylarıyla reddederek tarihi önemde karar aldı, Üç Kötülük'e bir darbe daha vurulmuş oldu.

Herkes hemen ayak uyduramasa ve kolayca kavrayamasa da dünya gerçekten büyük hızla değişiyor.

Tunca Arslan

 

Daha fazla göster