Dünkü hayal gücünden bugünkü Demir İpek Yolu'na

Dünkü hayal gücünden bugünkü Demir İpek Yolu'na

Çin'in 16 kentini 15 Avrupa kentine bağlayan, güzergâhında Marmaray bağlantısıyla İstanbul'un da yer aldığı Yeni İpek Yolu demir yolu hattı, toplam 12 bin kilometrelik uzunluğu ve bir ucundan diğerine 18 günlük yolculuk süresiyle, insanoğlunun hayal gücünün bilgiyle buluşmasının yeni simgelerinden biri niteliğinde. Beijing'den Londra'ya uzanan, ek bağlantıyla İspanya'ya da inen hattın, daha kuzeyinde kalan çok daha eski tarihli Trans-Sibirya demir yolunun günümüzdeki turistik değerini de üstlenmekle birlikte asıl olarak Doğu Asya'dan Batı Avrupa'ya ekonomik, kültürel, politik yeni pencereler açacağına ve 21. yüzyıla damga vuracağına kuşku yok.

19. yüzyılın sonlarında Rusya topraklarında Moskova-Vladivostok arasında demir yolu inşasına başlandığında ve hat 1916'da tamamlandığında, tıpkı okyanusu aşan gemilerde yolculuk eden gezginlerin yaşadığına benzer bir serüven duygusu ve merak uyanmıştı. Bilim kurgu edebiyatının eşsiz temsilcisi, sınırsız hayal gücü sayesinde "Aya Seyahat"i 1865'te, "Denizler Altında Yirmi Bin Fersah"ı 1870'de kaleme alabilmiş Fransız yazar Jules Verne'in de kayıtsız kalmadığı bir gelişmeydi bu.

HİÇ GİTMEDEN ÇİN'İ ANLATMAK

O dönemde ülkesi Fransa'nın Çin-Hindi'ne yönelik sömürgeci emellerinin de etkisi olduğu muhakkak; Jules Verne'in Çin'e özel bir ilgi gösterdiği, sınırlarından içeri girmediği Çin'e ve Çinlilere kitaplarında sıkça yer verdiği biliniyor. Bırakın Çin'e gitmeyi, Asya kıtasına ayak basmamıştı Jules Verne. Bu nedenle, örneğin Hong Kong'a genişçe yer ayırdığı "Seksen Günde Devriâlem" (1872) ve "Çin'de Bir Çinlinin Başına Gelenler" (1879) gibi bugün de büyük keyifle okunan iki romanını, yalnızca Çin hakkında edindiği kitabi bilgilerle yazdığına inanmak gerçekten güçtür. Ama aya da gitmemişti, denizin derinliklerine de dalmamıştı! Osmanlı topraklarına gelmemiş olmasına rağmen İstanbul'da Üsküdar çevresinde geçen "İnatçı Keraban" (1883) gibi son derece şaşırtıcı, ilginç ayrıntılarla dolu harika bir romanı olduğunu da unutmayalım.

Jules Verne, orijinal adı "Claudius Bombarnac" olan, bizde daha çok "Bir Gazetecinin Yolculuk Notları" (1893) olarak bilinen kitabında tümüyle Asya topraklarında geçen bir macera sunuyor. İlginç olan, Verne kitaplar, gazete haberleri ve ansiklopedilerden yararlanarak ve Trans-Sibirya demiryolundan ilham alarak yazıyor yarı-belgesel nitelikli bu romanını ama macera boyunca değişik kentlere uğradığımız "Bir Gazetecinin Yolculuk Notları"nın güzergâhı, daha çok bugünkü Demir İpek Yolu'nu çağrıştırıyor.

İMPARATORLUK HAZİNESİ VE HAYDUTLAR

Fransız gazetesi "Yirminci Yüzyıl"ın Kafkasya bölgesindeki muhabiri Claudius Bombarnac'a yorucu bir görev sonrasında gelen telgrafla, doğru dürüst dinlenemeden Tiflis'ten yola çıkıp önce Bakü'ye, oradan da gemiyle Hazar Denizi'nin doğusundaki limana gitmesi talimatı verilir. Limandan kalkan Trans-Asya treni Çin'in başkenti Beijing'e gitmektedir ve Bombarnac 13 gün sürecek altı bin kilometrelik bu yolculuğa dair izlenimlerini yazacaktır. Yolcular arasında değişik ülkelerden her biri ayrı ilginçlikte Batılı ve Doğulu tipler olduğu gibi tren, asilzade bir mevtanın cenazesi görünümüyle, Çin imparatoruna ait bir hazineyi de taşımaktadır ve yolun bazı kısımları için haydut saldırısı ihtimali söz konusudur. Bombarnac'ın varlığını kısa sürede fark edeceği bir de kaçak yolcu vardır trende: Paris'ten kalkıp yeni bir hayat kurmak için Beijing'e yerleşmiş terzi nişanlısıyla evlenmek amacıyla, parasızlık nedeniyle bir sandığın içinde yolculuk etmek zorunda kalan zavallı Romanyalı genç Kinko.

ÇİNLİLERE ÖVGÜ

"Bir Gazetecinin Yolculuk Notları", bir gezi rehberini andırırcasına 13 gün boyunca trenin durduğu her Asya kenti hakkında ayrıntılı bilgiler aktaran, öte yandan iki kez haydut saldırısı, Sherlock Holmes'vari akıl yürütmeler, kahramanlıklar, fedakârlıklar, ölüler, yaralılar da içeren heyecan verici bir macera romanı. Demir yolu şirketinin Moğol görevlileri, hazineyi koruyan Çinli jandarmalar, dünya turuna çıkan sakar bir Alman, tüccar İngilizler ve Amerikalılar, Ruslar, Tatarlar, tiyatrocu Fransız çift, Mösyö Bombarnac'ın notlarına büyük renk katıyorlar gerçekten de. Son bölümleri Beijing'de geçip okuru Çin mahkemeleriyle tanıştıran, Çin İmparatoru'nun âlicenaplığını yansıtan 417 sayfalık romandaki şu satırlar, Jules Verne'in Çin'e ve Çinlilere nasıl baktığının küçük bir örneği:

"Çinliler de yaptıkları görev bakımından bizim memurlarımızdan aşağı değillerdir. Mükemmel makinistlerdir. Hatta Çin İmparatorluğu toprakları üzerinde demiryolları döşenirken, son derece değerli mühendisler görev almıştır. Çinliler, teknolojik gelişmelere çok yatkın ve çok zeki insanlardır. Çok kuvvetli bir kavrayışları ve hayret edilecek derecede çok kolay uyum yetenekleri vardır. Onları işbaşında gördüm ve bu sözlerimi de tecrübeme dayanarak söylüyorum."

"Bir Gazetecinin Yolculuk Notları", diğerlerine oranla Türkiye'de az bilinen bir Jules romanı; yazarın hayranı olup da henüz okumayanlar varsa, ihmal etmemelerini öneririm. Bir dahinin dün yazdıkları, bugün Asya'nın doğu ucundan Avrupa'nın batı ucuna uzanan Demir İpek Yolu olarak bir kez daha somutluk kazanmış durumda. 

Tunca Arslan

Daha fazla göster