Çin'de Türkiye ilgisi artarken...

Çin'de Türkiye ilgisi artarken...

Çin Uluslararası Radyosu Türkçe Servisi'nin Beijing'deki merkezinin geçen hafta yer verdiği "Çinlilerin Türkiye hakkında okuduğu 5 kitap" başlıklı haberde, Çin'in en büyük çevrimiçi kitap platformu DangDang'daki bir seçkiye dikkat çekildi. Haberde, dünyada kendisinden sıkça söz edilen bir ülke haline gelen Türkiye'ye yönelik merakın Çin'de de çok arttığı, tarihten edebiyata açılan yelpazede Türkiye'yle ilgili yeni eserlerin yayımlandığı belirtilerek DangDang'da adı geçen beş kitap tanıtıldı.

Söz konusu kitaplar şunlar: "Türkiye: Kısa Bir Tarih" (Norman Stone), "Yağmurlu Gün, Bulutlu Gün / Yunanistan ve Türkiye Seyahatnamesi" (Haruki Murakami), "Osmanlı Çağı: Türk İmparatorluğunun Yükselişi ve Düşüşü" (Lord Kinross), "Rüyadan İmparatorluğa Osmanlı" (Caroline Finkel), "Kürk Mantolu Madonna" (Sabahattin Ali).

Söz açılmışken özel bir not düşmek gerekirse; Murakami'nin söz konusu kitabının 1988'de Yunanistan ve Türkiye'de çıktığı yolculuğun notlarından oluştuğunu, yıllar önce Türkçeye çevrildiğini, ancak özellikle Güneydoğu Anadolu ve bölgedeki terör gerçeğine dair yanıltıcı bilgiler içeren kimi bölümleri nedeniyle ülkemizde yayımlanmadığını belirteyim.

AZİZ NESİN'DEN TUNA KİREMİTÇİ'YE…

Bazı akademik ve siyasi çalışmaların ötesinde Türk edebiyatının Çinceye çevrilme serüveni 1970'li yıllarda başlıyor. Aziz Nesin'in öykülerinin "Nasıl İntihar Ettim?" başlıklı bir derleme haline getirilmesinin ardından 1980'lerin başında Yaşar Kemal'in "İnce Memed"i Çinli okurlarla buluşuyor. Sabahattin Ali'den "Kürk Mantolu Madonna"nın, Reşat Nuri Güntekin'den "Çalıkuşu"nun  Çinceye aktarılması da ilk olarak bu dönemde gerçekleşiyor.

2000'lerde çeviri çalışmaları biraz daha yoğunlaştığı görülüyor. Nobelli Orhan Pamuk'un "Benim Adım Kırmızı"sının 2006'da Çin'de yılın en iyi yabancı romanı seçilmesiyle başlayan süreçte Pamuk'un diğer kitaplarının ve Ahmet Hamdi Tanpınar ("Huzur"), Orhan Kemal ("Bereketli Topraklar Üzerinde", "Cemile", "Avare Yıllar"), Barış Müstecaplıoğlu ("Korkak ve Canavar"), Tuna Kiremitçi ("Dualar Kalıcıdır"), Ahmet Ümit ("Patasana"), Zülfü Livaneli ("Mutluluk") çevirileriyle Çinli okurların edebiyatımızı tanıma fırsatları çoğalmış oldu.

Asya'nın en doğusundaki Çin ile batı ucundaki Türkiye arasındaki kültürel köprünün 2012'de "Çin'de Türkiye Yılı", 2013'ün "Türkiye'de Çin Yılı" kutlamalarıyla ve aynı yıl 32. İstanbul Tüyap Uluslararası Kitap Fuarı'nın konuk ülkesinin Çin olarak belirlenmesiyle daha da sağlamlaştırılmış olduğunu belirteyim. Öte yandan M. Nabi Özerdim'in 1950'li yıllardaki çeviri çalışmalarının ötesinde Türkiye'de uzun süre Çince çevirmen eksikliği çekildiği ama son yıllarda bu alanda sevindirici bir nicelik ve nitelik artışı yaşanmakta olduğu da açık gerçek.

HANGZHOU'DA TÜRKİYE ARAŞTIRMALARI MERKEZİ

Son olarak sevindirici bir gelişmeden daha söz edeyim. Beijing Dil ve Kültür Üniversitesi, Shanghai Üniversitesi, Shaanxi Üniversitesi'nin ardından Çin'deki yeni Türkiye Araştırmaları Merkezi, Hangzhou'daki Zhejiang Uluslararası Çalışmalar Üniversitesi bünyesinde açıldı. Geçen hafta açılan merkezin başındaki akademisyen ise oldukça tanıdık bir isim olan Shen Zhixing.

Orhan Pamuk'un "Benim Adım Kırmızı" romanını Çinceye çeviren Shen ile 2006'da Pamuk'un Nobel Edebiyat Ödülü kazanması nedeniyle Türkiye'nin Beijing Büyükelçiliği'nde verilen kokteyl ve düzenlenen basın toplantısı sırasında tanışmıştım. Basın toplantısını, Pamuk'tan altı yıl sonra Nobel'e değer görülecek olan usta yazar Mo Yan yönetmiş, uzunca bir de konuşma yapmıştı.  Mo Yan'a, Pamuk ile bir başka Nobelli (2000) Çinli yazar Gao Xingjian arasında politik tavır açısından bir benzerlik olup olmadığını sormam ve birkaç laf etmem üzerine hafif de olsa soğuk bir rüzgârın estiği o toplantının benim için en iyi yanı Shen Zhixing'i tanımak olmuştu. Kendisine yeni görevinde başarılar diliyorum.

Madem adı geçti, ülkemizde Doğan Kitap'tan çıkan "Ruh Dağı", "Yalnız Bir Adamın Kitabı" gibi romanlarıyla tanınan ve uzun yıllar önce Fransa vatandaşlığına geçmiş olan Gao Xingjian'ın Çin aleyhtarı söz ve eylemlerinden ötürü halen bu ülkede "yasaklı" olduğunu da söylemeden geçmeyeyim.

Tunca Arslan

Daha fazla göster