Azerbaycan'ın zaferi bölgeye istikrar getirecek

Azerbaycan'ın zaferi bölgeye istikrar getirecek

2006 yılında birkaç haftasını Beijing'de geçiren bir arkadaşım, kentin neresine gitsek karşımıza çıkan devasa boyutlardaki inşaatlara bakarak, "Böylesi muazzam yapılanma faaliyeti içinde olan bir ülke tabii ki dünyanın her tarafında istikrar olmasını ister." demişti.

Başkent Beijing ve diğer pek çok Çin kentine yarı yarıya şantiye görünümü kazandıran inşaatlardan yola çıkılarak yapılmış "küçük ölçekli" bir değerlendirmeydi bu ama son derece isabetliydi ve "büyük resmi" de ilgilendiriyordu.  

Gerçekten de son 25-30 yıl çerçevesinde, örneğin Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü'nün haftalık basın toplantılarına dair istatistiksel veriler ortaya konacak olsa, en çok telaffuz edilen kavramların "istikrar", "güvenlik", "huzur", "diyalog" olduğu rahatlıkla görülecektir. Çin gayet anlaşılır nedenlerle, ülkesinde, bölgesinde, dünyada istikrar, güvenlik, huzur istiyor, halkının ve tüm insanlığın refahı için ısrarla barışçıl politikalar izliyor, diğer ülkelere de bu yönde çağrılar yapıyor, anlaşmazlıkların diyalog yoluyla çözülmesini arzuluyor.

Bir tarafın açık askeri başarısı ve yıllardır işgal altında bulunan topraklarını tümüyle geri almak için masaya oturacak olması, diğer tarafın saldırganlığının uluslararası çapta ayyuka çıkması ve açık yenilgisiyle sonuçlanan 44 günlük Azerbaycan-Ermenistan savaşı boyunca da Çin benzer çağrılarda bulundu.

ÇİN "STATÜKODAN" YANA DEĞİL

Çin'in bu çağrılarının ve istikrarın sağlanması talebinin, Azerbaycan toprağı Yukarı Karabağ'daki Ermenistan işgalinin sürmesi anlamına gelmediği, "statükonun devamını" amaçlamadığı çok açıktı.  Tam tersine, Yukarı Karabağ'daki 28 yıllık Ermeni işgalinin bölgede yarattığı istikrarsızlık ve huzursuzluğun sürmesinden en çok etkilenen ülkelerden birinin Çin olduğu-olacağı da konunun uzmanlarının malumuydu. Azerbaycan ve Ermenistan'ın yer aldığı coğrafyanın, yani Güney Kafkasya'nın, dünyanın çehresini ve güç dengelerini değiştirecek, 69 ülkeyi doğrudan ilgilendiren Kuşak-Yol Girişimi açısından önemi düşünülürse, Çin'in bu bölgede neden savaş, kaos, istikrarsızlık ve huzursuzluk istemediği çok daha iyi anlaşılacaktır.

Çin-Rusya-Avrupa-Orta Doğu güzergâhında bağlantı oluşturan Güney Kafkasya'nın üç büyük ülkesi Azerbaycan, Gürcistan, Ermenistan'ın herhangi bir biçimde komşularıyla çatışma içinde bulunmasının kimin işine yarayacağı-kimin işine yaramayacağı merak bile ettirmeyecek biçimde ortadayken, 44 günün sonunda ortaya çıkan tablonun bu büyük projenin geleceği açısından olumlu olduğu söylenebilir.

İKİ ÜLKE DE SİÖ'NÜN DİYALOG ORTAĞI

Öncelikle Azerbaycan da Ermenistan da Shanghai İş Birliği Örgütü'nün diyalog ortağı konumunda iki ülke. Daha önemlisi Çin, öncesi de olmakla birlikte 2015'ten itibaren Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan'la ilişkilerini belirgin biçimde yoğunlaştırmış durumda. Azerbaycan'la çok sayıda işbirliği anlaşmasına giden, Azerbaycan'ın Trans-Anadolu Doğalgaz Boru Hattı'ndan Bakü-Tiflis-Kars demiryoluna açılan yelpazede önemli bir kredi aktörü olan Çin'in Ermenistan'la da çok çeşitli alanlarda dostluk ilişkisi içinde olduğu biliniyor. Rusya'dan sonra Asya'daki en büyük büyükelçilik kompleksini kısa süre önce Erivan'da tamamlayan Çin, Güney Kafkasya'daki ilk Konfüçyüs Enstitüsü'nü Ermenistan'da açmış, ekonominin yanında kültürel ilişkilere de ağırlık vermişti. Örnekler çoğaltılabilir ama petrol zengini Azerbaycan'ın yaklaşık üçte biri nüfusa ve aynı oranda düşük ekonomik güce sahip bulunan Ermenistan için Çin'le ilişkiler giderek yaşamsal önem taşımaya başlamış durumda.

ERMENİSTAN'DA SİYASİ DEĞİŞİM

Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında Çin'den Azerbaycan üzerinden İstanbul'a uzanan 43 vagonluk yük treni seferlerinin henüz geçen 20 Haziran tarihinde başlamış olduğu bile düşünülse, Rusya ve Türkiye gibi büyük güçlerin de köklü bağlar içinde olduğu Güney Kafkasya'daki savaşın Azerbaycan'ın zaferiyle sonuçlanmasının bölgede istikrar sağlayacak bir gelişme olduğu tartışma götürmüyor.

Karmaşa içindeki, meclis başkanının linçten zor kurtulduğu Ermenistan şu an doğal olarak askeri yenilginin ardından gelen siyasi krizi yaşıyor. Koltuğuna Soros tipi "turuncu devrimle" oturan Başbakan Nikol Paşinyan ortalarda görünmüyor, siyasi ömrünün sonuna geldiği kesin gibi. Siz bu yazıyı okurken Ermenistan'daki 17 muhalefet partisi büyük bir protesto mitingi düzenleyerek Paşinyan'ın istifasını istiyor olacak. Bu küçük ülke belki bir süre daha kaos ve belirsizlik içinde günler geçirecek ama Batı'nın kışkırtmalarına kapılmayan, işgal ettiği topraklardan çekilen, komşularıyla barış içinde yaşamaya başlayan, macera peşinde koşmayan, iktidarın Sorosçu komplolarla belirlenmediği bir Ermenistan'ın Güney Kafkasya'daki istikrar ve huzura katkısı kısa süre içinde görülmüş olacak. Masaya, vatan savaşı sonucunda elde ettiği zaferin sonuçlarıyla oturacak olan, toprak bütünlüğünü tekrar sağlayan Azerbaycan'ın oynayacağı olumlu rolden ise uzun uzun söz etmeye bence gerek yok. Dileyelim, bundan sonrası diyalogla çözülsün.

Tunca Arslan

Daha fazla göster