Projenin tarihi öne çekildi

Projenin tarihi öne çekildi

İngiliz hükümeti, 2020 yılı başında bir açıklama yaparak, hava kirliliği ile fosil yakıt emisyonlarını azaltmak amacıyla, benzinli, dizel ve hibrit araçların satış yasağını 2035'e çektiğini duyurmuştu. Ancak, Başbakan Boris Johnson geçen hafta yaptığı açıklamayla daha önce 2035 olarak bildirilen emisyonu sıfıra indirme projesi "Yeşil Devrim"in 2030 yılına çekildiğini bildirdi. Buna göre, 2030 itibarıyla yeni model benzinli ve dizel otomobil ile kamyonet satışı yasaklanacak.

Birleşik Krallık, 2019 yılında sera gazı emisyonlarını 2050 yılına kadar sıfıra indirmeyi taahhüt etmişti ve Boris Johnson, "Bir ülke olarak, bir toplum olarak, bir gezegen olarak, bir tür olarak; harekete geçmemiz gerektiğini biliyoruz." demişti. Hatta, altyapısının hazırlanabilmesi halinde yasakların daha da öne alınabileceğine vurgu yapılmıştı ki, öyle de oldu.

AVRUPA BİRLİĞİ KARBON EMİSYONU İÇİN 2030 YILINI İŞARET EDİYOR

Avrupa başta olmak üzere dünyanın pek çok ülkesinde fosil tüketimli araçlar yakın zamanda tarih olacak. Zira, Avrupa Birliği (AB), karbon emisyonunu 2030'a kadar yüzde 40 oranında azaltmayı hedefliyor. Bu kapsamda dünya çapında pek çok ülke 10-12 yıl zarfında benzin ile dizel araç satışlarını azaltma planlarını art arda duyurdu. Örneğin, Fransa, 2040 yılına kadar fosil yakıtla çalışan araçların satışını yasaklamayı planlıyor. Norveç, 2025 yılına kadar tüm araçların sıfır emisyon olması gereken bir hedef belirledi. Burada özellikle Norveç'e dikkat çekmek gerekir çünkü Avrupa'nın elektrikli otomobil güç merkezi olan Norveç, 2025'ten itibaren yanmalı motorlu arabaları kademeli şekilde kullanımdan çıkarmak için en iddialı plana sahip.

Son yıllarda dünya genelinde elektrikli araç sayısında önemli bir artış yaşandı. Bu artışın temel sebebi, fosil yakıt tüketen araçların çevreye ve havaya verdiği büyük zarar. Birkaç yıl önce International Council on Clean Transportation (ICCT) tarafından hazırlanan rapor, modern dizel otomobillerin, otobüs ve kamyonlara oranla litre başına 10 kat daha fazla zehirli gaz emisyonuna yol açtığını gösterdi. Motorlu taşıtların egzozlarından veya fosil yakıtların kullanılmasından ortaya çıkan azot oksitler, insan hayatı üzerinde olumsuz etkilere sahip.  Avrupa'da dizel otomobillerin otobüs ve kamyonlardan daha fazla zehirli gaz üretiyor olmasının ana nedeni, AB genelinde ağır vasıtalar için binek otomobillerden daha katı kuralların uygulanması.

BORIS JOHNSON'DAN HIZLANDIRILMIŞ ZAMAN ÇİZELGESİ

Tekrar Birleşik Krallık'a dönecek olursak, Motor Üreticileri ve Tüccarları Derneğinin rakamlarına göre, ülkede elektrikli otomobil satışları güçlü bir şekilde artarken, geçen ay satın alınan tüm yeni araçların yalnızca yüzde 7'si elektrikli otomobiller oldu. Hızlandırılmış zaman çizelgesinin, elektrikli otomobil pazarını teşvik etmek ve Birleşik Krallık'ı iklim hedeflerine yaklaştırmaya yardımcı olmak anlamına geldiği düşünülüyor. Ayrıca hükümetin ülkede elektrikli araç şarj altyapısı inşa etmek için 500 milyon pound (yaklaşık 660 milyon dolar) harcamaya hazırlandığı bilgisi de paylaşılan bilgiler arasında. Söz konusu yasak, dizel ve benzinli motora sahip otomobillerin ülkede en fazla 10 yıl daha satılabileceği anlamına geliyor. Kararın ardından uzman görüşlerine bakarsak, pek çoğu hibrit otomobillerdeki fosil yakıtlı motorların altını çiziyor ve yasakların 2030'da başlamasını gerçekçi bulmuyor. Günümüzde Birleşik Krallık'ta satılan yeni araçların yüzde 75'e yakınını dizel ve benzinli araçlar oluşturuyor. Yüzde yüz elektrikle çalışan otomobiller ise pazarın yaklaşık yüzde 7'sini kapsıyor. Geri kalan satışlar da hibrit otomobillerden oluşuyor.

Tüm dünyanın Covid-19 salgını ile mücadele ettiği günlerde Boris Johnson'ın böyle bir kararı duyurmasının ülkede şaşkınlık yarattığını söylemek gerek çünkü sıkı tedbirlerin devam ettiği Birleşik Krallık'ta resmi veriler, ikinci dalganın etkisinin azaldığını gösterse de bugün Johnson'ın yeni bölgesel kısıtlamaları açıklaması bekleniyor. 54 bini aşkın kişiyle Avrupa'da virüsün en fazla can aldığı ülke konumunda olan Birleşik Krallık'ta şimdiye kadar yaklaşık 1 milyon 500 bin kişiye de virüs bulaşmış durumda. Salgınla mücadele edilen süreçte özellikle Brexit kaynaklı sorunlarla karşı karşıya bulunan Johnson'ın baş danışmanının istifasının ardından "Yeşil Devrim" projesini öne çekme kararı aldığını da anımsatalım. Johnson, ülke hazinesinden 12 milyar pound (16 milyar dolar) özel sektörden de yaklaşık 36 milyar pound bütçe ayrılacağını ve 2030 yılına kadar 250 bin yüksek vasıflı yeşil iş yaratılacağını söyledi.

BİRLEŞİK KRALLIK'TA BREXIT VE COVID-19 MÜCADELESİ

Boris Johnson dün sona eren G-20 Liderler Zirvesi'nde yaptığı konuşmada, salgının yanı sıra "Yeşil Sanayi Devrimi" konusuna da değindi.  Covid-19 salgınını yenmek ve iklim değişikliğiyle mücadele etmek için birlikte çalışılması ve daha iddialı adımlar atılması çağrısında bulunan Johnson, hafta içi "Yeşil Sanayi Devrimi" için 10 maddelik bir plan açıkladığını ve daha yeşil bir geleceğin ancak dünyanın önde gelen ekonomilerinin iklim değişikliğini önlemek için daha hırslı adımlar atmasıyla mümkün olabileceğini ifade etti.

Birleşik Krallık'ın uzun zamandır Brexit sorunu ile mücadele ettiğini düşünürsek şüphesiz Covid-19 salgını bir sorunlar silsilesi yarattı. Ekonomik açıdan salgının tahribatı dünya genelinde etkili olsa da Birleşik Krallık, son açıklanan işsizlik verileri ve sıkı karantina tedbirleri ile süreci kolay atlatacak gibi görünmüyor. Johnson hükümetine yapılan eleştirilerin dozu her geçen gün artarken toplum içinde Brexit ile ilgili büyük hayal kırıklığı yaşandığı aşikâr. Brexit ticaret müzakerelerinde bulunan yetkililer, görüşmeleri hızlandırma vaadine rağmen son haftalarda çok az ilerleme kaydedilmesinden şikâyetçi olsalar da Brexit, uzun bir süre daha İngiliz ekonomisine ve Johnson'a zarar vermeye devam edecek gibi görünüyor.

Tuğçe Akkaş

Daha fazla göster