Kazananlar ve kaybedenler kimler?

Kazananlar ve kaybedenler kimler?

Haziran 2016'da yapılan Avrupa Birliği (AB) referandumundan itibaren dünya gündeminin en önemli haber başlıklarından olan "Brexit" süreci nihayet sona erdi. Birleşik Krallık ve AB, uzun müzakerelerin ardından Brexit sonrası dönemi belirleyecek ticaret anlaşması üzerinde mutabakata vardı.

Dünya sahnesinde yeni bir sayfa açılıyor. Öyle ki, Başbakan Boris Johnson 1 Ocak'ı Birleşik Krallık'ın "yeniden doğacağı tarih" olarak tanımlıyor. Brexit geçiş döneminin bitimine yedi gün kala varılan anlaşmanın açıklandığı dakikaları anımsarsak, Johnson'ın heyecan dolu zafer açıklaması ile Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in keyifsiz konuşması arasında inanılmaz bir fark vardı. Von der Leyen, müzakerelerin çok zorlu geçtiğini dile getirerek "Sonunda bir anlaşma sağladık. Uzun ve dönemeçli bir yoldu ama iyi bir uzlaşı sağladık. Bu, adil ve dengeli bir anlaşma. İki taraf için de doğru ve sorumlu olan buydu." dedi. Johnson ise, "Yapılan anlaşma bugüne kadarki en büyük ticari anlaşma. Anlaşma 30 Aralık'ta parlamentoda oylanacak. Onlarca yıldır siyasetimizi alt üst eden bir sorunu bugün çözdük. Yeni ve gerçekten bağımsız bir ulus olarak bu anın yoğunluğunu fark etmek ve ondan en iyi şekilde yararlanmak hepimizin elinde. Özgürlüğü kazanmak önemli ama daha önemli olan onu nasıl kullandığımızdır." değerlendirmesinde bulundu.

"CESUR" KARARIN ÜLKEDEKİ YANSIMALARI

Brexit, AB tarihinde benzersiz bir adım ancak şüphesiz ki, bu adımların olumlu tarafları olduğu kadar olumsuz tarafları da var.

Kimi uzmanlar, Birleşik Krallık'ın imparatorluk günlerine yani süper güç olduğu günlere dönmek istediğini söylüyor. Öte yandan, bu yol ayrımı uzun yıllar AB içinde yer alan Birleşik Krallık için yeni bir meydan okuma gibi de okunabilir zira ülke hâlihazırda dünyanın çeşitli yerlerinde ticaret anlaşmaları imzalıyor. Örneğin, ekim ayında Japonya ile Birleşik Krallık arasında Serbest Ticaret Anlaşması (STA) imzalandı. STA, yerel prosedürler sonrası gelecek yılın başında yürürlüğe girecek. STA, 2021 başında AB'den ayrılma sürecini tamamlayacak olan Birleşik Krallık'ın ilk ticaret anlaşması olarak kayıtlara geçti.

Birleşik Krallık'ın AB'den ayrılma gibi bu cesur kararının eksilerine bakarsak, "ayrılma" uzun vadede yüzde 4 oranında üretim kaybına yol açarken, yüksek tüketici fiyatları, istihdam kaybı ve ihracatın düşmesine de sebep olacak. Britanya, ticaret anlaşması sayesinde AB üyesiyken faydalandığı bazı avantajlardan, ayrılmasına rağmen yararlanmaya devam edecek. Ancak AB'nin ortak pazarı ve gümrük birliğini terk etmenin Britanya ekonomisini olumsuz etkileyeceği belirtiliyor. Tahminler, ülkenin Gayri Safi Yurt İçi Hasılası'nın (GSYİH) uzun vadede, AB'de yer aldığı döneme kıyasla yüzde 4 düşeceği yönünde.

İSKOÇYA'DA YENİ BİR BAĞIMSIZLIK REFERANDUMU YAPILABİLİR Mİ?

Bir başka önemli konu daha var ki, (özellikle İngiliz uzmanlar, bu konuya sıklıkla vurgu yapıyor), bu "ayrılık" yakın gelecekte İskoçya'daki "ayrılma" kampanyasını teşvik edebilir. Anlaşmanın açıklanmasının ardından İskoçya Bölgesel Yönetimi Başbakanı ve İskoç Ulusal Partisi (SNP) lideri Nicola Sturgeon, Brexit'in İskoç halkının tercihi olmadığını, bu nedenle alternatife ihtiyaçları bulunduğunu, bunun da bağımsızlık olduğunu bildirdi. İskoçya'da 2014'te yapılan bağımsızlık referandumunda seçmenin yüzde 55'i İngiltere ile birlikten yana oy kullanmıştı fakat İngiliz hükümeti referandum kampanyasında, İskoçya'nın bağımsızlığı seçmesi halinde AB üyeliğini de kaybedeceği tehdidini öne sürmüştü. Brexit'le beraber durumun değiştiğini savunan Sturgeon, merkezi hükümete ülkede ikinci bağımsızlık referandumu yapılması için bölgesel yönetime yetki devretmesi çağrısı yapmış ve bu talebi yazılı da iletmişti. İngiltere, Galler, Kuzey İrlanda ve İskoçya'dan oluşan Birleşik Krallık genelinde, AB referandumunda yüzde 48'e karşı yüzde 52 ile "Brexit" kararı alınmıştı. Ancak İskoçya halkı, yüzde 62 ile referandumda "hayır oyu" vermişti. Şöyle bir durum var ki, İskoçya'daki mevcut yasaya göre bağımsızlık referandumu yapmak için İngiliz parlamentosundan onay alınması gerekiyor. Nicola Sturgeon'un bağımsızlık referandumu yapabilme yetkisinin İngiltere Parlamentosundan, İskoç Parlamentosuna devriyle ilgili talebi İngiltere Başbakanı Boris Johnson tarafından 14 Ocak'ta reddedilmişti.

Anlaşma sonrası yapılan bir diğer açıklama Galler Bölgesel Yönetimi Başbakanı Mark Drakeford'dan geldi. BBC'ye konuşan Drakeford, anlaşmayı "zayıf" bulduğunu ve bazı iyileştirmeler yapılması gerekebileceğini kaydetti.

Kuzey İrlanda Bölgesel Yönetimi Başbakanı ve İngiltere ile birlik yanlısı Demokratik Birlik Partisi lideri Arlene Foster ise, "Elbette hem ticaret anlaşmasının detaylarını hem de anlaşmanın Kuzey İrlanda açısından önemli olacak güvenlik gibi konularını inceleyeceğiz." derken,  Kuzey İrlanda Bölgesel Yönetimi Başbakan Yardımcısı ve bağımsızlık yanlısı Sinn Fein'in Başkan Yardımcısı Michelle O'Neill, "Anlaşmasız ayrılığın, kimsenin çıkarına olmadığı konusunda hepimiz hemfikiriz. Bu nedenle anlaşma sağlandığı açıklaması, tüm adada memnuniyetle karşılanacak iyi bir haber." ifadelerini kullandı.

AVRUPA BİRLİĞİ'NDE DEĞİŞİM RÜZGÂRLARI

Bir başka sorun, "Cebelitarık". Brexit'in resmi olarak yürürlüğe gireceği 1 Ocak 2021'den itibaren AB'nin güney sınırı olacak Cebelitarık ile ilgili bazı konularda İspanya, İngiltere ve Cebelitarık Özerk Yönetimi uzlaşma sağlasa da malların ve kişilerin serbest dolaşımı başta olmak üzere çözüm bekleyen birçok konuda görüşmeler sürüyor.

Özetle AB, çok değerli bir ortağını kaybetti. Bundan sonraki süreçte, Birleşik Krallık'ın eski sömürgeleri ile eski ortaklarının bazıları, AB'den bağımsız olan Birleşik Krallık ile ilişkilerine daha çok zaman ve enerji harcayacak. Tabii, "ayrılma" kararının diğer üyelere örnek teşkil edip etmeyeceği de konuşulan bir diğer konu. Benzer yoldan yürüyen başka bir ülke olur mu bugünden tahminde bulunmak kolay değil, fakat özellikle pandemi ile dengelerin iyiden iyiye değiştiği dünyada "ayrılma" kararı AB'nin ciddi bir yara aldığını gösteriyor. Son yıllarda AB'nin eski gücü kalmadığına dair yorumlar sıklıkla yapılırken, Birleşik Krallık'ın Birlik'ten ayrılması da bu tezi savunanlar için önemli bir argüman. AB'nin ivedilikle küresel ve iç kalkınma stratejilerini yeniden planlamasını gerekiyor. Zira, sancılı geçen Brexit sürecinde anlaşmaya varılması kolay olmadı ve uygulamada da zorluklar yaşanabilir. Şüphesiz, sorunsuz bir uygulama yalnızca Avrupa'nın değil, tüm dünyanın refahı ve istikrarına yardımcı olacaktır.

Tuğçe Akkaş

Daha fazla göster