Demokrasiler için “uyanma çağrısı”

Demokrasiler için “uyanma çağrısı”

Donald Trump döneminde Amerika Birleşik Devletleri (ABD), hiç olmadığı kadar kutuplaştı. Öyle ki, geçen hafta yaşananların ardından ülkedeki bölünmüşlük bir süre daha devam edecek gibi görünüyor. Washington'daki Kongre binasında yaşananlar şüphesiz şok ediciydi, ancak ne yazık ki o kadar da şaşırtıcı değildi. Zira, Trump, demokratik seçimin meşru sonucunu ilk günden itibaren reddettiği gibi destekçilerini de şiddete teşvik etti.  Aslında tüm bunlar, başkanın inşa ettiği aşırı sağ hareketin trajik ama kaçınılmaz sonucuydu. Trump, kendi vatandaşlarını birbirine düşürdü ve demokrasinin temellerine zarar verdi.

Son yaşanan olayları, darbe girişimi olarak nitelendirenlerin sayısı azımsanmayacak oranda. ABD halkını temsil edenlerin bulunduğu yere gerçekleştirilen eylemler, ülke demokrasisine darbe olarak yorumlandı. Çünkü görüntüler, ABD gibi yerleşmiş demokrasinin olduğu bir ülkede alışık olunmadık şekildeydi ve bu da ülkedeki kutuplaşmanın geldiği noktayı gösteriyordu. Yaşananları darbe girişimi olarak değerlendirenler, kalabalığı kışkırtanın Trump olduğunu, bu sebeple de Trump'ın suçluluğunun tartışılmamasını ve azil sürecinin süratle başlamasını hatta Trump'ın yargılanmasını savunuyor. Ayrıca, yine bu kişiler, Kongre binasına saldıranların da yargılanması gerektiği görüşünde.

YAŞANANLAR ABD SİYASETİNİ ETKİLER Mİ?

Geçen hafta meydana gelen olaylardan sorumlu bir başkan var. Başkan, "eşitsizlik, ırkçılık ve kutuplaşma" gibi demokrasi ile bağdaşmayan ilkelerle bugüne zemin hazırladı. Elbette Trump, bu süreçte yalnız değildi çünkü Cumhuriyetçiler, Trump'ın davranışlarını normalleştirerek siyasi kültürü aşağılamasına, demokratik normlara ve kurumlara savaş açmasına izin verdiler.

Şunu da unutmamalıyız ki, şiddeti kınayan birçok iş insanı, Trump'ın seçim kampanyasını coşkuyla finanse etti, oysa Trump'ın kim olduğunu ve neler yapabileceğini çok iyi biliyorlardı. Hepsi, Trump'ın kutuplaşmayı derinleştiren ekosistemin parçaları. Ve, bu sistem öyle güçlü temeller attı ki, bugün o temeller yerli yerinde duruyor. Dolayısıyla geride kalan dört yıldan söz ederken yalnızca "Cumhuriyetçiler" vurgusu yapmak tek başına yeterli olmayacaktır zira Trump'ın iş çevresinden aldığı destek yadsınamayacak kadar güçlüydü.

Öte yandan, sosyal medyaya da değinmek gerekiyor. Dört yıl boyunca Twitter, Facebook ve YouTube, Trump'ın megafonları olarak işlev gördü. Sosyal medya platformları Facebook ve Instagram'ın Trump'ın hesabına erişimini süresiz engellemesinin ardından Twitter da benzer bir adım atarak "şiddeti körüklediği" gerekçesiyle Trump'ın hesabını kalıcı olarak askıya aldı. CNN'nin haberine göre, isminin açıklanmasını istemeyen danışmanı, Trump'ın, Twitter'ın hesabının kapatılmasını fırsat bilerek Kongre baskınına dair gündemi değiştirmek için bu hafta Twitter ve diğer sosyal medya platformlarına karşı ciddi adımlar atacağını söyledi.

TRUMP'I ZOR BİR HAFTA BEKLİYOR

Donald Trump'ın bu yeni hamlesi beklenirken haftanın ABD Başkanı için hiç de kolay geçmeyeceği kesin. Trump, destekçilerinin düzenlediği Kongre baskını sonrasında başkanlık günlerinin en zor dönemini geçiriyor. Siyasi kriz devam ederken Trump'ın istifa etmesi, görevden alınması ya da ikinci kez azledilmesi yönündeki çağrılar da büyüyor.

ABD'de Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi, milletvekillerine gönderdiği mektupta "Önümüzdeki hafta Washington'a dönmeye hazır olun" çağrısı yaptı. Pelosi'nin bu çağrısı Trump'a yönelik azil ve diğer hamlelerin gündeme geleceğine işaret etti. İngiliz gazetesi Financial Times'ın haberine göre de ABD'de bazı milletvekilleri Başkan Trump'a görev süresi dolmadan görevden ayrılma çağrısında bulundu. Milletvekilleri aksi takdirde Trump'a azil süreci ile yüz yüze gelebileceği uyarısını yaptı.

ABD'DE BIDEN DÖNEMİ NASIL OLUR?

Şimdi en çok merak edilen soru; "Joe Biden dönemi nasıl şekillenecek?"

Biden yönetiminin iş başına gelmesiyle ABD'nin dış politikasında önemli değişiklikler olması öngörülüyor. ABD küresel bir güç ve bu bağlamda dış politikadaki yaklaşımı tüm dünyayı etkiliyor. Trump döneminde izlenen içe dönük ve uluslararası iş birliklerinden uzak politika, Biden ile değişecek mi? Örneğin, Trump döneminde Amerika pek çok anlaşmadan tek taraflı olarak çekildi. Biden döneminde ise daha uyumlu bir politika bekleniyor.

POPÜLİST LİDER DEVRİ KAPANIR MI?

Geçen dört yılın izlerini silmek kolay olmayacak ve muhtemel ki, Trump'ın ideolojisi bir süre daha etkisini sürdürecek. Elbette Donald Trump, tüm yaptıkları ile adından uzun zaman söz ettirecek fakat şöyle bir ayrıntı da var ki; Trump, 1932 yılından itibaren hem ikinci dönem başkanlık seçimini hem senatodaki çoğunluğu hem de temsilciler meclisinde kendi partisinin çoğunluğunu kaybeden bir başkan olarak da tarihe geçti. 

Öyle görünüyor ki, ABD'de meydana gelen son olaylar, dünyadaki demokrasiler için bir uyanma çağrısı olmalı. Belki de dünya tarihi açısından "6 Ocak", popülist liderlik devrinin sona erdiği gün olarak kayda geçer. Bir devir sona eriyor olabilir ve toplumların popülist liderlere bakışı değişebilir.

Tuğçe Akkaş

Daha fazla göster