“Çin, AB'nin stratejik ortağı”

“Çin, AB'nin stratejik ortağı”

Almanya, 1 Temmuz'da Avrupa Birliği (AB) dönem başkanlığını Hırvatistan'dan devralacak. Önümüzdeki 6 aylık sürede Almanya, çalışmalarını koronavirüs (Covid-19) ile mücadeleye yoğunlaştıracak. Bunu Almanya Başbakanı Angela Merkel'in açıklamalarından biliyoruz zira Şansölye Merkel, koronavirüs konusundaki hassasiyetine konuşmalarında sıklıkla vurgu yaparak "öncelik koronavirüs ile mücadele" demişti. 31 Aralık'a dek AB Bakanlar Konseyi'ni yönetecek olan Almanya, pandemi nedeniyle eğer şartlar uygun olursa Berlin'de AB liderlerinin katılacağı bir zirve düzenlemeyi planlıyor.

"AB ve Türkiye açısından süreç ne durumda?" diye sorarsak… "Zorlu konular" beklemede denebilir. Peki, Almanya'nın dönem başkanı olması Türkiye ile ilişkilere nasıl yansıyacak?

AB VE TÜRKİYE İLİŞKİLERİNDE YENİ BİR DÖNEM Mİ OLACAK?

Almanya'nın başkanlık sürecinin, AB ve Türkiye ilişkilerini farklı bir yöne taşıyıp taşımayacağı merak ediliyor. Çünkü yakın zamanda yaşananları anımsarsak Almanya, Türkiye'ye yönelik seyahat uyarısını 31 Ağustos'a kadar uzatmış ve Ankara'dan yapılan tüm çağrılara rağmen Türkiye'yi "riskli bölge" ilan etmişti. Bu bağlamda önümüzdeki altı ayın zorlu geçeceği öngörülüyor. Tabii, AB-Türkiye ilişkileri açısından Kıbrıs, Doğu Akdeniz ve Libya'daki sürecin de gerilimi artıracağını unutmamalıyız. Bu başlıklar gerek Covid-19 salgını öncesinde gerekse bugün hassas konular arasında yer alıyor.

"ÇİN, AB'NİN STRATEJİK ORTAĞI"

Merkel, dönem başkanlığı süresince sadece koronavirüs değil iklim değişikliği, dijitalleşme ve Afrika konularını da yakından takip edeceklerini belirtmişti. Şansölye, Çin konusunda da değerlendirmeler yapmış ve Çin ile AB arasındaki süreçte "açık bir diyalog"dan yana olduklarının altını çizerek Çin'i "AB'nin stratejik ortağı" olarak tanımlamıştı. Merkel, Çin'e ayrı bir önem veriyor öyle ki, Çin ile ekonomik ve siyasi ilişkileri derinleştirmek için başbakanlığı döneminde bu ülkeyi 12 kez ziyaret etti. Dünyanın üretim üssü olan Çin, Avrupa'nın en geniş ekonomisine sahip Almanya'nın, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Fransa'dan sonra en büyük ithalat pazarı ve ayrıca en önemli ihracat pazarı konumunda bulunuyor.

AVRUPA BİRLİĞİ İTİBARINI GERİ KAZANABİLECEK Mİ?

Küresel salgın yaşanılan böyle olağandışı bir dönemde Almanya'nın AB dönem başkanı olması beklentilerin yüksek tutulmasına neden oluyor. Tabii şöyle bir gerçek de var, Covid-19 Almanya'nın AB dönem başkanlığı planlarını hayli karıştırdı. Merkel, hedeflerinin Avrupa'yı girdiği krizden çıkarmak olduğunu söylese de Almanya'nın diğer hedefleri unutulmamalı. Örneğin, AB'ye son yıllarda dünya çapında kaybettiği itibarı geri kazandırmak, iklim ile çevre konularına ağırlık vermek ve AB'den çıkan İngiltere ile ilişkileri yeniden düzene sokabilmek… Bu başlıklar pandemi öncesi de AB için önemli sorunlar olarak sıralanıyordu. Oysa, şimdi ilk sıraya koronavirüs yerleşti.

Angela Merkel, AB'nin en önemli üyelerinden Fransa ile uzun zamandır temas halinde. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile sık görüştüğü biliniyor. Hatta ekonomi planı konusunda Merkel'in en büyük destekçisi, Macron.

AB'nin koronavirüs ile tırmanışa geçen ekonomik krizin yanı sıra son yıllarda artan ırkçılık, terör saldırıları ve göç krizi gibi konular için de mesai harcaması gerekecek. Anımsayacak olursak koronavirüs pandemi olarak tanımlanmadan çok kısa süre önce tüm dünya Türkiye'nin sınırlarını açmasını ve özellikle de Yunanistan'ın mültecilere olan katı tutumunu konuşuyordu. Tüm bunlar bağlamında AB, tabiri caizse derin bir kriz içinde ve bu kriz için çözüm olarak nasıl bir plan sunulacak merak ediliyor. AB dönem başkanı olarak Merkel'i değerlendiren uzmanların ortak görüşü, "AB borçlarının ortak ödenmesi projesi kabul edilirse bunun Merkel için tarihi bir başarı olacağı…"

MERKEL EKONOMİK KRİZİN HAFİFE ALINDIĞINI DÜŞÜNÜYOR

Avrupalı liderler, ekonomilerinin Covid-19 kısıtlamalarından çıkmalarına yardımcı olmaya yönelik 750 milyar Euro'luk (840 milyar dolar) plan üzerinde müzakerelere başladı. Almanya ve Fransa gelecek ay bir anlaşma üzerinde uzlaşmaya varılması için çaba harcıyor. AB'de "4 tutumlular" diye anılan Hollanda, Avusturya, Danimarka ile İsveç plana karşı çıkıyor. Bu ülkeler daha çok iç politikaya dönük kaygıları nedeniyle planın karşısında duruyorlar.

Angela Merkel ise AB'de ekonomik krizin hafife alındığından endişe ediyor. Bu kaygısı, Avrupa Merkez Bankası (AMB) Başkanı Christine Lagarde ile geçen hafta gerçekleştirilen video konferans toplantısına da yansımıştı. Toplantıda Lagarde, teşvik paketinde anlaşamamaları durumunda sonuçların vahim olabileceği konusunda AB liderlerini uyardı. AMB Başkanı Lagarde, daha önce de AB liderlerini ekonomideki ciddi daralma konusunda uyarmış ve blokun Gayrı Safi Yurt İçi Hasılası'nın (GSYİH) pandeminin bir sonucu olarak yüzde 15 kadar düşebileceğini hatta çok geç kalma riski ile karşı karşıya olduklarını söylemişti.

SİYASET SAHNESİNDE ROLLER DEĞİŞİYOR MU?

Dünyada sıklıkla Orta Doğu coğrafyasındaki sorunlar ve sıcak gündem konuşulurken hemen yanı başımızda sorunlarla dolu ve sert zeminde uzlaşma sağlamaya çalışan bir Avrupa olduğuna şahit oluyoruz. AB'den ayrılan İngiltere'nin ardından sadece birlik içinde değil tüm Avrupa'da dengelerin sarsılacağı yorumları yapılırken diğer tarafta doğunun yükselişi hız kesmeden sürüyor.

Özetle, Avrupa'da hâlihazırda mevcut sorunları çözmek hayli zorken pandemi gibi bir sorunun getirdikleri ile Şansölye Merkel'i zor bir dönem bekliyor. Bakalım, ülkesinde güçlü bir desteğe sahip olan Merkel, konu tüm Avrupa olunca aynı desteği AB üyelerinden de görebilecek mi? Kimler yanında kimler karşısında olacak? Çıkarların aniden değiştiği siyaset sahnesinde roller nasıl dağıtılacak?

Tuğçe Akkaş