Boris Johnson hükümetinin “Brexit” ve “pandemi” sınavı

Boris Johnson hükümetinin “Brexit” ve “pandemi” sınavı

Birleşik Krallık'ta son günlerde iki büyük sorun var. Biri Brexit Anlaşmasını tek taraflı ihlal edecek İç Piyasalar Yasa Tasarısının Avam Kamarası'nda kabul edilmesi, diğeri ise koronavirüs vaka sayılarının her geçen gün artması. İki konuda da muhalefet başta olmak üzere gerek toplumun geniş bir kesimi gerekse siyasi aktörlerden ciddi tepkiler yükseliyor.

Sözün özü, Boris Johnson hükümetine tepkilerin dozu anbean çoğalıyor. Muhalif kanattan gelen yüksek perdeden konuşmalar basında geniş yer bulmaya başladı. Johnson'ın siyasi anlamda yeteneksiz bulanlar olduğu gibi karakterinin yönetimde belirleyici olduğuna dikkat çekenler de var. Ayrıca sağlık bakanı başta olmak üzere, pek çok bakanın koronavirüsle mücadele sürecindeki açıklamalarında hatalar bulunduğu konusunda hemfikir olanların sayısı hayli yüksek. Tüm kurumlardan nihayetinde sorumlu kişinin, başbakan olduğu ve karakterini bu kurumlara yansıtarak hatalar silsilesine neden olduğunu söyleyenleri de hatırlatmakta fayda var.

Brexit ile başlarsak; Avam Kamarası, Avrupa Birliği'nin (AB) karşı çıkmasına rağmen Brexit Anlaşmasını tek taraflı ihlal edecek İç Piyasalar Yasa Tasarısını kabul etti. Johnson'ın tasarıyı, AB'yi 31 Aralık'ta sona erecek Brexit geçiş dönemi öncesi bir ticaret anlaşmasına zorlamak için gündeme getirdiği yorumu yapılıyor. Başbakan'ın geçiş dönemi sonrası Birleşik Krallık'ı oluşturan İngiltere, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda arasındaki serbest ticareti korumayı amaçladığını söylediği tasarı, İngiliz bakanlara Kuzey İrlanda ve Birleşik Krallık'ın geri kalanı arasındaki ticaret konusunda daha fazla yetki veriyor. Geçen sene varılan Brexit Anlaşması'na göre, Birleşik Krallık AB'den ayrılsa da Kuzey İrlanda AB'yle gümrük birliği içinde kalmayı sürdürecek. İki taraf arasında bir ticaret anlaşmasına varılamaması durumunda, AB, Kuzey İrlanda ve Birleşik Krallık'ın geri kalanı arasında gıda nakliyatına engel getirebilecek.

BİRLEŞİK KRALLIK'IN BREXIT VE PANDEMİ SINAVI

Bu hamlenin ardından AB, İç Piyasa Yasa Tasarısı'nı onaylanması nedeniyle yasal işlem başlattı. AB'nin kararını açıklayan Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Johnson hükümetinden, sorunlu gördükleri hükümlerin eylül ayı sonuna dek çıkarılmasını istediklerini anımsattı. Bu taleplerin yerine getirilmediğini belirten Komisyon Başkanı , "Tasarının bu haliyle kabul edilmesi İrlanda ve Kuzey İrlanda protokolüne aykırıdır. Komisyon İngiliz hükümetine resmi tebligat gönderme kararı aldı. Bu tebligat, hukuku ihlal sürecinin ilk aşaması." ifadelerini kullandı.

Birleşik Krallık'ta son günlerdeki bir diğer önemli konu ise; koronavirüsle mücadelede yapılan hatalar. Öyle ki, ülkede önceki gün salgının başından bu yana ilk kez 10 binin üzerinde günlük vaka sayısı kaydedildi. Birleşik Krallık'ta hükümetin bilim danışmanı Patrick Vallance, 20 Eylül'de yaptığı açıklamada, Covid-19 vakalarının her hafta 2 kat arttığına dikkati çekerek, bu şekilde devam etmesi durumunda ekim ayı ortalarında günlük 50 bin vakanın görülebileceği uyarısında bulunmuştu.

Bu hızlı artış özellikle son bir aydır görülmeye başlandı. Ve bu artışın ardından hükümet üst üste yeni tedbirler açıkladı. Örneğin, 24 Eylül'de yürürlüğe yeni önlemler kapsamında, tüm bar ile restoranlar sadece masalara hizmet vermeye ve saat 22.00'dan sonra da kapanmaya başladı. Perakende mağazaları, taksiler ve konaklama sektöründeki mekânlarda da maske takmanın zorunlu hale geldi ve düğünlere katılacak kişi sayısı da 30'dan 15'e düşürüldü. Ülkede artan vakalar karşısında 14 Eylül'den itibaren 6'dan fazla kişinin bir araya gelmesi yasaklanmıştı. Yeni düzenlemeyle bu yasak spor salonlarındaki takım sporları için de geçerli olmuş ve stadyumların 1 Ekim'de kısmen açılmasına ilişkin plan da rafa kaldırılmıştı. Yeni önlemler kapsamında ayrıca, maske takmama veya 6 kişi kuralına uymamanın cezası 2 katı artırılarak 200 sterline çıkarıldı.

TOPLUMDA GELECEK KAYGISI HAKİM

Tabii, koronavirüsün ülke ekonomisine büyük zararının da altını çizmek gerek zira işten çıkarılanların sayısı her geçen gün artıyor. İşsizlik maaşına yapılan başvurular da işten çıkarılmaların artmasına paralel yükselişte. İşten çıkarılmayan özellikle turizm sektöründe çalışanların büyük kısmına ise işverenler tarafından part time çalışma teklifi sunuluyor. İşini kaybetmemek adına bu teklifi kabul eden çalışanlar, pek çok ülkedeki meslektaşları gibi geleceğe dair büyük kaygı içindeler.

Birleşik Krallık'ta tedbirlere uyma konusunda direnen vatandaşların rekor sayıdaki vaka artışı sonrası tutumları hangi yöne evrilir bilinmez ancak Brexit ve pandemi gibi iki önemli konuda ülke sarsılmaya devam edecek gibi görünüyor.

Kısa süre önce bir İngiliz gazetesinde okuduğum haberi alıntılayarak durumun ciddiyetini aktarmak istiyorum. Mart ayında karantina önlemleri kapsamında tiyatroların kapatılmasıyla işten çıkarılan tiyatroda görevli bir prodüktör, hükümet tarafından sağlanan destekle aylık yaklaşık 2 bin 500 sterlin kadar ödeme aldığını fakat geçen hafta Maliye Bakanı Rishi Sunak, tarafından duyurulan yeni iş destek programı nedeniyle hükümetten artık maddi destek verilmeyeceğini söylüyordu.

BİRLEŞİK KRALLIK'IN SOSYAL DEVLET POLİTİKASI ZARAR GÖRDÜ

Bu sadece bir örnek olsa da daha nice örnekler olduğuna şüphe yok. Ülke içinde özellikle salgınla mücadelede alınan tedbirlerin başarısızlığı konusunda Boris Johnson hükümetine tepkiler hayli fazla. Sosyal refah devletinin tarihine bakarsak sosyal yardımların sistematik olarak ilk kez düzenlenip uygulandığı ülke, Birleşik Krallık'tır. Kapitalist sistemin beşiği olan İngiltere, 1601 ve 1834 Yasaları ile Batılı ülkelerde yoksullara yardım alanında öncü olduğu gibi, çalışma hayatında da ilk sosyal mevzuatın çıkarıldığı ülke olmuştur. İşçilere 1824 yılından itibaren örgütlenme hakkı tanınmış ve 1840'tan sonra ise Fransa bu alanda İngiltere'yi izlemeye başlamıştır.

Birçok dünya liderinin gizli düşman ilan ettikleri Covid-19'la mücadelede, sosyal kamu politikalarıyla donanmış güçlü bir sosyal devlet gerektiği aşikâr. Uzmanlar, Covid-19'un kolayca ortadan kalkmayacağını belirtiyor. Bu sebeple ülkelerin sosyal devleti güçlendirmeleri ve buna uygun kamu politikaları geliştirmeleri şart. Özellikle sosyal alanda ve sağlık alanında devletin etkinliği güçlendirilmeli.

Sosyal devlet olmak konusunda her zaman kendi ile gurur duyan Birleşik Krallık'ın bugün izlediği politikaya bakmak başarısızlığını görmek için yeterli. Az önce bahsettiğim İngiliz prodüktör, satır aralarında dünya genelindeki işsizliğin ulaştığı noktayı aslında çok net özetliyordu; "Tüm çalışma hayatım bir anı olmaya başlıyor."

Tuğçe Akkaş

Daha fazla göster