“Aşı zorunlu olur mu?”

“Aşı zorunlu olur mu?”

Yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgını ile mücadele tüm dünyada devam ederken 2020 yılının bitimine az bir zaman kala virüsün mutasyona uğramış hali uluslararası kamuoyunda endişe yarattı. İngiltere'de ortaya çıkan mutasyona uğramış koronavirüs hızlı bir şekilde yayıldı ve Türkiye de dâhil olmak üzere pek çok ülkede görüldü.

Konuyla ilgili İngiltere'nin saygın kurumlarından Imperial College London'ın yaptığı açıklama hayli dikkat çekti zira açıklamada mutasyona uğramış virüsün en çok 20 yaş altındakileri hedef aldığı kaydedildi. Araştırmayı yürüten Profesör Neil Ferguson, "Bu virüsün kontrol altına alınması çok daha güç ve aşılama sürecinin bir an önce başlaması gerekiyor." dedi.

İngiltere'de üst üste alınan sıkı karantina önlemleri vaka sayılarındaki artışı durdurmaya yetmedi. Ülkede vaka sayısı günlerdir 50 binin üzerinde seyrediyor. Hastaneye yatış sayıları ise bahar aylarındaki yoğunluğun üzerine çıktı. Hastanelerin "şimdiye kadarki en yoğun kışı" geçirdiği söyleniyor. Bu arada İngiltere'de salgınla mücadelede bir diğer önemli gelişme, vaka sayısındaki artış nedeniyle salgının başlangıcında inşa edilen Nightingale acil bakım hastanelerinin yeniden etkinleştirilmesi. İngiliz basını, Londra'daki üç hastanenin yoğun bakım ünitelerinin yılbaşı gecesi dolu olduğunu hatta bazı hastaların başka hastanelere nakledildiğini duyurdu.

İngiltere, Avrupa'da aşılamaya başlayan ilk ülke oldu. Aşı ile ilgili hükümetin bir açıklaması var ki, doktorların tepkisini topladı. Başlangıçta 21 gün arayla yapılması planlanan Pfizer-BioNTech aşısı ve önümüzdeki hafta başlayacak Oxford-AstraZeneca aşısının ikinci dozlarının, 12 hafta aradan sonra yapılacağı bildirildi. Doktorların meslek örgütü, ikinci doz için öncelikli gruplardaki insanlara ayarlanmış randevuların iptal edilmesinin "büyük haksızlık" olacağını söyledi.

"AŞI PASAPORTU" TARTIŞMALARI

İngiltere'de aşılama sürecinde öne çıkan bir diğer tartışma konusu, "Covid-19 aşısı olanlara ek haklar sağlanıp sağlanamayacağı".

Tartışmanın ana başlığının "aşı pasaportu", "bağışıklık sertifikası" ya da bir diğer tabirle "aşı karnesi" olduğunu söyleyebiliriz. Bu önerinin uygulanması halinde aşıların salgın karşısındaki etkisinin artacağı ve ekonomilerin toparlanmasını kolaylaştıracağı savunuluyor. Öneriye göre, aşı yoluyla ya da hastalığı geçirerek koronavirüs bağışıklığı kazanan ve bunu belgeleyen kişiler ek haklara sahip olabilir veya bazı kısıtlamalardan muaf tutulabilir. Örneğin, bu belgeye sahip olanlar seyahat engellerine tabi tutulmayabilir, kafe, bar ve restoranlara girebilmek gibi "ayrıcalık" taşıyabilir. Hatta bazı şirketlerin işe alımlarda benzer bir belgeyi talep etmesi söz konusu olabilir. Bu konudaki benzer haberleri sıralarsak; Avustralya'nın en büyük hava yolu şirketi Qantas, uçağa binecek yolculardan "bağışıklık pasaportu" istemeyi gündeme getiren ilk şirketlerden oldu. Ardından New York Times gazetesi aralarında United Airlines, JetBlue ve Lufthansa'nın da yer aldığı şirketlerin, "CommonPass" adlı sağlık pasaportu uygulamasını devreye sokmayı planladığını yazdı. Ayrıca spor müsabakaları gibi kitlesel buluşmalarda yine bu belgenin istenebileceği de gündeme geldi.

Dünya Sağlık Örgütü'nden (DSÖ) konuya ilişkin şu ana kadar net bir mesaj gelmedi. Yalnızca DSÖ yetkilisi Catherine Smallwood, bir basın toplantısında, ülkelere giriş çıkış sırasında bağışıklık sertifikasına bakılması gibi bir öneride bulunmadıklarını ifade etti.

Aslında bu tartışma "Aşı zorunlu olur mu?" başlığı altında da yaşanıyor. Aşı karşıtlığı ile ilgili bazı uzmanların önemli açıklamaları oldu. Şöyle ki; "aşı zorunlu" olmasa bile kimi şirketlerin çalışanlarına zorunlu tutması veya hava yolu firmalarının yalnızca aşılananlara uçuş izni verme durumunda resmi kılınmasa da hayatın içinde zorunlu olacağı hatta herhangi bir ülkenin "Ben sadece aşılananlara giriş hakkı veriyorum." diyebileceği dahi söyleniyor.

AŞI HERKES İÇİN ERİŞİLEBİLİR OLMALI

"Aşı pasaportu", "aşı karnesi" veya diğer adıyla "bağışıklık sertifikası" zorunlu olur mu, önümüzdeki günler gösterecek fakat seyahat kısıtlamalarına yönelik gündeme gelen "aşı sertifikası" yeni bir fikir değil. İlk kez 18. yüzyılda ortaya çıkan ve halen Afrika ve Güney Amerika'da görülen sarıhumma salgınına karşı da benzer bir uygulama yürürlükte. Sarıhummanın bulunduğu bölgelere gidenlerden veya bu bölgelerden diğer ülkelere geçenlerden sarıhumma aşısı olduklarını belgelendirmeleri istenebiliyor.

Öte yandan, çok sayıda bilim insanı Covid-19 konusunda böyle bir uygulamanın yürürlüğe konmasını toplumda ayrımcılık yaratabileceğini belirterek, var olan eşitsizlikleri daha da derinleştireceğine vurgu yapıyor. Hatta aşı olanların serbestçe dolaşabildiği, diğerlerinin engellendiği bir durumda, aşıya ya da Covid-19 testlerine erişemeyenlerin veya buna maddi olarak gücü yetmeyenlerin özgürlüğünün fiilen kısıtlanacağını aktaranlar da var. Uzmanların bu soruna ilişkin çözüm önerisi ise, Covid-19 testlerinin ve aşının herkes için erişilebilir olmasının garanti edilmesi.

Bugüne kadar aşıların toplum sağlığını olumlu yönde etkilediği gerçeğinden yola çıkarsak, bir yanda aşıya hiç ulaşamayacak milyarlarca insan varken, aşı olalım mı, olmayalım mı, diyebilecek lükse sahip değiliz. Şüphesiz bilimin kılavuzluğundaki tek gerçek şu ki, koronavirüsten kurtulabilmemiz için en önemli silah aşı olacak.

Tuğçe Akkaş

Daha fazla göster