Küresel salgına karşı küresel iş birliği

Küresel salgına karşı küresel iş birliği

2020'nin CRI Türk'teki bu son yazısını, yılın en önemli olayının, yani Covid-19 salgının genel bir değerlendirmesine ayırmak istiyorum.

Değerlendirmeye Çin Komünist Partisi'nin (ÇKP) bu konudaki saptamasını aktararak başlayayım. ÇKP'nin değerlendirmesi ve 25 Aralık'ta bu konuda yaptığı açıklamada belirttiği sonuç şu: "Covid-19'a karşı olağanüstü zafer elde ettik."

Batı medyası bunu "ÇKP'nin kendi kendini beğenmesi" şeklinde sığ bir yorumla haberleştirdi. Ancak burada oldukça derin bir saptama var. Üstelik sadece Çin için değil, dünya için…

Salgınla mücadelenin başarısının küresel çapta topyekûn mücadeleden geçtiği gerçeği, ÇKP'nin bu saptamasını daha da önemli kılıyor.

Artık genel bir değerlendirmeye geçebiliriz.

ÇİN'İN SERT AMA SONUÇ ALAN ÖNLEMLERİ

1. Çin, Covid-19 salgınıyla karşılaştığında ve bunun boyutu anlaşıldığında iki şey yaptı: Birincisi, salgının boyutunu iyi anlayamayan yerel yönetimdeki kritik yöneticileri değiştirdi. İkincisi, salgınla mücadeleyi, salgının görüldüğü eyalete bırakmayıp, merkezi olarak üstlendi.

2. Çin yönetimi bu aşamada Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) başta olmak üzere tüm dünyayı bilgilendirdi.

3. Çin yönetimi hızla salgının görüldüğü Wuhan'ı karantinaya aldı; sert ve disiplinli kurallar koydu. Öyle ki, başta ABD'liler olmak üzere Batılı siyasetçiler, yorumcular ve gazeteler bu sert yöntemleri "Çin yönetiminin halkına zulmü" gibi sundular!

İlginç olanı, Çin'i salgınla mücadeledeki sert önlemleri nedeniyle eleştirenler, birkaç ay sonra salgın kendi ülkelerine ulaştığında, bu kez de Çin'i salgın konusunda dünyayı geç bilgilendirmekle suçlamaya kalktılar! Oysa, örneğin Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Ticaret Bakanı'nın o insanlık dışı açıklamasında görüldüğü gibi, ABD salgından en başından beri haberdardı ve salgının Çin ekonomisine zarar vereceğini, bunun da ABD ekonomisine yarayacağını düşünüyordu!

4. Çin'in sert ve tam önlemler alabilmesinin birkaç nedeni vardı: Birincisi, Çin ekonomisi, ekonomik faaliyetleri askıya alıp tam karantina uygulayabilecek güçteydi. İkincisi, Çin toplumu, disiplinli ve dayanışmacı bir toplumdu. Üçüncüsü, 80 milyon üyeli ÇKP'nin kadroları salgınla mücadelenin sağlıkçılar dışındaki önemli bir neferleriydi.

AB ÜYESİNE SINIRLARINI KAPATTI

5. Salgın İtalya'ya sıçradığında, kâr odaklı kapitalist sistemin ne kadar insanlık düşmanı olabileceği gerçeği geniş kitlelerce görüldü. Çin'in sert önlemlerini "halka zulüm" diye gören Avrupa başkentleri, anında İtalya'ya sınırlarını kapattı!

İtalya'da bazı partiler ve halk hem serbest piyasa ekonomi modelini hem de Avrupa Birliği (AB) üyeliğini sorgulamaya başladılar.

Salgın İtalya'dan İspanya'ya ulaştığında da artık "kamuculuk" ve "kamulaştırma" gibi kavramlar tartışılmaya başladı Avrupa'da…

6. AB'nin İtalya'ya sırt döndüğü şartlarda Çin ve Küba, İtalya'ya doktor heyetleri ve tıbbi ekipmanlar gönderdi.

ABD YÖNETİMİ SALGINA YENİLDİ

7. Salgın ABD'ye sıçradığında emperyalist kapitalist modelin salgınla mücadele gibi konularda ne kadar başarısız olduğu ortaya çıktı. Özel sağlık anlayışının nasıl çuvalladığı ve kamu sağlığını nasıl göz ardı ettiği görüldü.

ABD yönetimi, halkı değil kapitalist şirketlerin gelirlerini düşündüğü için Çin gibi ekonomik faaliyetleri askıya alamadı. Amerikalıların ücretsiz test yaptıramadığı, sigortası ve parası olmadığı için hastaneye yatamadığı tablolar, evsizlerin trajik sahneler oluşturduğu yıkım görüntüleri "Amerikan Rüyası"nın sonuydu…

8. ABD yönetimi bu tabloyu değiştiremeyeceğini gördüğünde, çareyi "düşman yaratmakta" buldu; Çin'i suçladı.

"Çin virüsü" diyerek ırkçılık yaptı, virüse pasaport oluşturdu. "Çin salgını geç bildirdi" diyerek yalana sarıldı. Kendisini doğrulamayan veriler nedeniyle DSÖ'yü hedef aldı.

9. ABD'nin bu yöntemi en çok Amerikalılara zarar verdi. Çünkü küresel salgına karşı küresel mücadele vermek gerekiyordu ancak ABD Çin'le iş birliği yapacağına bu ülkeye düşmanlık yaptığından, salgınla küresel mücadelede zaaflar oluştu. Bu da vaka ve ölüm sayılarında görüleceği üzere, ne yazık ki en çok Amerikalılara olumsuz yansıdı.

Özetle sosyalist Çin'e kötülük yapmak isteyen ABD yönetimi, aslında kendi halkına, Amerikalılara kötülük yapmış oldu.

VİRÜS DE SALGIN DA SINIFSAL

10. İster ABD'ye isterse Türkiye bakın; göreceğiniz ilk gerçek şudur: Virüsün bulaşması da tedavisi de sınıfsaldır.

Parası olanın kendi kişisel karantinasını oluşturarak virüsten korunduğu ancak çalışmak zorunda kalan emekçinin virüsten kaçınamadığı görülecektir. Nitekim ABD'de virüse en çok yakalananlar siyahlar ve hispaniklerdi. Nitekim İstanbul'da virüsün en çok görüldüğü yerler emekçilerin yaşadığı Bağcılar ve Esenler gibi ilçelerdi.

11. Virüsün bu sınıfsallığı kapitalist ekonomilerde şu tabloyu ortaya çıkardı: Salgında zenginler daha da zenginleşti, yoksullar daha da yoksullaştı. ABD'nin en zengin 400 milyarderinin serveti, salgında yüzde 34 arttı örneğin. En zengin yüzde 1'in serveti, yüzde 50'nin servetine denkti. Zenginle yoksul arasındaki makas açılıyordu yani…

KÜRESEL İŞ BİRLİĞİ VE DAYANIŞMA

Salgında bir yıl dolmak üzere. Umarız insanlık bundan büyük dersler çıkaracaktır. Zira Covid-19, son 20 yılda görülen virüslerin devamıdır. Önümüzdeki yıllarda başka virüslerin olacağı da kesindir. Bu evrimin gereğidir. Virüs gibi hızla çoğalan, yayılan ve değişen yapılar, evrimin hızlandırılmış bir görüntüsüdür bir ölçüde.

İşte bu gerçek nedeniyle, yeni salgınlarla mücadele için ülkeler önlerine "küresel iş birliğini" koymalıdır. Aşı geliştirme, aşıyı yoksul ülkelerin erişimine açma, salgınla mücadelede ekonomiden tıbbi ekipman dayanışmasına pek çok alanda yardımlaşma, DSÖ'nün fonlarını artırma gibi ilk elden kimi önlemlere geçilmelidir.

Mehmet Ali Güller

Daha fazla göster