“Büyük Beşli Mücadele” öncesi stratejik hamleler

“Büyük Beşli Mücadele” öncesi stratejik hamleler

Çin'in son 1,5 ayda küresel çapta iki büyük hamlesi oldu:

1. Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşması (RCEP), sekiz yıl süren müzakerelerin ardından Çin, Japonya, Güney Kore, Avustralya, Yeni Zelanda ve Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği'nin (ASEAN) 10 üye ülkesi tarafından 15 Kasım 2020'de imzalandı. Böylece dünyanın en büyük serbest ticaret alanı oluşturuldu.

2. Altı yıldır süren müzakerelerin ardından Çin Halk Cumhuriyeti ile Avrupa Birliği (AB) arasında, 30 Aralık 2020'de Kapsamlı Yatırım Anlaşması imzalandı.

2019 yılında karşılıklı ticareti 650 milyar doları bulan Çin ve AB, Kapsamlı Yatırım Anlaşması ile bu ticaret hacmini hızla yükseltecekler. Ancak bu anlaşma, ekonomi anlaşmasının ötesinde, siyasi anlamı, değeri ve etkisi de olan bir anlaşmadır. Şundan:

Çin, bu anlaşmayla AB yatırımcılarına pazarını görülmemiş ölçüde açmış oldu. Bu ilk bakışta Çin'in aleyhine gibi görünen bu durum, ancak "büyük beşli mücadele" açısından, olağanüstü değerde stratejik bir hamle aslında…

SONU VE ÜST SINIRI OLMAYAN İŞ BİRLİĞİ

Büyük beşli mücadele, yani Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Çin, AB, Rusya ve Hindistan'ın mücadelesi, 21. yüzyılın ikinci çeyreğine damgasını vuracak.

"Amerikan Hegemonyasının Sonu" isimli kitabımızda ayrıntılı bir şekilde incelediğimiz gibi ABD, 1990'larda Çin'e karşı "daha geniş Batı" stratejisi belirlemişti. "Daha geniş Batı", Çin'e karşı Rusya'yı kazanmaktı özetle…

Putin'in Rusya'sı bu stratejiyi reddetti ve Çin'le stratejik ortaklık kurdu. Öyle ki, Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, bu stratejik iş birliğini artık "sonu, üst sınırı ve kısıtlı alanları olmayan" bir iş birliği diye niteliyor (2.1.2021).

ABD Kongresi de Pentagon da Dışişleri de bu gerçeği çoktan saptamış durumda ve o nedenle "Hindistan'ı kazanmak" stratejisini hayata geçirmeye çalışıyor. Çünkü Washington biliyor ki, ABD'nin Çin ve Rusya ikilisini geniş Asya'da dengeleyebilmesi, ancak Hindistan'la ittifak yapabilmesine bağlı.

BIDEN'IN ABD-AB İLİŞKİLERİNİ RESTORE ETME HEDEFİ

ABD için Çin-Rusya iş birliğine karşı başarının bir diğer ölçütü, AB'yi bu mücadeleye katabilmesindedir. Aslında son ABD başkanlık seçimi de "üst siyaset" çevreleri açısından bu probleme çözüm bulma seçimiydi. ABD "üst siyaset" çevreleri, egemen sınıf temsilcileri, büyük tekeller, Trump'ın "önce Amerika" stratejisi ile ihmal ettiği hatta yer yer tahrip ettiği Transatlantik ittifakın yeninden restore edilmesini istiyor.

Joe Biden'ın başkanlığı, bu ihtiyacın sonucudur. Nitekim Biden AB'yle ilişkileri düzeltme hedefini, başkanlık hedef listesinin en üstlerine koydu. 

İşte Çin'in altı yıldır süren müzakereleri Biden'ın göreve başlamasından 20 gün önce sonuçlandırarak AB'yle Kapsamlı Yatırım Anlaşması yapması, bu bakımdan oldukça önemlidir.

Öyle ki, Biden'ın Ulusal Güvenlik Danışması Jake Sullivan, AB yetkililerinden anlaşmayı imzalamadan önce Biden'ı beklemelerini bile istemişti: "Biden-Harris yönetimi Avrupalı partnerleri ile Çin'in ekonomik pratiklerinin yarattığı endişeleri konuşmaktan memnun olacaktır."

ÇİN EKONOMİSİ AB İÇİN CAZİBE MERKEZİ

Ancak AB, Çin ile anlaşmayı tercih etti. Çünkü salgının bütün ekonomileri tahrip ettiği şartlarda, büyük ekonomiler içinde bu yılı büyüyerek çıkaran tek ekonomi Çin oldu. Brüksel için 2021'nin de kötü olabileceği şartlarda Çin'le anlaşmak, büyük ekonomik kazançtı…

İki yıl öne Çin ekonomisinin ABD ekonomisini 2032 yılında yakalayacağı belirtilirken, bu yıl makas daraldı ve Çin'in 2028'de ABD'yi yakalayacağı hesaplandı. (Satın Alma Paritesine göre Çin ekonomisi ABD'yi zaten yakalayıp, geçmişti.)

İngiliz Ekonomi ve İş Araştırmaları Merkezi'nin (CEBR) raporu, Çin'in ekonomik büyümesini 2021'den 2025'e kadar ortalama yüzde 5,7 ve 2026'dan 2030'a kadar ortalama yüzde 4,5 oranında öngörüyor (26.12.2020).

İNİSİYATİF ÇİN'DE 

Özetle, Çin son 1,5 ayda önce Güneydoğu Asya ülkeleriyle dünyanın en büyük serbest ticaret alanını oluşturdu, ardından da AB'yle Kapsamlı Yatırım Anlaşması yaptı.

Bu iki anlaşma, pratikte ABD'nin ekonomi alanını daraltan hamlelerdi.

Çünkü Trump 2017'de Trans-Pasifik Ortaklığı'nı bozmuş, yerine 2018'de 11 ortaklı Kapsamlı Trans-Pasifik Ortaklığını kurmuştu. Çin'in 15 üyeli Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşması (RCEP) ise onu aşan bir boyutta ortaya çıkmış oldu.

ABD'nin AB ile ilişkileri restore etme hedefini ilan ettiği ve AB yetkililerinden "Çin ile anlaşmadan önce bizi bekleyin" çağrısı yaptığı şartlarda, Brüksel'in Çin'le anlaşmayı tercih etmesi şu anlama geliyor: ABD, AB ile ilişkileri restore edebilse bile öyle Soğuk Savaş dönemindekine benzer türden bir ilişkiyi yeniden oluşturabilmesi olası görünmüyor.

Kısacası "büyük beşli mücadelede" inisiyatif Çin'de…

Mehmet Ali Güller

Daha fazla göster