Eva Siao ve Çin bilgeliği

Eva Siao ve Çin bilgeliği

Beijing 2022 Kış Olimpiyat Oyunları Organizasyon Komitesi kısa süre önce yaptığı açıklamada oyunların felsefesine değindi. Buna göre, Beijing Kış Olimpiyatları, "yeşil, paylaşımcı, açık ve temiz" kavramlarına bağlı kalacak ve Olimpiyat Oyunları'nın yeniliği için her zaman aktif olarak Çin bilgeliğini yansıtacak.

Çin bilgeliği denince aklıma "Eva Siao".   Eva, 1911 yılında Breslau'da bir Alman Yahudi ailesinin kızı olarak doğdu. İyi eğitim almış, sanat alanında yetenekli bir kızdı. 1930 yıllarının başlarında Almanya'nın Yahudiler için güvenli bir yer olmadığı artık belli olmuştu. Eva, aile kökenleri nedeniyle okulda sıkıntılarla karşılaşıyordu. Almanya'dan ayrıldı ve erkek kardeşinin orkestra yönetmeni olarak çalıştığı Stockholm'e gitti. 1934'e kadar çeşitli işlerde çalıştıktan sonra Sovyetler Birliği'ne gitmeye karar verdi. 1935 yılında Eva ile Siyau evlendi.Nazım Hikmet'in şiirine konu olan dostu Siyahuile birlikteliği Çin vatandaşlığına kadar uzandı.

ŞAİRLERİN DOSTLUĞU

Eva, önce TASS ajansı, sonra Yeni Çin Haber Ajansı için çalıştı. Eva Siao'nun "Çin: Hayallerim, Hayatım" adlı kitabı Türkçe'ye çevrildi. Elimdeki kitabın başında el yazısıyla "Evimdeki hoş buluşmanın anısına 20 Şubat 1995" diye yazmış. Diğer kitapları Pekin: Etkiler ve Karşılaşmalar (1956), Pekin Operası (Eva Siao'nun fotoğrafları ve Rewi Alley'inyazılarıyla/1957), Tibet (1957), Tibet Üzerindeki Yıldızlar (1961), Küçük Şeytancık (1962).

Eva, kitabının Türkçe baskısı için yazdığı ön sözde, Türkiye'ye olan yakınlığını eşi, Çinli şair Emi Siao (Siao San) ve Türk şairi Nazım Hikmet'e borçlu olduğunu belirtiyor. İki şairin dostluğu 1920'li yılların başında Doğu Emekçileri Moskova Komünist Üniversitesinde okudukları günlere dayanıyor ve Nazım Hikmet'in öldüğü 1963 yılına kadar sürüyor. Emi 1983'de, Eva da 2001'de bu dünyadan ayrıldı.

"DAİMA KENDİNİ TOPARLAYAN ÜLKE"

Eva'nın kitabında Çin bilgeliğiyle ilgili şunlar yazıyor:

"Çin, 1949'dan beri yapılan yanlışlar yüzünden ara sıra yenilgiye de uğrasa, gelişmekte olan bir ülke. Bu iniş çıkışları kitabımda anlattım. Fakat, yapılan hatalar üzerine sık sık özeleştiri yapan ve daima kendini yeniden toparlayan bir ülkeden, fotoğraflarımda ve filmlerimde neden kötü ve çirkin şeyler göstereyim? Ben Çin'i sokaklarda rastladığım insanlarla, fabrikalardaki işçilerle, tarlalardaki köylülerle, doktorlarıyla, sanatçılarıyla, ressamlarıyla, yazarlarıyla vs. Yaptığım iş icabı karşılaşarak sevmeyi öğrendim... Bu insanların her birinin, benim objektifimle yakaladığımı umduğum, dışa yansıttığı kendine özgü bir ışığı vardı. Filmlerimle ve fotoğraflarımla Çin'e ve insanları hakkında sempati uyandırabildiğim için seviniyorum.

GENÇLER​ İÇİN ÇARPAN KALP

"Kalbim Çin'deki ve her yerdeki gençler için çarpıyor. Genç insanlara yaşadıklarımı ve duygularımı aktarmayı isterdim, çünkü onlar insanlığın geleceğinden sorumludurlar. Hümanizmin ve adaletin hakim olduğu yaşanmaya değer ve yaşanabilir bir toplumu onlar yaratabilir. Fakat bunu yapabilmek için, iktidar ve para hırsının, haset ve kıskançlığın, ayrıca zenginliğin kimseye mutluluk getirmeyeceğini anlamaları gerekiyor. Benim için mutluluk, gözümün önünde uğrunda savaşacağım bir ideal olmasıdır, ahenkli bir ruh ve gönül zenginliğidir. Fakat bu son ikisi gökten zembille inmez. Uğraş verilerek elde edilir. Kendi üzerimde kazandığım her zafer bir zenginliktir. Bu zenginlik bana üstün olma gücü verir. Zor durumlara, ağır hayal kırıklıklarına karşı direnme gücü verir. Pek çok defa söylediğim gibi: Bu gücü Çin'den, bu düşünceyi de Çin'in bilge felsefesinden aldım."

Kamil Erdoğdu

Daha fazla göster